Warcraft ile ilgili olan görüşlerimi zaten videolarda da, yazılarda da paylaşmıştım daha önce. Geekyapar’ı sıkı takip edenler, illa ki bir noktada denk gelmişlerdir. Bence film, objektif değerlendirildiğinde gayet…
Bir işe olan heyecanınızı nasıl ölçersiniz? İsmi geçince kan basıncınızdaki artıştan mı, biri laf edince hazırladığınız cevapların volümünden mi? Yâd ederken aklınıza gelen şeylerden mi, bahsi açılınca gözlerinizin…
Nic Pizzolatto’nun yazdığı ilk True Detective sezonu o kadar iyiydi ki, sadece TV tarihinin uzun süredir görmediği çapta bir fenomen yaratmakla kalmadı; aynı zamanda başrolü Matthew McConaughey’in kariyerini…
Dünya değişmek üzere. Bunu internet sayfalarının dedikodu kısımlarında görüyorum. Prodüksiyondan son haberleri veren sitelerden duyuyorum. Kokusunu alıyorum. Game of Thrones’un bitişi başladı. Dürüst olmak gerekirse dizinin eski hayranlarından…
Hadi açık açık konuşalım. Bu yazının girişinde, konuşacağımız mevzuyu ne tanıtmaya ne de ilginizi çekebilmesi için yağlamaya, bağlamaya ihtiyacımız var. Gelmiş geçmiş en büyük prodüksiyonlu dizi Game of…
Yükle Gelsin!
Siz ne düşünüyorsunuz bilmiyorum ama her ben her Phase’in en zayıf filminin Thor filmleri olduğunu düşünüyorum. Konuları bana çok hitap etmiyor mu, zamanında Superman için söylenen “bu kahramana film çekmek zor” söylemi mi geçerli bilmiyorum. Karakterle de bir derdim yok, hem çizgi romanda hem de Avengers filmlerinde gayet…
Takip edenler farkında, etmeyenler hemen takibe başlasın! YouTube kanalımız artık düzenli içerik ile güldür güldür akıyor. Haftalık düzenli olarak devam edeceğimiz “GeekMuhabbeti” serisinde süperkahraman dizileri ayıklıyoruz. Filmler, oyunlar da bu seride değerlendirilecek. Bu hafta Arrow, Flash ve Agents of Shield konuştuk. Bir izleyin bakalım, siz ne düşünüyorsunuz? İyi…
Hollywood bir trend yakaladığı zaman affetmiyor hakikaten, onun suyunu çıkarana kadar sürdürüyorlar. Bu sefer ki örneğimizi haber yapacak kadar ilginç kılan ise iki trende birden yakalanmış olması. Bahsi geçen yeni dizimiz Shadowhunters. Popüler kültür hayatına bir fantastik gençlik romanı serisi olarak başlayan Mortal Instruments, Twilight’ın başlattığı gençlik romanlarının filme çevrilmesi…
DC yarışa geride başlıyor olmasının da etkisiyle sinemada Marvel’a kıyasla çok daha riskli hareketler yapmaya çalışıyor. Suicide Squad, Aquaman, Blue Beetle/Booster falan proje başlarında mantıklı olup olmadığı tartışmaya açık olmayan fikirler aslında. Ama sanırım almayı düşündükleri en büyük risk henüz Marvel’ın da hiç bulaşmadığı korku türüne biraz daha yatkın olması beklenen Justice…
Game of Thrones’un son sezonu ağızlarda çok keyifli bir tat bırakmadı. Emmy ödüllerinde ortalığı süpürmüş olsalar da, bu sezonun önceki sezonlara kıyasla daha zayıf olduğunu kabul etmemiz lazım. Normalde bu tip düşüş diziye olan bağlılığı sarsar, beklentileri dibe vurdurur, önyargılarımızı tavan yaptırır ama ilginç bir şekilde kendimi yeni…
Yazın vizyona giren Ant-Man’i izleyip, üzerine methiyeler düzülecek bir film olduğunu fark ettiğimiz ilk andan itibaren aklımızda dolaşan bir soruydu aslında bu. Devamı gelecek miydi? Normalde böyle bir soruyu kafamızda dolandırmaya tenezzül dahi etmezdik; eleştirmenlerden geçer not almış, gişede de Marvel’ın beklentilerini karşılamış bir filmin devamı yüzde yüz…
The Flash, geçen sezon çerezlik bir gençlik dizisinden başarılı bir süper kahraman dramasına evrilmeyi başardı. İzleyelim de kafamız dağılsın diye başına oturduğumuz dizimiz serpildi, olgunlaştı, giderek çizgi romanlara daha fazla referans vermeye, hatta sevilen hikaye örgülerini bile anlatmaya başladı. Thawne bilmecesi, zaman yolculuğu derken ‘multiverse’ mevzusuna bile giriş…
Artık çizgi romanlar ana akım olduğu için herkes bir köşesinden de olsa içine girmek, neler olmuş neler bitmiş takip etmek zorunda. Önceden görece küçük bir kitlenin takip ettiği, bildiği şeyleri, şimdi bu tip mecralarda çok gözü olmayan Hollywood yıldızları dahi takip etmek, buna göre röportajlar vermek, kampanyalar düzenlemek durumunda kalıyorlar.…
Eğer Sherlock’u daha önce izlememişseniz, işi gücü bırakın, oturun izleyin. Benim gelmiş geçmiş en güzel dizi listemde ilk beştedir, belki de en güzelidir. Hayır son yılların değil, gelmiş geçmiş diyorum dikkat ettiyseniz. Neden mi? Başrollerinde Benedict Cumberbatch ve Martin Freeman var bir kere ve bu ikisinin dinamiği diziye apayrı bir hava…
2000 yılında DC Comics çizgi romanlarının yıllıklarında farklı bir şey yapmayı düşündü. DC’nin popüler kahramanları farklı ülkelere gidecek, oradaki yerel kahramanlarla beraber çalışacak, bu sefer sadece Amerika’yı değil dünyayı kurtaracaklardı. Normalde “Ne güzel. Kim bilir hangi egzotik ülkelere gitmişlerdir?” falan diye sadece muhabbetlerle katılırdık, Ama DC o sene bize bir kıyak…
