Günümüze kadar animasyonların geneli “daha küçük yaştakiler için yapılmış” gibi bir düşünceyle yargılansa da, aslında temeline bakıldığında ana ve yan fikirleriyle büyük ölçüde yaşanmışlık, bilgi ve birikim gerektiriyor. Evet,…
Welcome to the Earth-2 ile sezonun en iyi bölümlerinden birine imza atılmışken devam niteliğindeki Escape From the Earth-2, ilkinin başarısını pek yakalayamadı maalesef. Yine de kötü bir bölümdü…
İngilizcede bir deyiş var, “Don’t judge a book by its cover” diye. Kapağına bakıp kitabı yargılamayın, dış görünüş aldatıcı olabilir öğüdü verir. Biz pek yemiyoruz. Özellikle oyunları sırf…
Deadpool vizyona girdiğinde etraflıca konuşmuştuk ama tekerrürde fayda var: Ocak-Şubat ayları sinema sektörü tarafından genelde Allah’a emanet aylar olarak görülürdü. Bir şekil çekilmiş, bir şekil çıkacak ama içeride kimsenin…
Renkli filmler; 1950’li yıllarda yeni bir şey olmayı bırakmış, 1980’e doğru neredeyse standart bir film formatı halini almıştı. Hareketli görüntünün kabul edilir bir eğlence aracı olduğu ilk günden…
Boom Pam müziğin Akdeniz rüzgarı ve çöl savaşları arasında yeşerdiği İsrail’den gelen bir grup. 2003’te Tel Aviv’de kuruluyorlar. Çok enteresan bir sound’da karar kılıyorlar kendileri için: Bir yandan ezgilerinde Amerikan…
Yükle Gelsin!
Baştan başlıkta da ömrüne katkıda bulunduğumuz bir yanlış anlaşılmayı düzeltelim: Bizim “atari” dediğimiz şey esasında Nintendo’nun NES isimli konsolunun Çin çakmalarıydı. Biz ismi ondan önce gelen ve Türkiye’ye ilk resmi giriş yapan konsol olma ünvanına sahip Atari 2600’den aldık, ona koyduk ve içinde Mario oynadığımız bu cihazı baya atari…
Keşke büyük çizgi roman event’leri tükense ya. Azalmadan yalnız. Keşke yarın sabah Marvel ve DC Comics yetkilileri uyanıp, “Ya arkadaşlar çok pardon, biz sizin ilginizi çekeceğiz diye senede iki kere galaksiyi tehdit eden ya da paradigma değiştiren event’ler yazıyoruz, onlar ilgi çeksin diye de içine şov şov ölümler…
Whiplash’i izlemiş miydiniz? İlk filmini 24 yaşında çekmiş, 1985 doğumlu Damien Chazelle’in gerçekten ancak 1955 doğumlu insanlarda görülecek bir olgunluk ve ustalıkla döşediği, çok da övülmüş ve takdir edilmiş bir filmdi. Müzikal mükemmeliyet uğruna feda edilebilecek şeylerden ve öğretmen – öğrenci ilişkisi içerisinde neyin kabul edilebilir olduğundan söz…
Hatırlayacaksınız, geçtiğimiz haftalarda üç büyük stüdyonun Pokémon’un canlı film hakları için Nintendo’nun kapısında yattığı haberini vermiştik sizlere. Bu üç stüdyo sırasıyla Warner Bros, Sony ve Legendary’ydi. Nintendo’dan meşhur oyun serisinin film haklarını almak için adeta bir ihaleye girmişlerdi. Sizin genel görüşünüz o zaman bunu Legendary’nin ele almasının en…
Pokémon’un ilk fenomen olduğu dönemi hatırlıyor musunuz? 2000’lerin hemen başıydı. O zamanlarda ortalama 9-13 yaşları arasında olan herkesin birinci derdi Pokémon’du. Ya Taso’su oynanıyordu, ya kartları toplanıyordu, ya oyunları tüketiliyordu ya da animesi izleniyordu. Çok coşup kitaplarını alan, oyuncaklarına sarılıp uyuyan, sırf Burger King Pokémon veriyor diye şişmanlayanlar bile vardı.…
Anime kültürüne alışmak kolay değil. Gördüğümüz, sevdiğimiz birçok şeye aykırı tutum sergileyen bir kültür sonuçta. Sevmeyenlerin neden sevmediğini anlamak zor olmuyor bu yüzden. Ama sevenleri anlamak için oturup en azından birkaç anime bitirmek şart. Mizahıyla, aksiyonu yansıtışıyla ve neden anime överken üzerinde hiç durulmadığını anlamadığım o neo-mistik felsefesiyle…
Şimdi şurada anlaşalım, birinci jenerasyon Pokémonlardan sonrası çöp değil. Zaten geçen bir video yapıp onu ispat etmeye çalıştık kendimizce. Şimdilerde Pokémon GO sağ olsun keyifle tekrar tanışıyoruz ilk jenerasyonla, ama sonrakilerde de çok parlak ve karizmatik karakterler var. Yalnız… evet, Game Freak’in gittikçe hayal gücünü yitirdiği ve ilham kaynağı bulmakta zorlandığı da…
Artık hâlâ güncel ve anlamlı mı bilmiyorum, ancak bir dönem ortada ciddi bir Battlefield vs. Call of Duty muhabbeti vardı. Oyun dünyası bu tip ikili kapışmalara pek alışıktır zaten. Street Fighter vs. Mortal Kombat, FIFA vs. PES, Mario vs. Sonic, Quake vs. Unreal… Genelde roller belli olur, burada…
George R. R. Martin deyince aklınıza ne geliyor? Elbette farklı cevaplar gelecektir, ama benim şahsi cevabım, eğer biraz şahsileşmeme müsaadeniz de varsa şu şekilde: George R. R. Martin, yazı konusunda karşısında kendimi en ufak hissettiğim insan. Martin’in yazardan başka herhangi bir şey olması insanlık adına cinayet olurdu muhtemelen.…
Geçenlerde Kadıköy’de çizgi romancıları turlamasaydım Marvel’in yeni bir Punisher serisine el attığından hiç haberdar olmayacaktım. “Çizgi romanın haberini çizgi romancılardan almak en doğalı değil mi?” diyebilirsiniz ama maalesef artık o çağda yaşamıyoruz. İlkbahar döneminde yayınlanan Daredevil’in ikinci sezonuyla kendini ana akımın sularına bırakan Frank Castle’ın çiçeği burnunda şöhreti…
