Batman v. Superman: Dawn of Justice ile eksik ve gedik yönleri konuşurken, bir haftadır işin sinematografi, dramaturji, karakterizasyon gibi taraflarına yoğunlaşıyoruz. Bir film olarak ele alıyoruz yani işi, ki genel…
Hani bazen bazı oyuncular olur, rolleri çok büyük değildir, ama kendileri çok sempatiklerdir. Bu yüzden onları o küçük rolde öyle seversiniz ki, başka filmler ve dizilerde gördüğünüzde hoşunuza…
Stephen King, The Dark Tower ya da Türkçe ismiyle Kara Kule serisini anlatırken, “Benim başyapıtım” der. Bunu demesi de boşuna değildir. Yaklaşık dört bin sayfa ve bir milyonu aşkın kelime bir araya getirip…
Geek’e, geek olmaya ve geek olunabilecek şeylere dair en güzel insanların birbirleriyle en güzel muhabbetleri döndürdüğü biricik Muhit’imizde aşağı yukarı iki senedir ara ara aktifliğini koruyan bir muhabbet başlığı…
Distopyaların gittikçe daha da gerçek olduğu şu son birkaç on yıldır insan sahiden de hayret etmekten kendini alamıyor. The Handmaid’s Tale’den söz ediyorum. Bir süre yüksek müsaadenizle, ciğer bitene…
Yükle Gelsin!
Birkaç bölümdür The Flash’te sıkıntılı olduğunu söylediğim bir nokta vardı: Meta-Human’ları bölümün ana hikayesi içinde iyi kullanmıyorlardı. Bu yüzden belki de çok eğlenceli olabilecek karakterler basitçe harcanmıştı. Önceki birkaç bölümün aksine Who is Harrison Wells bölümünde Everyman’i epey iyi kullandıklarını düşünüyorum. Kim olduğunu çözmeye çalıştıkları Wells’in hikayesine de paralel…
Grinin Elli Tonu, ne hikmetse, uzaktan ilgiyle izlediğim bir projeydi. Gerçekten, samimiyetle söylüyorum bunu. Kitapların ilkini elime alıp bir fikir oluşturacak kadar okumayı planlamama, fakat bütün çabalarına rağmen birkaç çok kötü yazılmış sayfayı açamama rağmen filmin ne yapacağını merak ediyordum. Başında çok ilgi çekici bir yönetmen, arkasında da…
Bakın, durup düşünmediğiniz zaman hiç aklınıza gelmeyen, ama bir saniye bile üzerine kafa patlatınca dudağınızı uçuk attırma noktasına getiren bir şeyi hatırlatacağım şimdi size. Disney sizin önümüzdeki iki sene boyunca merakla beklediğiniz filmlerin çoğunun bizzat sahibi. Eğer içinde “Batman” geçmiyorsa, muhtemelen ne kadar gün saydığınız film varsa şu…
Bugün 23 Nisan! İtiraf edeyim, bu tarih benim için bir şeyler ifade etmeyeli baya oldu. Muhtemelen bu yüzden geçtiğimiz sene bu özel günle ilgili bir şey yapma ihtiyacı hissetmedik. Ama bu sene dedik ki, hazır geek’iz, hazır içimizdeki çocuk hâlâ yaşıyor ve Episode III’teki maske indirme sahnesini anımsadığında…
Baştan söyleyeyim, bu bölümle SHIELD’ı niye sevdiğimi tekrar hatırladım. Gerçekten. Dizi geçtiğimiz bir iki bölümde sendelemiş, hedefinden biraz şaşmıştı; ama S02E18 ile birlikte bir anda beni kendine aşık eden Winter Soldier sonrası o diziye tekrar döndü. Hani her şeyi müthiş bir ivedilikle halleden, klişelere takılmadan gerilimi tırmandırarak çok…
Pratchett hakkında bu ikinci yazıyı hazırlarken, kafamızda hem anne-babalar, hem güzel dünyaları özleyen genç ruhlar, hem de ‘genç’ olarak anılmayı sevmeyen ama Minecraft ve YouTube arasında bir hayat geçiren gençler vardı. Geekyapar’ın okur kitlesi cidden geniş bir yaş aralığına sahip, o yüzden ruhunu beslemek isteyen herkese buyrun diyoruz!…
Sağda solda Ant-Man’in hayatına 1-0 geride başlıyor olmasını söylememizin sebeplerinden başlıcası, yaratım sürecindeki sallantı elbette. Hatırlayacaksınız, Shaun of the Dead, Hot Fuzz, The World’s End, Scott Pilgrim gibi filmlerle geek dünyasında kendine deli yer eden Edgar Wright, projenin üzerinde sekiz sene çalıştıktan sonra Marvel ile “kreatif anlaşmazlıkları” öne…
Bugün öğlen takriben bir gibi, öğle tatilinden dönüp okul sıranıza ya da iş masanıza oturduktan sonra bir şeyler hissettiniz mi? Sanki çok yakından davetsiz bir misafir geçiyormuş gibi? Muhtemelen hissetmediniz, zira evet, tam o saatlerde bir misafir geçiyordu; ama ofis pencerenizin ucundan ya da binanın önünden değil. Dünyanın…
Çok net bir itirafta bulunayım, şu kadar süredir geek dünyasının nabzını tutuyorum (hah! Hep bu cümleyi kurmak istemiştim), ama Karayip Korsanları’nı anlamıyorum. Benim ilgim ikinci filmin finali civarında sonlandı, üçüncü filme hürmeten gittim; dördüncünün ne hakkında olduğuna dair en ufak bir fikrim bile yok. Millet de benim gibi…
Bilmeyenler veyahut unutanlar için hatırlatalım, Disney’nin 1991’de animasyon olarak piyasaya sürdüğü ve En İyi Film Oscar’ına dahi aday olacak kadar büyük başarılar elde eden Beauty and the Beast, ya da Türkçe adıyla Güzel ve Çirkin, yine Disney tarafından yeniden çekiliyor, hem de bu sefer canlı kanlı aktörlerle. Hatta…
