Yükle Gelsin!

Biliyorsunuz, burada sık sık gişe haberleri yapıyoruz; zira, daha önce de söylemiştim, bunların istatistiğini tutmak, rakamları kapıştırmak çok spesifik bir geek kemiğimizi okşuyor. Ama dikkatinizi çekmiştir, hep büyük başarıların haberini yapıyoruz. Sağ olsun 2015 bize inanılmaz garip gişe hikayeleri verdiğinden dolayı da üst üste bunlara çalıştık bir süre.…

Açık konuşayım, bu görüşü ilk defa dile getirmiyorum. Bundan yıllar önce, Grand Theft Auto IV ilk çıktığı zamanlar bir oyun dergisinde çalışıyordum. O zaman PS3’üm yoktu henüz. Elde avuçta olan bilgisayarla, hüzünlü hüzünlü Everybody’s A Rat fragmanını döndürüyordum o zaman video formatı kare olan YouTube’da. Dev arzu nesnesiydi benim için GTA IV.…

Yıllardır bu soru dolanıyor kafamda. Gerçekten. Wachowski kardeşlerle Tom Tykwer’ın, 2012 senesinde David Mitchell’a ait aynı adlı 2004 romanını uyarlamalarından beri aynı şeyi düşünüyorum. Bu film iyi mi, kötü mü? İşin ilginci, dün geceye kadar filmi izlememiştim bile. Bu soru kafamda filmi izlemekle ilgili dönüp duruyordu. Çünkü, itiraf edelim, geek camiasının…

Bloodborne çıkalı makul bir zaman geçtiğine göre, artık PvP’yi konuşmamızın vakti geldi. Ana hikayeyi bitirdiniz, belki de üçüncü kez oynuyorsunuz, fakat hala o bilindik çan çalındığında içinizi bir korku kaplıyor ve karşınıza gelecek avcıdan inanılmaz derecede tırsıyorsanız, şampiyonluk yolunda atmanız gereken adımlardan bihabersiniz demektir. İşte ben size bu…

26 yıllık hayatımda, dünya üzerinde beni asla tatmin etmeyen 2 şey baki kaldı hep; Çikolatalı süt kutularının yeterince büyük olmaması Korku filmlerinin ve slasher janrının yeterince korkutucu gelmemesi Şimdi arkalardan “Derdinle tenhaya çeklieyim Berkun abi” dediğinizi duyar gibiyim. Fakat sormak istiyorum sana okur. İnsanın gerçekten bir slasher filmi izleyip korkmak…

Harry Potter ilk geldiğinde kendisini Yüzüklerin Efendisi’ne ısınma turu olarak izlemek mümkündü açıkçası. Ama seri üçüncü filmden sonra kulvarında tek başına kaldı. İlk başta daha küçüklere yönelikken, yetişkinlere de hitap etmeye başladı ve kitaplarını okumamış olsam da aklımda yer eden film serilerinden biri olarak hayatımdaki yerini aldı. Seri…

Bakın, önceden bir şeyi netleştireyim. Hiçbir şekilde bir MMO’nun free-to-play olmasını başarısızlık olarak görmüyorum. Bir MMO oynaması ücretsiz hâle gelince “ahanda bak WoW’a dayanamadı hüloy” diye sevinen bir karakterde değilim. Bu skalda, tam zıddı bir yerde duruyorum hatta. Merak ettiğim, denemek istediğim bir MMO free-to-play olunca, zil takıp…