Yükle Gelsin!

Pokémon’un ilk fenomen olduğu dönemi hatırlıyor musunuz? 2000’lerin hemen başıydı. O zamanlarda ortalama 9-13 yaşları arasında olan herkesin birinci derdi Pokémon’du. Ya Taso’su oynanıyordu, ya kartları toplanıyordu, ya oyunları tüketiliyordu ya da animesi izleniyordu. Çok coşup kitaplarını alan, oyuncaklarına sarılıp uyuyan, sırf Burger King Pokémon veriyor diye şişmanlayanlar bile vardı.…

Anime kültürüne alışmak kolay değil. Gördüğümüz, sevdiğimiz birçok şeye aykırı tutum sergileyen bir kültür sonuçta. Sevmeyenlerin neden sevmediğini anlamak zor olmuyor bu yüzden. Ama sevenleri anlamak için oturup en azından birkaç anime bitirmek şart. Mizahıyla, aksiyonu yansıtışıyla ve neden anime överken üzerinde hiç durulmadığını anlamadığım o neo-mistik felsefesiyle…

Şimdi şurada anlaşalım, birinci jenerasyon Pokémonlardan sonrası çöp değil. Zaten geçen bir video yapıp onu ispat etmeye çalıştık kendimizce. Şimdilerde Pokémon GO sağ olsun keyifle tekrar tanışıyoruz ilk jenerasyonla, ama sonrakilerde de çok parlak ve karizmatik karakterler var. Yalnız… evet, Game Freak’in gittikçe hayal gücünü yitirdiği ve ilham kaynağı bulmakta zorlandığı da…

Artık hâlâ güncel ve anlamlı mı bilmiyorum, ancak bir dönem ortada ciddi bir Battlefield vs. Call of Duty muhabbeti vardı. Oyun dünyası bu tip ikili kapışmalara pek alışıktır zaten. Street Fighter vs. Mortal Kombat, FIFA vs. PES, Mario vs. Sonic, Quake vs. Unreal… Genelde roller belli olur, burada…

Geçenlerde Kadıköy’de çizgi romancıları turlamasaydım Marvel’in yeni bir Punisher serisine el attığından hiç haberdar olmayacaktım. “Çizgi romanın haberini çizgi romancılardan almak en doğalı değil mi?” diyebilirsiniz ama maalesef artık o çağda yaşamıyoruz. İlkbahar döneminde yayınlanan Daredevil’in ikinci sezonuyla kendini ana akımın sularına bırakan Frank Castle’ın çiçeği burnunda şöhreti…

Yüzüklerin Efendisi üçlemesi, Peter Jackson’ın -o zamanlar daha güçle sarhoş olmamış- ellerinden çıkmış bir performans şovuydu. Oyuncularının hepsinden muhteşem performanslar çıkartmıştı Yeni Zelanda’lı yönetmen. Hobbit kadrosu komple harikaydı, Ian McKellen gerçeğiyle tüm dünya tanıştı, yan aktörler bile ayrı ayrı efsane oldular John Noble’ından, Karl Urban’ına kadar. Ancak bir de işte Viggo…

Daha geçtiğimiz gün, çizgi romanların nasıl komple döner kapılı bir alışveriş merkezi kıvamında olduğundan söz etmiştik, anımsıyor musunuz? Bunu konuşmamıza sebep olan şey, Tony Stark’ın bir süreliğine Iron Man titrini Afro-Amerikalı genç kadın Riri Williams’a teslim etmesiydi. Bu önermemize bir kanıt daha sundu bugün Marvel. Diğer Iron Man’lerini…

Pokémon Go dünyanın en iyi şeyi falan. Yani yıllardır zaten Game Boy’dan 3DS’e uzanan uzun bir cihaz zincirinde ana Pokémon oyunlarını oynuyor, deliler gibi de keyif alıyorduk zaten. Ama Pokémon Go bambaşka bir şey oldu. İnsanlar sokaklara çıkıyorlar, Pokémon kovalıyorlar, birbirlerine tavsiyeler veriyorlar, üzerinden arkadaşlık kuruyorlar… O meşhur…

Ortalığı kasıp kavuran Pokemon Go, herkesi etkisi altına almışken oyuncuların karşılaştığı en genel sorunların ardı arkası kesilmiyor. E hal böyle olunca da bir önceki yazımızda ana hatlarına değindiğimiz bu oyun için şimdilik kısıtlı olan özellikleri açıklamak adına kısa bir rehber hazırlayalım dedik. Umarız bir problem yaşamamışsınızdır oynarken ama oldu…