Yükle Gelsin!

Geek olmanın yirmi milyar tane güzel tarafı var. Ağzınız güzel laf yapar hâle geliyor, argümanlarda genelde muzaffer çıkıyorsunuz, kafada minik minik wikiler geziyor… Ama bir de şöyle bir negatif tarafı var: hype’a yenik düşmek işten bile olmayabiliyor. Pazarlama departmanları diye bir şeyi resmen biz kurdurttuk yani eğlence sektöründe. İstiyoruz ki…

Bilmeyen kaldı mı? Belki vardır. Belki yıllar sonra bu makaleyi dönüp okuyacaklar olur. Türkiye’nin daha güzel olduğu bir gelecekte, gençler “nostalji yapıp, Geekyapar’ın 2015 yazılarına bakalım mı ehehe” diyeceklerdir. Onlara, “vay anasını memleket ne çekilmezmiş lan” dedirtip ibret aldırmak için özet geçelim. Türkiye’de bir insan, Yüzüklerin Efendisi karakteri Gollum’un resimlerini…

Steve Jobs gibi, kendi mitolojisini kendisi yaratmış karakterlerle, kaba tabiriyle -ve terime başvurmak gerekirse- cult of personality kişiliklerle ilgili bir dramatik eser yapacaksanız; iki tercihiniz vardır. Ya yaratılan miti destekleyecek ve bir parçası olacaksınız; ya da süslü yazılan tarihi çırılçıplak soyacaksınız. Biyografik filmlerin, özellikle de bu kadar modern figürleri anlatan biyografik filmlerin kaderi budur.…

Hani bütün dünya umut dolu limanlara giden bir vapurdaymış da siz ters koltuğa oturmuşsunuz, ne yaparsanız yapın hep aynı şeyleri görüyormuşsunuz gibi bir his vardır. Bunu bilen bilir. Ben bunun temel sebebinin hayal kurmayan, kursa da peşinden gitmeyen bireylerden oluşan bir toplum olmamızda yattığını düşünüyorum. Çoğunluk hayalini kurduğu…

Güzeller güzeli hayallerim vardı. 9 yılın ardından bu dolambaçlı yol Gallifrey’e varmıştı. Emindim: Bizi epik diyaloglar, aydınlatıcı bilgiler, ihya edici Doktor anları bekliyordu. Doctor Who bilgim, izlediklerimi soru işareti bırakmadan sizlere anlatacak kadar sağlam mı diye kendimi sorguluyordum. Doktor Gallifrey konseyine ayak basacak ve Rassilion’a bize bile dokunacak…

Türkçe çizgi roman konusunda kesinlikle altın çağda yaşıyoruz. Hem klasikler, hem de yeni yeni yayınlar, üzerinden çok fazla zaman geçmeden birbirinden başarılı yayınevleri tarafından dilimize kazandırılıyor. Çizgi romanın elde tutulup, sayfaların teker teker çevrilerek okunması gerektiğine inanan biri olarak bundan fazlasıyla keyif aldığımı ve elimden geldiğince desteklemeye çalıştığımı söyleyebilirim. Geçen gün gelen…

Batman v. Superman: Dawn of Justice’in yayınlanan son fragmanını konuştuğumuz videomuzda; “Batman ve Superman’in tüm dövüş sahneleri aynı sekanstan” demiştik. Yorumlarda siz de “abi çöl sahneleri falan?” diyerek çıkmıştınız hatırlarsanız. İkimiz de haklıydık aslında. Evet, Batman ve Superman çöl sahnesinde beraberlerdi; ama dövüşmüyorlardı. Superman logolu askerler Batman’i yakalıyor;…