Bir kere baştan eğri oturup, doğru konuşalım: İçerisinde Immigrant Song kullandığınız hiçbir fragman kötü olamaz. Hiçbir fragman. Bu şarkıyı halamın düğün videosuna koysan, videoya bilet kesersin. O yüzden kim bu…
Çok açık konuşacağım: Bugünün, yani 2 Mayıs tarihinin, bu yazıyı sizlere sunabilmek için en iyi bahanem olduğuna inanıyorum. Çünkü bazı yazılar vardır, okuyucuyla buluşması için özel bir tarihe…
Yıllardır oyunlar içerisine yerleştirilen reklamların binbir türlü şeklini gördük. Bazen direkt reklam-oyun yaptılar (Burger King’in dahi oyunu vardı), bazen de utanmaz, arlanmaz bir şekilde karakterlere bol bol kola…
Black Panther hayatına yüksek beklentiyle başlamış bir film. Bu beklentilerin bir bölümü kültürel; çünkü kendini popüler sinema ekranında temsil edilirken görme şansını bulamayan bir coğrafyayı konu ediyor. Bir bölümü…
Black Panther hayatına yüksek beklentiyle başlamış bir film. Bu beklentilerin bir bölümü kültürel; çünkü kendini popüler sinema ekranında temsil edilirken görme şansını bulamayan bir coğrafyayı konu ediyor. Bir…
Ryan Murphy diye bir adam var. Amerikan dizileri dünyasına ilgi duyanlar, bu ismi biliyorlar. Duymayanların da artık bilmesinin vakti geliyor. Nasıl film izlemez, ama Scorsese’nin o medyum üzerinde…
Yükle Gelsin!
Sitemizde de eskiden kalem döndürmüş olan güzel insan Onur Aşcı geçen –herhalde etrafta dönen Apple geyiklerinden pek bir bayıp- Twitter’da şu minvale gelen bir şey yazmıştı: Bütün o kablosuz kulaklık şakaları, bütün o meme’ler, bütün o agresif makaleler, “iPhone bitti, işte 6 sebep” listeleri bir aya ‘iPhone 7…
Bunu daha önce konuşmuştuk, muhtemelen de bilirsiniz zaten, 90’larda Disney’nin Beauty and the Beast ile başlayan ve ardı ardına Lion King, Hercules, Alaaddin, Pocahontas, Mulan gibi efsaneleri getiren döneme Disney Rönesansı denir sinema literatüründe. Disney’nin animasyon departmanı bu yıllarda 50’lerdeki damga kalitesine tekrar kavuşmuştur, nesillerce sinemaseveri kendisine hayran…
Geçtiğimiz gün Every Frame a Painting isimli kanalın bir videosunu paylaşırken, o kanalın dikkat çektiği bir pratiği de aktarmıştık sizlere; anımsıyor musunuz? Temp Music adı altında icra edilen bir işlemdi bu. Özetle, sinemacıların filmin kaba bir kopyasını müzisyene teslim edene dek arkaya rastgele bir müzik seçip koymalarını, filmleri…
Agents of SHIELD’ın 3. sezonu muhteşemdi. Aksini iddia edenin gerçekten samimiyetinden şüphe edecek kadar içten söylüyorum bunu. Başından sonuna kadar, işlediği konuları ucundan tutuşundan; MCU’ya bağlandığı ince noktalara kadar, tek kusuru Daredevil ve Jessica Jones ile hiç paslaşmamak olan bir sezondu. Ve biz zaten bu harika sezondan kopup, dördüncüsüne doğru…
Şimdi size muhtemelen üzerine hiç düşünmediğiniz, ancak kuvvetle muhtemel ben söyleyince “Lan harbi” dedirtecek bir şey söyleyeceğim: Stan Lee’nin hayatı hiçbir şekilde filme çekilmedi. Anlıyorum, adam sonuçta uçağı suya indirip 150 kişinin hayatını kurtarmadı, vicdani retçi sıhhiye hâliyle teker teker 75 adamı yaylım ateşinden almadı, trenle Holocaust’tan adam…
Rick and Morty’nin yaratılış hikayesine aşina mısınız? Esasında bir Back to the Future parodisi olarak başlar hayatına. Justin Roiland, Community’nin yaratıcısı Dan Harmon’un düzenlediği aylık kısa film festivali Channel 101’e bu parodiyle katılır, sonradan Harmon ile kankitoş olur, beraber Adult Swim’e dizi fikrini götürürler. Roiland izinin iki ana…
Batman mitosunun en önemli parçalarından biridir kostüm. Tartışmasız. Her çizer, yönetmen, yapımcı ya da animatör; kendi dönemine mühür vurabilmek için işe önce kostüm tasarlayarak başlar. Tarihin gördüğü en büyük sinemacılar ve sanatçılardan bir bölümü bizzatihi imza atmışlardır Batman kostümlerine. Ve her biri bir başkadır. İster klasik mavi-gri kostüme…
Bizim Geekyapar bünyesinde çok bahsini açtığımız bir şeydir Rockstar’ın oluşturduğu muhteşem sanal dünyalar. Birbirimize saatlerce Los Santos’un plajlarını, Red Dead Redemption’ın Meksika’sını, Liberty City’nin ara sokaklarını övmüşlüğümüz vardır. Hep de muhabbet dönüp dolaşıp aynı yere gelir: “Ya bu dünyaları yaratıyorlar muazzam bir özenle, sonra bir iki sene içerik…
Bakın, şimdi size kuvvetle muhtemel çok acayip gelecek bir şey söyleyeceğim: Fifty Shades of Grey’i okudum ve izledim. Okudum, çünkü bu tip evrensel olarak gömülen eserleri tüketmeyi iki sebepten seviyorum. Birincisi, iyi şeyin kıymetini daha çok bilmeme sebep oluyorlar. İkincisi de gömüşe ağız dolusu katılabiliyorum böylece. İzledim, çünkü gördüğüm şeyin okuduğum…
On altı ay. Mad Max: Fury Road sinemalarda vizyona gireli tam on altı ay oldu. 2015 yılının Mayıs ayında çıktı Mad Max. Neredeyse hiçbir şey beklemiyorduk fragmanların bize hissettirdiği o gaz havasından başka, ancak başından sonuna kadar dolu dolu, hiç bırakmayan, roller coaster gibi inince bir daha binme ihtiyacı yaşatan bir film gördük…
