Ünlülerin hayatı çok garip meseleler cidden. Gerçekten çok seviliyorlar, seviyoruz, filmlerini tekrar tekrar izliyor, bir sonraki rollerini heyecanla bekliyor ve rollerine övgü yağdırıyoruz. Ama…
Bu yıl en çok özlediğim şeylerden biri ne biliyor musunuz? Size güzel güzel film haberleri vermek, film incelemek, film konuşmak… Yani hayatta kalmanın daha…
Bazı konular vardır, hassaslardır, konuşması sıkıntılı olabilir bu konuları. Sessiz kalmak da bilmediğimiz şey hakkında dahi çat çat konuşmak da yanlıştır çünkü. E peki,…
Doctor Strange filmi hakkında ne düşünüyorsunuz bilmem ama ben filmi ayıla bayıla izleyen çoğunluğa dahilim. Marvel Cinematic Universe içerisinde kötü adamın pataklana pataklana değil de çok zekice bir…
Netflix’in The Witcher dizisinin beşinci bölümü, benim açımdan en güzel bölümdü, diyebilirim. Bunun elbette ilk kısa hikâye koleksiyonuna ismini veren Son Dilek hikâyesinin uyarlaması olmasıyla yakından ilgisi var.…
Video oyunlarını takip etmeye geçtiğimiz beş yıl içerisinde başlamadıysanız, en sevdiğimiz hobimizin üretim anlayışında çok ciddi bir değişimin yaşandığını fark etmişsinizdir. Dürüst olmak gerekirse, bu yaşanan ilk büyük…
Üzerimizden bir Batman günü geçti. Her tarafta Batman hediyeleri dağıtıldı, insanlar Batman Cosplay’ı yaptılar, gezdiler, eğlendiler. Ancak birisi de çıkıp demedi ki Batman nasıl Batman oldu? Tek başına…
Okült yolcusu kalmasın! Okültizmi çeşitli açılardan incelemeye çalıştığımız yazı serimizin ikinci yazısıyla karşınızdayım. Bir önceki yazının sonunda birtakım gizemli ve karanlık güçler, bu yazının bir video oyunuyla ilgili…
Bir şarkıyı yıllar sonra tekrar dinlemek inanılmaz bir his. Çünkü tekrar dinlediğinizde fark ediyorsunuz ki şarkılar, adeta geçmişinize açılan bir kapıya dönüşüyor zamanla. Şarkıyı ilk dinlediğinizde nerede…
Yazan: Cansu Özbay Dövme; yani ilk çığlıklarımızı atmaya başladığımız karanlık çağlardan beri kendimizi ifade etmek için yanıp tutuşan, biz insanoğluna yoldaşlık eden enteresan bir biçimsel kimlik gösterimi. Mağara duvarlarını…
Yükle Gelsin!
Şundan çok değil, bir on gün önce hepimizin yılbaşına girerken hayalleri, umutları, istekleri vardı. Ama daha on gün geçmeden 2020 bize savaşlar, yangınlar ve türlü türlü kötü haberler getirdi. Eh bu kötü haberlerden geek mecrası olarak payımıza düşeni almazsak ayıp olur değil mi? Hemen kötü haberime geçiyorum o…
Bilim kurgu çevreleri Selim Erdoğan adını daha önce yayınlanan İkibinseksendört, Trinidad’ın Dönüşü, Denizatı Vadisi ve Gofer Ağacı gibi kitaplardan biliyorlar. Bilimkurgu geniş bir alan. Erdoğan’ın eserleri belki bu türün sert bilim kurgu tarafına yakın sayılabilir. Araştırma tarafı güçlü eserler veren Erdoğan konularının özgün olmasına özen gösteren bir yazar…
En başından söylüyorum; arkadaşlar, Doctor Who bu bölüm beni bir miktar mutlu etti. On birinci sezon hakkındaki eleştirilerimiz genelde önceki sezonlara gönderme yapmaması, konu bütünlüğünün sağlanmamış olması ve bilim kurgu adına çok bir şey göremiyor olmamız yönündeydi. Sanki yazarlar sesimizi duymuş gibiler bu sezonda. Tabii ki yine eleştirdiğim…
Yılanlar ve Merdivenler, eski ve daha çok çocuklar için düşünülmüş bir oyun. Kutu oyunları ile ilgili olan dosya yazılarımdan birinde söz ona gelmiş fakat üzerinde çok duramamıştım. Hiç oynamamış olsam da son dosya yazımı ise bu oyun üzerine yazmak istedim. Çünkü her ne kadar ilk bakışta bir kutu…
Bölüm I “Çok arkada kaldın, biraz öne gel!” dedi beyaz sakallı adam, küçük uslu çocuğa. Çocuk oralı olmadı. Aslında nereli olduğu da pek bilinmeyen çocuk, sakallı adama pek yüz vermedi. Çocuk küçük ve usluydu. Küçük olmasa çocuk denmezdi zaten ama çocuğun uslu olmasının boyutu ile uzaktan veya yakından…
Geride bıraktığımız 2019 senesinin en çok övgüye mazhar olan işlerinden biri, Midsommar filmiydi. Gerek capcanlı, rengârenk, aydınlık çekimleriyle korku türü içerisinde ayrı bir yerde durması, buna rağmen gerilimin dozunu tüm film boyunca eksiltmemesi gerekse de içerisinde barındırdığı halk bilgisine yönelik güzel yerleştirilmiş pek çok unsur sebebiyle unutulmayacak filmlerden…
Coğrafya kaderdir. Ama başka ne kaderdir biliyor musunuz? Zamanınız. Doğduğunuz tarih sizin bütün bir yaşamınızı, neyi seveceğinizi, neyi sevmeyeceğinizi, hangi olaya ne tepki vereceğinizi öyle otoriter biçimde belirliyor ki. Karşınızda cadı diye insan yakılsa dizinizi kırıp oturacak mısınız yoksa Twitter’da kampanya mı başlatacaksınız sorusunun cevabı, doğum tarihinizde gizli…
Yılın o zamanı geldi çattı dostlar, sonunda Britanya yapımı dizi batağına düştük. Tekrar. Ama ben bugün bunların arasından, Doctor Who’dan bahsediyorum. Geçen sene yüzümüzü bolca ekşitti, kabul. Küçük detaylar uğruna büyük hikâye boşlukları açan bir sezondu, doğru. Dakikalar içerisinde anlatılabilecek basit fikirler için bizden bütün bölüm ilgi istiyordu, bu…
Şu ana kadar sembolizm de sembolizm diye tutturdum, biliyorum, sizi hep eski zamanlara sürükledim. Mitlerden, yaratılıştan bahsettim. Sonra biraz daha ilerledik, Otomatik Portakal ile günümüze yaklaştık. Bu yazıyla daha da yaklaşıyoruz. Şimdi gece kilidi üzerinden 2012 yılına, genç yetişkin edebiyatının zirvelerini yaşadığı o tarihe, Açlık Oyunları’nın ilk filminin…
Birçoğumuz Sinbad’ı duymuşuzdur. Hatta bazılarımız okumuş veya izlemiştir. İşte denizlerin o efsane maceracı karakteri Sinbad’ın bence en başarılı çizgi filmi olan ve benim küçük yaşlarda VCD’nin yaygın olduğu dönemlerde izleme fırsatı bulduğum, hatta şu yaşıma kadar kim bilir kaç kez tekrar izlediğim Sinbad: Yedi Denizlerin Efsanesi, küçük büyük…
