Daha önce hem bu sayfalardan, hem de duyma mesafesinde yakaladığım herkese, bulabildiğim her mecradan söylemiştim: Bence şu sıralar bir Star Wars hayranı olmak için muhteşem bir dönem geçiriyoruz. Buna karşı…
Heyecan var mı heyecan? Beklentiler ne kadar yüksek? Kimler biletlerini şimdiden aldı bakalım? Tüm bu sorular biraz zamanını bekleyedursun, çıkmasına bir haftadan da az bir süre kalmışken Fantastic…
Now You See Me serisinin ilk filmi olumlu eleştiriler ve hayran tepkileriyle sinema gündemine oturmuştu hatırlarsanız. Prestige, Illusion gibi ağır başlı sihirbazlık filmleri yavaş yavaş eskirken Now You…
2016 ödül sezonuna ufaktan giriyoruz, titremeleri hissettiniz mi? Ufak ufak melodramatik aşk filmleri, psikolojik tahlili bol dramlar ve elbette festival döneminin kamberi sert biyografik filmler ortaya çıkmaya başladı.…
Yükle Gelsin!
Bütün denemelerim ölümle sonuçlandı. Hepsi. İnsanlara güvenmeyi tercih edince öldüm, insanlara güvenmemeyi tercih edince öldüm; avlanayım derken, göçebe takılayım derken, eşkıya olayım derken öldüm. Rust’ta her yolun sonu ölüm. Kaçışın yok. Öleceksin. Üstelik yanlış bir butona bastığın için değil. Quick Time Event’i kaçırdığın için değil. Koltukta oturan kendi…
İlk bölümle nice kalpler kırdık, sonu gelmeyen tartışmalar yarattık. Dersimizi çıkarmamış olacağız ki, bir kere daha bu tehlikeli sulara atlıyoruz. Tüm arşivimizin altını üstüne getirdik, hatırlamadıklarımız için interneti, hatırlayabildiğimiz için dosyalarımızı karıştırdık. En sonunda acayip içimize sinen bir en 6 çıktı ortaya. FauxPlay’in Pazar listeleri, enstrümantel olmayan en…
Bir dizi düşünün. Animasyon. Simpsons’ın yaratıcısı yapmış bu diziyi, çizimlerinde onun tarzı çok net hissediliyor. Gelecekte geçiyor bu dizi, kendi halinde bir kuryenin yanlışlıka (ya da öyle mi?) dondurucu makineye düşüp, 3000 senesine gitmesini konu alıyor. Bir dizi düşünün ki kendini tanımlamak için bütün bu cümleleri kullanıyor, ama…
Sevgili J.K Rowling, Bugünkü beyanınızı duydum. Dün gece saat altı sularında yatmadan evvel cep telefonumda denk gelmiştim. Sahte sandım. Böyle bir şey denmiş olamaz, denemez dedim. Vurdum kafayı yattım uyudum. Sabaha baktım ki biz de yapmışız haberi. Kıllandım, işkillendim. Baktım, IGN’inden Yahoo’suna, Sunday Times’ından io9, Buzzfeed, Leaky Cauldron’una…
“Çok özür dilerim. Hayranların öfkesini duyabiliyorum ama üzerinden vakit geçince anladım. Anlamlı olduğu için değil, kişisel sebeplerden ötürü bu tercihi yaptım. Umarım böyle diyerek insanların kalbini kırmıyorum.” demiş J.K. Rowling. Hatta “Muhtemelen Ron ve Hermione’nin ilişkisi yürümezdi, evlilik danışmanı gerekirdi” demiş. Röportaj Wonderland dergisi için, bizim Emma…
Bu yazıda burada adını anmamın gereksiz olduğu, çok saygıdeğer, muhterem bir abimizin enteresan bir oyunculuk davranışını ve bu davranış çerçevesinde oyun sonlarının benim için ne anlam ifade ettiğini anlatmaya çalışacağım. O’na bu yazı boyunca Mutand diye hitap edelim. Bak, Mutand Bey’e hemen kanın ısındı dikkat edersen, az önce…
Lego bu sene birbirinden güzel yeni setleriyle bizi taciz etmeye devam ediyor. Öncelikle yaklaşık 1-2 ay önce duyrulan dünyanın en uzun dizisi olma özeliğine sahip The Simpsons’ın setini duyurdu Lego! Bu inanılmaz detaylı setle ağzımızın suyunu akıtan Lego tam kendimizi toparlıyoruz derken şimdide Ghostbusters setinin üretimin başladığı haberini…
Davullar çalınsın, dargınlar barışsın geekyaparlar! Frank Castle, nam-ı diğer Mavi Kaplan, nam-ı diğer The Punisher yepyeni bir seri ile dönüyor. Nathan Henry Edmondson tarafından yazılan The Punisher: Vol.10’da kara kalpli intikam savaşçımız bu sefer New York sokaklarını değil Los Angeles sahillerini kana boyayacak. Los Angeles’ı sadece GTA’nın mekanı…
Mark Strong’un ismi geçiyordu. Filmlerin kadrolu kel kötü adamı olduğundan çok şaşırmamıştık. Bazı kulislerde de Bryan Cranston deniyordu. Sonuçta kendisi Walter White idi, babaydı, reyisti. Oluru tabii ki vardı. Arada bir ton farklı isim de uçuştu, mesele Bradley Cooper’a kadar geldi, utanmasalar Cem Yılmaz’a dahi çekeceklerdi. En sonunda…
İnsan öleceğini bilince ona göre plan yapıyor. Rust adasında işlerin kolay yürümediğini zor yoldan öğrendim, ama öğrendim en sonunda. Üzerimde tamamen gerekli olmayan hiçbir eşya yoktu. Hepsi kutulardaydı. Ölüp anahtarı kaybettiğimde tekrar girebileyim diye kapıyı açık bırakıp çıkıyordum evden. Evet, biraz etrafın ıssızlığına fazlaca bel bağlıyordu bu taktik,…
