Şu Ana Kadar Çıkan 10 BATMAN Filminin Fena Hâlde Sübjektif Sıralaması
Batman v. Superman: Dawn of Justice‘in vizyona girmesine sayılı günler kaldı. Zack Snyder’in filmi, Kara Şövalye’yi beyaz ekranda 11. görüşümüz olacak. Film bir solo Batman filmi değil, ama bizim Ben Affleck’in performansıyla ilgili ümidimiz çok yüksek. Ona gelmeden önce de geriye dönüp, bugüne kadar çıkmış Batman filmlerini bir sıralayalım istedik. Söylemek gerek, DC Comics’in kutsal üçlüsü içerisinde sinemada şansı en yaver gitmiş olan karakter Batman. Bunda Nolan filmlerinin payı çok yüksek elbette, ama Burton filmleri ve listeye koyduğumuz, sizi şaşırtacak filmler de Bill Finger ve Bob Kane‘in ölümsüz karakterini utandırmayacak cinsten.
Hazırsanız, başlayalım.
10. Batman & Robin
Oynatınca video YouTube’dan yüklenir.
Üzerine çok fazla konuşmaya bile gerek yok. Joel Schumacher’in filmlerinin listenin dibine yerleşeceği zaten muhtemelen iki gözü olan herkese malum olan bir şey. Biz en dibe Batman & Robin‘i yerleştirmeyi uygun gördük. Zira George Clooney her ne kadar kağıt üzerinde çok iyi bir Batman tercihi olsa da, Schumacher’in garabet kararları; senaryonun ucuzlaşma konusundaki muazzam inadı arasında yitip gidiyordu. Sübjektif dedik ama, bu madde bize baya alenen açık bir gerçek gibi geliyor.
9. Batman: The Movie
Oynatınca video YouTube’dan yüklenir.
Meşhur 1966 dizisinden uyarlanan filmin Amerikan kültüründe övüldüğüne denk gelebilirsiniz. Gelirseniz, övenden hayır gelmeyeceğini bilmenizi isterim. Adam West’in Batman dizisinin kendine has bir saçma şirinliği var. Ama bir yandan da yapanların bu kadar ciddiye almadığı bir filmi izlerken ciddiye almak mümkün değil. Çünkü ucuzluğu sahiplenmenin getireceği bir alım yok filmde. Kamerayı tutarken bile ciddi davranamamışlar filmde, biz nasıl ciddi ciddi beğenebiliriz?
8. Batman Forever
Oynatınca video YouTube’dan yüklenir.
İlk Schumacher Batman’ini de sekizinci sıraya koyduk. Film külliyatın geri kalan kısmıyla kıyaslayınca baya berbat. Yıllar da kendisine nazik davranmamış açıkçası. Ama onu bir çıt kurtaran bazı detaylar da var. Tommy Lee Jones ve Jim Carrey, sırasıyla Two-Face ve Riddler olarak enteresan performanslar veriyorlar. Ve Val Kilmer, içinde bulunduğu lanet filme rağmen, bizce açık ara en hakkı yenen Batman performansını sunuyor filmde. O yüzden öteki Schumacher filminden suyurduk kendisini.
7. Batman (1943)
Oynatınca video YouTube’dan yüklenir.
Evet, Batman’in sinemaya uyarlanması gerçekten de bu kadar kısa sürmüş bir şey. Aslında teorik olarak Batman 1943 bir dizi. Fakat o dönem TV diye bir şey yok ve Amerika’da bazen sinemalarda serial denen seri filmler yayınlanıyor. 15 bölüm, 260 küsur dakikalık bu iş de o klasmanda. Bugün dönüp izlerseniz, özellikle 40’lar sinemasına karşı da bir alışkanlığınız varsa çok da sırıtmıyorlar aslında. Batcave gibi şeyleri literatüre katması da cabası.
6. The Dark Knight Rises
Oynatınca video YouTube’dan yüklenir.
Daha geriye de alabilirdik. Ama elbette Schumacher filmlerine ve bizim cebimizdeki telefonların kalitesinden düşük kameralarla çekilmiş filmin altına koymayacaktık. Ama bir şeyde anlaşalım, The Dark Knight Rises baya kötü bir film. Marion Cotillard’ın filmin sonundaki gerçekten kalibresine yakışmayacak derecede komik ölümü, filmin sembolü resmen. Bane iyi bir kötü adam, Tom Hardy de çok iyi oynamış. Anne Hathaway de fena değil. Ama bu kadar çok şey olabilecekken, hayal kırıklığına gömülüp kalan bir filmi savunmak da pek mümkün değil.
