Yükle Gelsin!

Şimdilerde kendisi dünya çapında Bilbo Baggins, Dr. John Watson ve Lester Nygaard olarak biliniyor olabilir; ama Martin Freeman’ın çok uzun süredir tanıyanlar için bu son üç rolü; her ne kadar acayip saygı duyulan ve çok izlenen işler olsa da, kariyerinin başında içinde bulunduğu efsanelere kıyasla muhtemelen gölgede kalıyordur. Vakti zamanında…

Yeni nesil, anime serüvenine eskilerinki gibi garip klasikler ile başlamadığından çok şanslı sayılabilirler. Anime denen o kawaii ve başına buyruk kültür, şanslıysanız gerçek yüzünü ancak ellinci ya da yüzüncü bölümünde gösterir. Pek çok liste bu tip işlerin hangi bölümünden başlarsanız daha az acı çekeceğinizi yazar, ya da bu animeleri komple…

Ben yıllardır aynı borazanı öttürüyorum: Oyunlar hikaye işidir. Nokta. Benim için “oynanış” dediğimiz şey, oyunun kuralları ve işleyiş biçimini kapsayan çatı sadece hikayeye ulaşmak için bir yoldur. Benim için bu değişmez bir şey ve sadece video oyunları için de geçerli değil. Kendiliğinden bir hikayesi olmayan oyunlarda da (isterseniz sporları düşünün…

Üzerinden bir kaç hafta geçti, daha da geç kalmadan bir Dragon Age: Inquisition incelemesi yazmak istedim. Yazıyı okuyanların bir kısmı belki oynadı, bitirdi, diğerleri 25GB kota canavarı insin diye bekliyor, ötekiler skidrow kapısında crack bekliyor… UZUN PARAGRAFLAR ÖNCESİ TL;DR Arkadaşlar, oyun kendini oynatıyor, ancak tam kanınız ısınacak gibi olduğunda…

“Olağanüstü Maceralar” serisinin ilk kitabı bildiğiniz gibi Karındeşen Jack’a benzer cinayetler işleyen bir katili konu ediyordu. Karındeşen Jack’in de Yeditepe Canavarı gibi aynı teşkilat tarafından desteklendiği ipucunu aldığımız bu hikayede Haşhaşilerin gizli bir toplantısının başlangıcına tanıklık ediyorduk. İstanbul’daki girişimleri sonuçsuz kalan teşkilat Hannover’de bu işi tekrar etmiş miydi diye…