Dedektiflik hikâyeleri hem bir yazın türü hem de tüketici beklentisi açısından bir kısmı teknik, bir kısmı da ön kabul olmak üzere fazlaca ayırıcı özelliğe sahip. Bunun bir sebebini, diğer modern yazın türlerine nazaran daha erken filizlenmesine mâl edebiliriz; bir başka sebebini, doğası gereği halka uygun şekillenmesine yani, birtakım kalıplaşmış pratikleri oluşturup devam ettirmesi ile açıklayabiliriz. Teknik detaylara takılmaya o kadar gerek yok, önemli kısmı şurası: Bir dedektiflik hikâyesini gördüğümüzde sekiz kilometre öteden tanıyoruz, bir dedektiflik hikâyesini diğerlerinden farklı kriterlere göre değerlendiriyoruz, bir dedektiflik hikâyesinin karakterlerini unutmuyoruz ve bir dedektiflik hikâyesini ne kadar alışıldık olursa olsun, yine de severek takip edebiliyoruz.

Rian Johnson’un yönettiği Knives Out, çıkışını yaptığında, önceki paragrafta saydığımız her bir unsuru içerisinde barındıracak şekilde konumlanmıştı ve hâliyle 2019’un en çok konuşulan işleri arasına girmişti. Zaten hemen ardından da farklı maceraların anlatılacağı ancak başrolünde Daniel Craig’in sabit kalacağı, Knives Out markalı bir film serisine kavuşmuştu. Birkaç gün sonra izleyeceğimiz Glass Onion: A Knives Out Mystery ya da kısa şekliyle Knives Out 2, bu serinin izleyeceğimiz ikinci filmi. Dedektif Benoit Blanc bu sefer Yunanistan’a gidiyor, bize de bu filmden beklediklerimizi şöyle bir sıralamak kalıyor:

1) İkonik Karakterler

Knives out oyuncu kadrosu
Knives Out

İkonik en sade anlamıyla bir geleneğe göre yapılmış, tasarlanmış demek. Burayla bağlantılı olarak bu kelimeye katmanlar ekliyoruz ve kelimeyi, dini kişiliklerden futbol oyuncularına kadar çeşitlendirerek kullanıyoruz. Karakter yazımında temelde iki çizgiden bahsedilir, bilirsiniz. Birinde kendine özgü duyguları, düşünceleri, tecrübeleri, yani kelimenin sözlükteki karşılığı olarak kişiliği bulunan karakterler vardır; diğerinde ise kendisiyle sınırlı kalmayıp belirli bir düşünceyi, yaşam tarzını, grubu temsil eden özellikleri bünyesinde toplayan tiplerden bahsederiz. İkonik karakterler de bu ikisinin birleştiği yerde kalırlar. Kültürel bir fenomen olan Uzun saçlı hayalet kız” tipini kişileştiren Samara Morgan ya da orijinalinde kendi mekânı ve zamanı içerisinde bir karakter olarak yaratılıp, sonrasında dik yakası ve piposunu siluete oturttuğunuzda bir tipe dönüşen Sherlock Holmes, buna bir örnek olabilir.

Knives Out, içerisinde bulunduğu türün diğer özelliklerinin yardımıyla bu bahsettiğimiz iki gruptan da ikonik karakterleri kullanan bir filmdi. Dedektif Benoit Blanc, doğrudan Agatha Christie romanlarından esinlenilen bir tipti; zengin ailenin züppe çocuğu, Chris Evans’ın hayat verdiği Ransom da öyle. Toni Collette’in canlandırdığı Joni Thrombey, eskiden beri bildiğimiz para avcısı kadın tipine günümüzün Gwyneth Paltrow gibi ünlülerini ekleyerek ayrıca bir karaktere dönüşmüştü. Yalan söyleyince kusan Marta, kendine ait bu özelliğiyle ikonikleşmeye müsait bir karakterdi. Hepsi de hem karakter hem tip olmalarıyla kafamızda belirli bir yer ettiler. Biz de hâliyle Knives Out 2’de böyle ikonikleşmiş karakterlerden birkaç tanesiyle daha karşılaşmayı bekliyoruz.

2) Yerinde Bir Mizah

Knives Out, Daniel Craig
Knives Out, Daniel Craig

Bir polisiye hikâyeden ya da teması bir cinayet olan herhangi bir öyküden komik olmasını standart olarak beklemezsiniz. Böyle bir durum genelde ya bir parodiyi işaret eder ya da Brooklyn Nine-Nine, Afterparty gibi istisnaları teşkil eder; bu yapımlar da bu yüzden öne çıkarlar. Fakat “Katil Kim?” hikâyeleri söz konusu olduğunda durum değişir. Elinizde hepsini tanıdığınız az sayıda insan vardır, birinden birinin bir cinayetin faili olduğu kesindir, çoğunlukla bir yerde mahsur kalmışlardır ve hepsinin de şüpheli sebepleri fokurdayan bir kazanda kaynadığı için buradan bir mizah çıkması doğaldır. Bir grup insanı belirli bir yere hapsedip de aralarındaki ilişkiyi izlediğinizde oradan bir delilik çıkmaması mümkün değil, bazı hikâyeler bu deliliği gerilimle anlatıyorlar ama patlama noktasına vardığında her düdüklü tencere bir “viiiyyyykkk” sesi verir, mizah da en olmadık yerden böyle patlar.