5. Batman Returns
Oynatınca video YouTube’dan yüklenir.
Michael Keaton – Tim Burton ikilisinin ikinci Batman filmi, kaçınılmaz bir şekilde ilkinin gölgesinde kalıyordu elbette. Ama Danny DeVito‘nun Penguin performansı gerçekten de muazzamdı. Jack Nicholson’ın şahane Joker’inin ardından Penguin tam Burton’ın yapabileceği türden bir kötü adamdı. Film dönüp baktığınızda çok da ihya etmiyor izleyenleri açıkçası. Ama o dönem için, gayet başarılı bir devam filmiydi. Saygımız var.
4. Batman and Robin (1949)
Bilmiyorum eski filmleri dönüp izlemek gibi bir alışkanlığınız var mı? Eğer yoksa, 40’lar ve 50’ler Hollywood’unda aktörlerin aşırı teatral, hızlı ve yüksek sesle konuşmaları sizi itebilir. Eğer bunlarla bir derdiniz yoksa, gerçekten ikinci Batman serial’ı olarak Batman and Robin’i oturup izlemenizi tavsiye ederim. Robert Lowery gerçekten muazzam bir Bruce Wayne ve Batman performansı sunuyor. Aksiyon elbette berbat, açılar falan dönemin cehaletiyle kavruluyor; ama bunları aşabilirseniz, hiçbir şey değilse, bir tarih dersi olarak müthiş bir iş.
3. Batman (1989)
Elbette. İlk üçlüyle kimsenin tartışacağını sanmıyorum. Mesele yerleşimle ilgiliydi, Batman 89 da üçüncü sırada gayet iyi duruyor. Tek hatası Joker’in orijinini Bruce Wayne’inkine bağlayıp, karakterin gizemini katletmek olan Burton filmi, gotik mimarisi, Michael Keaton’ın şaşırtıcı performansı ve Jack Nicholson’ın -Heath Ledger’ın mührü sağ olsun- ne kadar iyi olduğu sıklıkla unutulan Joker’i sayesinde bugün hâlâ unutulmaz.
2. The Dark Knight
Birinciyi neden birinci, ikinciyi neden ikinci seçtiğimize dair argümanlarımız aşağıda. Biz bu alanda biraz The Dark Knight övelim. Elbette bunu yapmaya da Heath Ledger’dan başlayacağız. Joker’in kalem sahnesinden, balodaki “hikaye anlatma” sekansına; hemşire kılığından son monologuna kadar her şeyi unutulmazdı. Kadronun geri kalanı da ona ayak uyduruyordu. Aaron Eckhart, sonradan anlayacaktık ki, hayatının rolünü kesiyordu. Maggie Gyllenhaal selefini çatlatırcasına oynuyordu, Christian Bale de oralardaydı işte. Hâlâ gelmiş geçmiş en iyi süper kahraman filmi. Ama gelmiş geçmiş en iyi Batman filmi değil.
1. Batman Begins
Oynatınca video YouTube’dan yüklenir.
Bu çok ince bir ayrım. Ama Batman Begins’in Batman’i en iyi anlayan ve anlatan film olduğuna dair sağlam delillerimiz var. Öncelikle filmin temasını korku üzerine işlemesi müthiş bir karar, işleyiş şekli ise ayrı dahiyane. Seçtiği iki kötü adam, Batman’in kökenini yarasa korkusuna bağlaması, sonradan düşmanlarla korku kullanarak dövüşmesi birbirine büyüleyici bir zerafetle geçiyor filmde. Herkesin performansı ayrı şahane, ama Cillian Murphy resmen hipnotize edici. Ayrıca dövüş sekansı olarak Batman’i bugüne kadar en iyi anlayan film olduğu da, o muazzam liman sahnesinden belli. Film olarak The Dark Knight’ın objektif olarak daha iyi olduğu aşikar. Ama sübjektif diyarlardaysak, ben söyleyeyim, Batman’den beklediklerimi vermesi bakımından Begins çok, çok daha iyi.
Geekyapar'ın yazı işleri şövalyesi. Uluslararası İlişkiler okudu, okula girmeden önce yaptığı işi yapıyor. Küçükken "Büyüyünce ne olmak istiyorsun?" diyenlere yazar diyordu. Tüm internette bulmak için: @acyberexile.
Tüm yazıları (2655)
Yorum Yap