2020 tatsız bir yıldı, biliyoruz. Ama aynı zamanda bazı garip geri dönüşler ve ortaya çıkışlar yaşandı. En basitinden Avatar Netflix’te yerini aldı ve çok…
Geeklik demek heyecanlanmak demek, bunu bir açıklığa kavuşturmamız gerekiyor. Biz, insanların gayet olağan tepki verdiği film ve dizileri, daha yapım aşamasından itibaren takip etmeye…
Bizi bilirsiniz, bu sitede yeniden çekilen dizi ve filmlere bir şüpheyle bakarız. “Yahu ne gerek vardı şimdi?” diye sorgularız, hele ki ilk yapılan versiyonu…
Hiç hayatınızda daha önce ihtiyacınız olmayan bir şeyi görüp sanki o olmadan yaşayamayacakmış gibi hissettiniz mi? Bence hepimizin vardır böyle bir anı. Bir anda dünyanın en gereksiz şeyi…
Dünyanın her bölgesinin kendine has bir öyküsü, bir efsanesi vardır. Ünlü kahramanlar, ejderhalar, tanrılar, tanrıçalar ve daha neler neler. Bu zamana kadar bu efsaneler birçok kez yeniden yorumlandılar;…
Conan Exiles’ın bir pipi meselesi var. Bunu aşırı olmak ya da dikkat çekmek için söylemiyoruz. Funcom’un hayatta kalma oyununda karakterinizi yaratırken penis boyutunu bir slider yardımıyla belirleyebiliyor ve sonrasında…
Çizgi roman sadece süper kahramanlarının olağanüstü maceralarının anlatıldığı bir mecra değildir. Adı üstünde anlatım dili olarak çizgiler seçmiş bir romandır. Bazen de bir romanda olduğu gibi sıradan birinin sıradışı…
İnsan, yaşadığı ortama adapte olmaya programlanmış bir mekanizmadır. Eğer hayatın koşullarına ve getirdiklerine uyum sağlayamazsa, doğanın kendince belirlediği seçilim yollarıyla mola vermesi istenir. Çünkü son hızda ilerleyen yaşam,…
Size bir soru: Taşoda Festivali’ni hiç duydunuz mu? Eğer cevabınız evet ise muhtemelen bu yazıda bahsedeceğimiz güzelliklerden çok uzun süredir haberdarsınız diye düşünüyoruz. Ancak daha önceden bu isme hiç…
Bu yazıda yer alan kişi, kurum ve kuruluşlar tamamen hayal ürünüdür. Adaleti ve adalet sistemini farklı kurgu eserler üzerinden, çeşitli yönleriyle ele almaya çalıştığımız yazı serimizin ikinci yazısına…
Yükle Gelsin!
Bir önceki Silmarillion Antolojisi yazısında Valar’ı iki parça olarak ele alacağımı belirtmiştim, hatırladınız mı? İşte bugün nihayet devam ediyoruz bu önemli karakterlerimizi tanımaya. Kim, kiminle, ne zaman, ne yapmış; nerede kaldıysak oradan itibaren anlatmaya devam edelim bakalım. Yeniden minik bir hatırlatma yapayım: toplamda on dört tane Valar’dan bahsediyorum…
Savaşın ne kadar kötü bir şey olduğunu konuşmaya gerek yok sanırım. Sayısız ölüm, yıkım ve dehşet içerisinde bir atmosfer. Kimin tarafından bakarsanız bakın, savaşlar her zaman yürek burkan sonuçlar doğurmuştur. Özellikle insanlık tarihinin en büyük kayıpları verdiği dünya savaşları. Böylesine zor bir ortamda da insan bir şeylere sarılmak,…
Hepimizin hayatının küçük birer paradoksa dönüştüğü şu günlerde paradoks yazı dizimizin ikinci yazısına hepiniz hoş geldiniz sevgili geekler. Bir önceki yazımızda paradoksların en bilindik olanı yani zaman paradoksundan dem vurmuştuk. Jim ve Jane’den başlayan yolculuğumuz önce bizi edebiyata sonra da sinemaya götürmüştü. Bugün ise daha insani bir paradokstan,…
Khaos ile başlıyor bu hikâye. Sonra Rhea’ya, oradan Zeus’a, sonra da insanlara kadar varıyor. Yüzyıllardır tekrar ve tekrar anlatılan, neredeyse bütün sanat dallarına defalarca konu olan bu mitleri biz de hâlâ keyifle okuyor, dinliyoruz. Yunan mitolojisi öylesine kapsamlı ve ilgi çekici ki bir kez araştırmaya başladığınızda duramıyorsunuz, her…
Steve Carell’in yapımcılığını üstlendiği, Netflix’in en yeni ve beklenen dizilerinden Space Force nasıl olmuş, Steve Carell için izlemeye değer mi yoksa hiç bulaşmasam mı dediğinizi duyar gibiyiz. İlk Bölüm Canavarı bu ve benzeri sorularınızı cevaplamaya hazır. İlk Bölüm Canavarı, üstümüze yağan yüzlerce dizi arasından hangisi kime gider, değer…
Sizleri hiç bilmiyorum ama evimize ilk bilgisayar girdiğinde, ortaokulu bitirmek üzereydim. Şanslı da bir evde büyüdüm açıkçası, bilgisayarlar evlere girebilecek kadar yayıldığında bizim evde de bir tane vardı. O zamana dek atari oyunlarıyla haşır neşir olarak geçirdiğim boş günlerime, bilgisayarla birlikte –tabii bir de şu an ismini hatırlayamadığım…
Avrupada yazılmış ve korku edebiyatının baş tacı olmuş kalın bir kitaptan sonra kısa bir hikâyeye atlıyoruz bugün. Aynı zamanda kıta değiştiriyoruz çünkü Shirley Jackson’ın The Lottery adlı kısa hikâyesini ağırlayacağız birazdan. The Lottery -ya da Türkçesi Piyango- Amerikan edebiyatının en ünlü kısa hikâyelerinden biri. Kısa, çarpıcı ve korkutucu.…
Birkaç ay önce yazdığım Atari yazısında eski oyunlara bol bol selam göndermiştim, hatırlarsınız. Yalnız ben o yazıyı yazdığımdan beri ara ara internetten açıp oynuyorum o oyunları, hâlâ atlatamadım. Verdiği o garip melankolik histen dolayı mı yoksa oyunlar gerçekten bağımlılık yapıcı diye mi bilinmez, bırakamıyorum işte! İyi geliyor bana.…
Mutfağa ve mutfağın derinliklerine hoş geldiniz! Bu yazıyla birlikte mutfağa girecek ve mutfakta nasıl daha derine inilir, sınırlar nasıl zorlanır bundan bahsedeceğiz. Farklı tarifleri, teknikleri inceleyecek, geleneksel yöntemlerle modern yöntemleri birleştirecek ve mutfağın derin sularına ineceğiz. İlk bölümümüzde konumuz tostlar. Hepimiz ya da birçoğumuz mutlaka tost yapmışızdır. Sonuçta…
Bazı kitaplarla bir karakterin hayatına, gelişimine ortak oluruz. Bazen bu karakter bir sanatçıya dönüşme çabası içinde de olabilir. Bu da çoğu zaman yazarın kendi yolculuğunun bir yansımasıdır aslında, değil mi? Yazarın kendisi başından neler geçirdi, ne zorluklarla cebelleşti ve ne gibi şeylerde teselli buldu, hepsi üstü örtülü şekilde…