Knives Out için durum bu kadar derinlikli değildi elbette ama o da mizahını buradan çıkartıyordu. Ek olarak katilin kim olduğunu ve cinayetin nasıl gerçekleştiğini filmin ilk yarısında öğreniyorduk; geriye bizim bildiğimiz şeyleri bilmeyen insanların yaşadıkları tesadüflere, kurnaz olduğunu düşündükleri planlara ve aslında üzerinde ilerlemekte bile olmadıkları yollardan çıkmaya çalışmalarına gülmek kalıyordu. Daha da ek olarak, ‘ırkçı olmayan’ aile fertlerinin Marta’nın nereli olduğunu her seferinde farklı dile getirmeleri gibi, “Burada espri yapıyoruz” kısmı vurgulanmayan bazı detaylar da vardı. Devam filmi Glass Onion da aynı tatta ilerleyecektir, en azından biz böyle umuyoruz.

3) Banal Klişeler

Knives Out, Marta
Knives Out, Ana de Armas

Basmakalıplığı ifade eden klişeler, onları artık çok iyi tanıdığımız ve her biri, üzerine çok fazla düşünmeye gerek kalmadan olayları ilerletmeye bir kısa yol oluşturdukları için çoğunlukla olumsuz anlamları taşıyorlar. Fakat hiçbir klişe hayatına bir klişe olarak başlamaz ve her bir klişe de belirli sebeplerden ötürü klişeleşmiştir. Burada tartışmayı, yerinde kullanılan klişeler ile yerinde kullanılmayan klişeler başlıklarına çekmek gerekir; Knives Out da esinlendiği Agatha Christie eserleri başta olmak üzere tüm “Katil Kim?” klişelerini yeniden ve yerinde kullanmasıyla her yıl en az beş tanesini izlediğimiz örneklerin arasından öne çıkmayı başarmıştı.

Glass Onion: A Knives Out Mystery’den de daha fazlasını beklemiyoruz; gösterdiği silahı doğru yere konumlandırıp, zamanı gelince de patlatsın yeter. Bazı klişeleri görmek istiyoruz çünkü klasik bir “Katil Kim?” hikâyesini seven herkese, sırf onları tespit etmek için bu türü tekrar tekrar izleme imkânı doğuyor.

4) Ters Köşesi Bitmeyen Bir Hikâye

Knives Out benoit blanc
Knives Out

Listenin dördüncü maddesinde bir farklılık olarak tüm dedektiflik hikâyelerinde bulunmayan, son yıllarda Knives Out’a özgü ve Rian Johnson’un hikmetinden sayılabilecek bir şey var: Hikâyenin nerede başlayıp nerede bittiği konusunda son sözü kendisinin söylemesi. Bir yönetmenin filmlerini izledikçe onun tarzına hâkim olmaya başlamanız ve bir sonraki adımda ne bekleyeceğinizi bilmeniz kaçınılmaz, bu sanatın her dalı için böyle.

Rian Johnson iki köşeden birinde terse dönerek seyircinin kafasında soru işareti yaratmayı âdet edinmiş bir yönetmen, Knives Out’un da alametifarikası biraz buydu. “Bu adamı kim öldürdü” diye çıktığınız yola henüz ilk çeyrekte katilin kim olduğunu bilerek devam ediyordunuz. İkinci çeyreğe kadar sorunuzu, “Peki, intihar etmiş ama kim öldürmek istemiş” şeklinde güncelleyip, filmin yarısında buna da bir cevap alıyordunuz. Üçüncü çeyrekte ana sorunuz, “Marta bu işten nasıl sıyrılacak?” oluyordu; son çeyrekte ise tekrar başa dönüp “Bu adamı kim öldürmek istedi?” diyordunuz. Her birinin cevabı beklemediğiniz bir yerden gelip, tam hikâye bitti derken bir başka hikâyeye götürüyordu. Kendi içerisinde insanı sıkabilecek tarafları olsa da ilk filmin bu yapısının ikinci filmde de korunmasını bekliyoruz.

5) Bolca Cinayet

Bu madde başlığı “birden çok kişinin ölümünü görmek” ve “bir cinayetin incik cinciğinden bahsetmek” şeklinde, iki türlü anlaşılabilir. Biz çoğunlukla ikincisini kastediyoruz ama ilkine de hayır demeyeceğiz. Hayır, bu yüzden kınanmayacağız da çünkü karşımızda bir cinayet hikâyesi var, daha doğal ne olabilir?

Siz ilk filmi seviyor musunuz yoksa en az sevenleri kadar olduğunu tahmin ettiğimiz sevmeyenlere mi dâhilsiniz? Glass Onion: A Knives Out Mystery’den beklentileriniz neler? Listeye katıldınız mı, ıskaladıklarımız var mı? Yorumlara bekleriz.

Yazar

Editör-in-çiif. Hayvan dostu, çokça yalnız; ismiyle müsemma ama çoğunlukla zararsız. İyi tavsiye verir, geç olana dek ciddiye alınmaz. Her geçen gün bitkinliğine şaşırarak ‘takı taluy takı müren‘ arıyor.

Bir Yorum Yazmak İster Misin?

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.