Yükle Gelsin!

Geçen sefer Cate Blanchett’e yaptığımız gibi, Oscar adayı aktör ve aktrislerin bizim hafızamızda yer eden filmlerini alt alta dizmeye devam ediyoruz. Bu seferki konuğumuz, Steve Jobs ile ödüle aday olan Almanya – İrlanda ortak yapımı şahane adam Michael Fassbender. Karizma, yetenek ve seksapelin nadir mükemmel birleşimi olan bu adam, bir süredir…

Çok iddialı konuşuyoruz, dünyanın ve belki de tüm multikainatın en kaliteli The Flash gömme programı olan Geek Muhabbeti – Flash’in, bu haftaki bölümü gelmiştir efendim! Can Türkdoğan, Ömercan Güldal ve Yiğitcan Erdoğan, yine sizin eğlenceniz için kendilerini aslanın ağzına attılar; acı çektiler ve The Flash’te yine gömecek çok şey buldular. Wally West…

Şimdi başlığımızda çıtlattığımız esas habere geçmeden önce, çok ilginç bulduğum bir şeyi aktarmak istiyorum. Ben bu haberi, az evvel Slashfilm’de gördüm, ilgimi çekti, okudum; gerisini araştırdım, biraz internet karıştırdım, bilgilerimi tazeledim, yazmaya öyle başladım. Standart süreç yani. Abes bir şey yok. Yalnız bütün bunları yaparken, Slashfilm’deki orijinal haberin başlığı inanılmaz…

Ben en büyük düşmanıma dahi ilk oyununun Braid olması gibi ağır bir yük dilemem. Düşünsenize, siz bir oyun yapımcısısınız. Tek derdiniz, bir öykü anlatmak. Oturuyorsunuz başına, çetrefilli süreçlerden geçe geçe oyununuzu Xbox Live Arcade’de yayınlatıyorsunuz. O oyun o kadar dolu dolu ki, oynanışı öylesine keyifli, beyin yakıcı ve zekice ki; o…

Dünya üzerinde Nasıl Olmuş sorusunu cevaplamaya en yetkili kişi İsmail Nasılolmuş’un muhteşem anlatımıyla, Geekyapar’ın internetin en temel sorusunu en tatlı bir şekilde cevaplayan serisi Nasıl Olmuş? yeni bölümüyle geldi! Bu bölümde, eski Telltale Games çalışanından çıkan, çoktan seçmeli gerilim / korku oyunu Oxenfree’yi inceliyor, ve soruyor, nasıl olmuş? Sorunun cevabı, videoda. Buyurun efendim! https://www.youtube.com/watch?v=KwP0r2e-JkM

Eğer kendinizi bir geek olarak tanımlıyorsanız eminim ki çocukluğunuzda çizgi filmler önemli bir yer tutmuştur. Hayal gücüne saygınız, gizemlere olan merakınız, farklılığa açık oluşunuz falan orada gördüğünüz değişik dünyaların sizde bıraktığı etkiden kaynaklanıyor olabilir. Yani en azından benim için her şeyin bu şekilde başladığını söylersem çok yanlış bir tespit yapmış olmam sanırım.…

Eğer Japon popüler kültürüyle çok ilişkili değilseniz muhtemelen farkında değilsiniz ama şu an manga tarihinin en büyük isimlerinden biriyle aynı zaman aralığında yaşamaktasınız. Naoki Urasawa ile tanışmam bundan birkaç sene öncesinde okuma fırsatı edindiğim polisiye gerilim Monster ile olmuştu. Monster’ı bitiremedim, ancak eldeki materyalin özgünlüğü manga kültürüne bakış…

Dürüst olmak gerekirse süper kahraman filmlerini yapan insanlar tarafından bu janraya mensup işlerin doğal gelişiminin “daha karanlık olmalı” cümlesine indirgenmesi bana acayip geliyor. Sanki maskeli kahraman filmi çeken herkes söz birliği etmişçesine, devam işlerini tamamen bu cümlelerle anlatıyorlar. “Bu sefer daha karanlık olacağız”, “Daha karanlık”, “Önünüzü göremeyeceksiniz, öyle…

İnternet mecralarının genelde kalitesine çok kefil olacak bir insan değilim; mesleki deformasyon yüzünden, rafine içeriğin azınlıkta olduğuna dair bir inancım var. Bardağın boş tarafını görüyorum anlayacağınız. Bu yüzden, bir yerden gerçekten de çok orijinal, keyifli, bambaşka bir içerik gelince, kendimi şaşırırken buluyorum. Gizmodo’nun en son ortaya çıkardığı mesele de…

Deadpool filmiyle ilgili görüşlerimin geldiği radde gerçekten de inanılmaz. Dürüst olmak gerekirse Deadpool’un sosyal medyada Vasfiye Teyze gibi capsleriyle yayılması esnasında kendi kendine “ya bu kadar komik mi gerçekten, yoksa ben mi bir şeyi ıskalıyorum?” diye soran bir insan olarak, kendimi filmin başarısız çıkma ihtimaline çok hazırlamıştım. Deadpool’un gerçekten de işlediğine…