Dune evrenindeki olayların merkezinde yer alan Arrakis gezegeninin öne çıktığı en önemli konulardan birisi de barındırdığı baharat denen gizemli madde. Peki, bu madde nedir ve nasıl ortaya çıkar?

Eğer Arrakis üzerinde baharat bulunmasa neden koca bir imparatorluk medeniyetten bu kadar uzak ve üstünde yaşanması insanı yıldıracak kadar zorlu böylesine bir dünya yüzünden yıkılıp yıkılıp kurulsun ki? Dünyalar arası haneler bu gezegen uğruna birbirini sırtından bıçaklıyor, halklar yok ediliyor, kozmik dengenin bozulması bile hesaba katılarak sırf Arrakis’in kontrolünü ele geçirebilmek uğruna her şey alt üst ediliyor. Peki bu kadar kuru duran, böylesine ölü görünen, insan yaşamına zar zor izin veren çöl gezegeni gerçekten de bir madde için bu kadar evrensel bir değeri nasıl görebiliyor? Gelin, bu konuyu bugün parçalarına ayırarak irdeleyelim ve kafamızdaki sorulara bir cevap bulalım.

Baharat

Baharat Dune evreninde “Melanj” olarak da geçiyor ve anlaşılan bu sözcük de eski Dünya’nın Fransızcası’ndan geliyor. Arrakis üzerinde yaşayan Fremen halkının yaşamın hemen hemen her alanında kullandığı melanj, silah olarak da iş görüyor, çorbaya da katılıyor, kendisinden kağıt bile üretiliyor. Genelde tadı tarçına benzetilse de her tüketildiğinde farklı bir lezzeti ortaya çıkardığı söyleniyor. Asla aynı değil. Fiziksel hali ise çoğunlukla fıçılar veya silolar içinde tutuluyor. Rengi bazı kişilere göre gümüş mavi tonlarındayken, bazıları da maddeyi turuncuya yakın olarak betimliyor. Tabii bunun farklı olmasının nedenleri arasında baharatın nerede nasıl kullanıldığı da var. Yine de az çok herkes aynı şekilde betimliyor melanjın kimyasal yapısını. Kokusu da tadı da yoğun, acı bir tarçına benziyor. Bu konuda kuşkuya yer yok.

Dune Part 1 filminden bir görsel, baharat.
Ben de her şeye nane koyarım.

Ham Baharat Kütlesi

Baharat dediğimiz maddenin kökü aslında daha organik dokulara dayanıyor. Gezegenin yüzeyinin derinliklerinde yeni gelişmeye başlayan kum solucanlarının atıklarının suyla karışmasıyla ham baharat olarak anılan mantarımsı katmanlar meydana geliyor. Bu ham baharat yüzeyin çok altında biriktikçe birikiyor, zamanla müthiş bir basınç oluşturuyor ve bu basınç artık patlayınca yüzeye çıkıp havaya karışıyor. Güneş ışığıyla da temasa geçince artık bildiğimiz baharat halini alıyor. Yani aslında baharat dediğimiz madde bir şekilde önceki canlılık halini kaybetmiş veya canlı olarak tanımlayamayacak kadar başkalaşıma uğramış organik kütleler ve bu düşünce de şöyle hayal etmesi güzel olan bir şey değil.

Buna rağmen tüketince insan hayatını uzatıp özne ötesi zihinsel güçler vermesi de takdir edersiniz mantar sevmeyen insanları bile kendisine bağlayacak artılar. Ama tabii ki baharatı dışarıya çıkarmak öylece yaşanabilecek bir süreç değil. Yoğun çabalar gerektiriyor veya dolaşımı doğal akışına bırakınca da buna uyum sağlamak, baharat döngüsünü kırmadan onu elde etmek zorunda kalıyorsunuz. Fremen halkı doğal olarak bu akışa epey uyum sağlamış bir halde, hatta bütün kültürlerini bunun üzerine kuruyorlar.

Kum Balığı

Kum balığı dediğimiz varlıklar bir kum solucanı ölünce onun içinden çıkan minik şeyler aslında. Bu kum balıkları solucanların içinden o baharatı alıyorlar ve insanlar bu balıklar üzerinden yine melanj elde edebiliyorlar. Dahası balık olarak adlandırdığımız ama aslında yine küçücük solucanlar olan bu varlıklar sadece baharat elde etmek için kullanılmıyor, kendilerinden eldivenler yapılıyor, dokuları işleniyor ve çocuklar için de eğlenceli oyuncaklar haline geliyorlar. Eğer ki insanların eline düşmezlerse bu kum balıkları yıllar boyunca büyüyüp genç kum solucanları oluyorlar, daha da yaşarlarsa da artık üstüne binebileceğiniz tanrılar haline geliyorlar ve Şeyh Hulud ismini alıyorlar. Gözlerinizi geleceğe dikerseniz bir gün siz de bir şeyh olabilirsiniz.

Dune Part 1 filminden bir görsel, sulak bir gezegen.
Havasına, suyuna, taşına, toprağına…

Bu varlıklar hakkındaki en ilginç detay ise aslında Arrakis gezegenine endemik canlılar olmamaları. Bir zamanlar denizlerle dolu sulak bir dünya olan bu yeryüzü, dış gezegenlerden getirilen kum balıklarıyla kurutuluyor ve onların çok çok daha erişkin bir hali olan kum solucanları için de böylece yaşama uygun bir duruma getiriliyor.

Kum Solucanları

Dune Part 2 filminden kum solucanlarının da olduğu bir görsel.
“Lütfen dikkat, peronlarda bulunan sarı çizgiyi geçmeyiniz.”

Melanj döngüsünün ve Arrakis gezegeninin en önemli ögelerinden birisi de tabii ki ve tabii ki kum solucanları. Yerli halkın tanrısal varlıklar olarak gördükleri bu canlılar sadece kurak dünyadaki metro araçları olarak görev görmüyorlar, yer yer öcü oluyorlar, bazen saldırı aracı olarak kullanılıyorlar ama belki de tüm bu işlevler arasından en önemlisi baharat döngüsünde oynadıkları rol. Önceden bahsettiğimiz ham baharat kütlesi, ancak ve ancak kum solucanlarının atıkları ile suyun bir araya gelmesiyle oluşuyor. Bunun yanında ayrıca melanjın kendisi, kum solucanlarının içinden çıkan veya kum solucanı olmaya hazırlanan kum balıkları üzerinden de elde edilebiliyor. Durum böyle olunca solucanlar olmadan baharatın kendisine erişebilmek pek mümkün olmuyor, eğer bunu başaran olduysa da belki de ancak binlerce yıllık nesiller arası bir çalışmadan sonra elde edilebiliyor.

İşte baharat döngüsü de gezegenin kuraklığıyla, kum balıklarının her yerde cirit atmasıyla, insanların onları yemesiyle ve de en önemlisi kum solucanı denilen devasa kutsal varlıkların uzun yıllar boyunca yaşayıp sonra bir gün ölmesiyle tamamlanıyor.Tabii ki Dune evreninin ve Arrakis’in gizemli yönleriyle bunlarla sınırlı değil ama bu da artık başka bir yazının konusu.

Author

Size bir hikaye anlatayım.

Bir Yorum Yazmak İster Misin?

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.