Joseph Gordon-Levitt’i sevmemek imkansız gibi bir şey. Zaten sempatik görünümüyle size sevilebilir bir adam olduğu izlenimini direkt, ilk bakışta veriyor. Her röportajında içten ve samimi bir şekilde konuşuyor…
Uygulayıcı yapımcılığını Rome ve The Mentalist gibi başarılı dizilerle kalbimizi kazanmış Bruno Heller’ın üstleneceği Gotham hakkında heyecanlıyız değil mi? Batman Batman olmadan önceki Gotham’ı, Frank Miller’ın meşhur Year…
Daredevil ile başlayıp Iron Fist ile solo dizilerini dörtleyen Netflix’in Marvel kolunda The Defenders’a doğru adım adım ilerlerken herkesin kendince bir çeşit düşüncesi oluşmaya başladı kafasında. Kimi dizileri…
15 Nisan’da Workinton Levent’te Insprad tarafından düzenlenen The Pitcher 2017 etkinliğinde 521 başvuru arasından özenle seçilen 20 girişim çok sayıda yatırımcıya kendini gösterme fırsatı buldu. Bizim açımızdan bu…
Başlıktaki bir inceye dikkat çekmek istiyorum. Başlığın yedinci kelimesini incelersek, göreceğiz ki orada kullanılan kip gelecek zaman kipi değil. O öyle olmadığı için, başlığın dokuzuncu kelimesi de gelecek zaman kipiyle yazılmamış. Zira Bautista…
Yükle Gelsin!
Yani şunca yıldır filmdir, sanattır, sepettir takip ediyorum kendimce. Gişe rakamlarını derlemek, hangi film hangi trende baskın çıkıyor; hangi akım hangi eğilimi yaratıyor küçük geek-akademisyen kıvamlarında verilerni çıkartmak ölesiye hoşuma gider. Az çok da “şu tutacak ha!” derim, diyebilirim. Lakin bu konuda pürüzsüz, temiz bir geçmişim yok. Bir…
İşler nerede yanlış gitti tam çözemiyorum aslında. Daha doğrusu “yanlış” biraz fazla sübjektif bir tanım. İşlerin ne zaman bu yola saptığını tam anlayamadığımı söylemem daha isabetli olur. Bundan iki önceki konsol neslinde PS2’nin kendine ait birinci parti münhasır oyun sayısı bir elin parmaklarıyla sayacağınız kadar azdı; bunlardan “maskot…
“Crossover” dediğimiz şey çok makbuldür, vaciptir geek dünyasında. Birbirine ucundan kıyısından benzeyen iki evren bulunur; itinayla bir araya getirilir. Özellikle de çizgi romanlar çok yapar bunu; neticede sinemada iki evreni bir araya getirmesi daha teferruatlıdır; aktörleri bulması vardır işin içinde, herkesi ikna etmesi vardır. Nedir yani çizgi romanda…
Oliver’ın Ra’s al Ghul ile yüzleştiği The Climb bölümünden beri ironik olarak düşüşe geçen Arrow, son bölüm Public Enemy ile toparlanma belirtileri göstermeye başladı. En azından üstlerindeki ölü toprağını aksiyon sahneleriyle biraz olsun atmayı başardılar. Herkesin sürekli tartışıp hiçbir icraat yapmadığı son birkaç bölümden sonra iyi de geldi.…
Şu hayatımda herhalde Machete serisi kadar acayip bir fenomen daha görmemişimdir. Hayatına Robert Rodriguez’in Quentin Tarantino’yla giriştiği B-Filmi projesi Grindhouse’da, iki film birden kampanyası yapan ucuz sinema salonu atmosferi versin diye Planet Terror ve Death Proof’un arasında yayınlanan bir fragman olarak başladığı Machete. O fragman çok tuttu, çok…
Geçen arkadaşlarla konuşurken de lafı geçti, hakikaten artık dizi dünyasında bir de Netflix faktörü var. Eskiden masaya yumruğunu koyup diğerlerine hakir gören gözlerle bakan bir HBO vardı; bir de ona aile dostu olsun diye yumuşatılarak deterjan kıvamına gelmiş dizileriyle yetişmeye çalışan karasal yayın kanalları. Şimdi ortada AMC, Showtime,…
Oyun dünyasında belli başlı eğilimler olur zaman zaman. Bir oyun çıkar, çok orijinal bir şey atar ortaya. Bu bazen bir oynanış mekaniği olur, bazen bir arka plan olur, bazen bir hikaye tipi olur, bazen bir janr olur… Çok tutar, ondan sonra da takipçileri peydahlanmaya başlar. En yakın örneğine…
Baştan belirteyim, bu bir değerlendirme yazısı değil. Öyle bir niyetle kaleme alınmadı. Pillars of Eternity’yi, Steam’in hesaplarına göre, yaklaşık 2 saat kadar oynamışım. Bu çeperi çok geniş oyunlara öykünen ve kendisinin de gözünü diktiği alanın çok büyük olduğu şimdiden belli olan bir oyun için çok kısa bir süre,…
Daha önce sizlere Franko-Belçika ekolünden çıkmış efsanevi çizgi romanları sıralamıştık hatırlayacaksınız. O zaman şöyle büyük bir cümle etmiştik: Eğer olur da, bir gün Çizgi Romanların Dünya Tarihi gibi bir külliyata girişirsek (ki, aslında girişmesek mi?) olayı üç ana dalda ele alsak, sanıyorum ayıp etmiş olmayız. Birincisi, Amerikan çizgi…
Gün geçmiyor ki yeni bir çizgi roman adaptasyonu televizyonlarda (ya da, bizim durumumuzda, bilgisayarlarda) boy göstermesin. Bu işlerin tuttuğunu gören kanal sahipleri ne kadar çizgi roman varsa ekrana taşımadan rahat edecek gibi durmuyorlar. E biz de madem böyle bir durum var; yeni de bir dizi çıkmış, bir esamesini alalım dedik.…
