Souls oyunlarına saygı duyuyorum. Bu devirde sıfırdan bir tür oluşturmak ve endüstriyi gözle görülür biçimde etkilemek kolay iş değil. Diğer yandan ise beni sinir etmiyor da değil çünkü çok da hayranı olduğum bir şey sunmuyor ve bu görmeyi tercih etmediğim mekaniklerin türlü türlü oyuna yedirilmiş olması da canımı sıkıyor haliyle. “Etkilenenleri” bir kenara bırakıp da “etkileyene” yani Hidetaka Miyazaki’nin bizzat parmağı bulunan mevcut altı Souls oyununa baktığımızda gördüğümüz temeller sağlam ve tok hissettiren dövüş sistemi, sadece belli başlı noktalarda bulunan kayıt noktaları ve dillere destan olmuş saç baş yoldurucu zorluktaki boss savaşları olarak özetlenebilir.

Yönetmenin türe kendi elleriyle kazandıracağı altıncı oyun olan Elden Ring bundan iki yıl önceki E3 Xbox Konferansı’nda duyurulmuştu, hatırlarsanız ve geçtiğimiz aylarda düzenlenen Summer Game Fest açılış gecesi şovunda da hikaye fragmanını görmüştük. Hayranlar sabırsızlıkla oyuna dair yeni bir şeyleri görmeyi bekliyorlardı ve hatta oyunun erken aşamalarındaki bir halinin Xbox One platformundan kısacık bir videosu da yakın tarihte internete düşmüştü. Allah’tan oyuncular bu  kargacık burgacık videoya muhtaç kalmadılar da ondan kısa bir süre sonra resmi bir oynanış videosu bizlere sunuldu. Hem de tam yirmi dakika uzunluğunda!

İlk paragrafta bahsetmiştim, sıkı bir Souls hayranı değilim. İçlerinden sadece Sekiro’yu oynadım bir süre ama onun dışında geri kalan oyunlara sadece seyirci olarak şahit oldum. Tabii yine de gördüğüm şeylerden yorum yapmaya yetecek kadar hakimiyete sahip olduğuma inanıyorum. Videoya dair en çok hoşuma giden şey, seyahat etme mekaniği sayesinde işlerin hızlanması ve ayrıca sonlara doğru gösterilen devasa kalenin ihtişamı oldu. Büyülerin görselliği de daha cafcaflı ve orijinal olmuş diğer Souls oyunları ile kıyasladığımızda. Bosslar her zaman olduğu gibi tasarım açısından etkileyici duruyor.

Sevmediğim şeylere geldiğimizde ise souls türünde en sevmediğim oyunlar olan Dark Souls üçlemesini bu videoda fazlasıyla hatırlamam başı çekiyor. O oyunların atmosferinin basıklığı ve ortamları bana hep sıkıcı ve bunaltıcı gelmiştir. Ayrıca büyü saldırılarının görselliği ne kadar hoşuma gittiyse yakın dövüş saldırılarda kullanılan animasyonların, Dark Souls oyunlarında gördüğümüz animasyonların neredeyse aynısı olması da rahatsız etti, karakterin yürüyüşü ve yuvarlanışı dahil. Bununla bağlantılı olarak oyunun bir Bloodborne ya da Sekiro: Shadows Die Twice kadar souls türü içinde kendi kimliğine sahipmiş havası vermediğini de söylemeliyim, buna Dark Souls 4 deselerdi bir kişi de çıkıp “Hiç benzemiyor ama!” demezdi emin olun. Açık dünya tercihi de yanlış geliyor bana, bu tür bir oyunu hub-world mantığı ile oynamayı tercih ederim.

George R. R. Martin’in de katkılarını duyduğumuzdan dolayı; oyunun hikayesine, karakterlerine dair bir şeylerden haberdar olmak için kocaman açık dünyadaki bir fındık tanesinin kabuğunu okumak zorunda kalmayacağımızı umut ettiğim ve 2022 boyunca memeleri ile sosyal medyayı meşgul edeceğini inancımın tam olduğu Elden Ring için hisleriniz ne yönde? Oynanış videosu olumlu ya da olumsuz ne tür değişiklikler oluşturdu bünyenizde? Dark Souls oyunlarına benzerliği konusunda bana katılıyor musunuz yoksa bambaşka duruyor mu? Sözlerinizi, yeminlerinizi ve mücadelelerinizi ruhlar basarak güçlendirdiğiniz tükenmez kaleminiz ile bir kağıda işleyin ve bu kağıdı da Geekyapar ofisinin odun ateşinde bizlere okuyun.

Yazar

Hikâye odaklı oyunlar oynarım, film/dizi izlerim, arada sırada da çizgi roman okurum. Bunlarla meşgul değilsem de muhtemelen uyuyor olurum. "Benim düşünceme göre endişelenenler iki kez acı çeker."

Bir Yorum Yazmak İster Misin?

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.