Quentin Tarantino sinema tarihinin en etkileyici ve çarpıcı yönetmenlerinden biri olarak geçecek kitaplara, buna hiçbir şüphe yok. Pulp Fiction’dan The Hateful Eight’e kadar attığı her adım peşinde bir iz bıraktı.…
Bu kültürel bir şey mi tam adını koyamıyoruz ama, genel olarak şımarık insanları omuzlarından tutup sarsmak isterken buluyor musunuz sizde dizi izlerken? Film esnasında çok da büyük bir problem olmuyor…
Rust, bundan yaklaşık bir yıl kadar önce çıktı Early Access’e. O haliyle bile çok ciddi bir “hayatta kalma mücadelesi” sunacağının izlerine sahipti; hatta öyle ki, biz bu uğurda…
Quentin Tarantino’nun heyecan verici ve nefes kesici külliyatına hayran olanlar bir süredir nefeslerini tuttular, üstadın dokuzuncu filmini bekliyorlar. İlk olarak önümüze “Charles Manson ile ilgili olacak” diye düşen Tarantino…
Jordan Peele’i Comedy Central’daki muhteşem Key and Peele şovundan tanıyanlar için geçtiğimiz senenin büyük hiti Get Out ciddi bir sürprizdi. Peele her zaman akıllı komediden hoşlanan bir adam olmuştu, bu yüzden belki de…
Turing Testi çok basit bir prensiple çalışıyor. Üç kişi var. Bu üç kişiden bir tanesi bir yapay zeka. Diğerleri ise organik canlılar. Üçüncü C kişisi, A ve B kişilerine sorular soruyor. Sorular yazılı olarak aktarılıyor ve…
Yükle Gelsin!
Netflix’in başı şu sıralar epey yoğun. Dünyanın en büyük dijital içerik dağıtım platformu, bir yandan filmlerini fiziksel olarak vizyona sokma mecburiyeti olmadan Cannes’da gösterme hakkına sahip olmak için köklü festivalle kavga ediyor, bir yandan global üretimini arttırıyor, bir yandan da sağlı sollu dizilerini iptal ediyor. Geçtiğimiz gün The Get Down’ı…
Hatırlayacaksınız, Batman v. Superman dönemi korkunç popüler bir retorikti “Rotten Tomatoes’a para yedirmiş Disney” beyanı. Filmin eleştirmenlerce korkunç bir muamele görmesini yediremeyen ve anlamlandıramayan hayranlar, bir hareketi yediremeyen ve anlamlandıramayan her insan gibi bunu bir komploya yormuş ve Disney’nin rüşvetle kısmen BvS’yi çıkartmış firmaya ait Rotten Tomatoes’u telkin…
Jessica Jones’un ilk sezonu, üzerine uzun uzun konuştuğumuz gibi, hatta dürüst olmak gerekirse epey de gömdüğümüz gibi dalgalı bir yapımdı. Netflix – Marvel ortaklığının sonradan gelecek iki işi Luke Cage ve Iron Fist kadar kötü değildi kesinlikle, hatta muhtemelen Cage ve Fist’ten sonra izlesek laf edecek cüreti bile bulamazdık. Ama muhteşem…
Üçüncü sezonunu geçtiğimiz haftalarda sonlandırıp, kötü gidişatının bir mükafatı olarak The CW kanalından dördüncü sezon onayını alan The Flash’in önümüzdeki Ekim ayında başlaması beklenen yeni sezonundan enteresan bir haber geldi bugün. Bu arada enteresan diyorsak hürmetten, zira The Flash’ın üçüncü sezonunu izleme gafletinde bulunmuş herkese malum olan bir açıklama…
Ben 30 yaşındayım. Yani süper kahraman filmlerinin 5 senede bir geldiği zamanları dün gibi hatırlıyorum. Özel efekt teknolojisinin henüz yeteri kadar gelişmemiş olmasından ötürü çizgi roman sayfalarında hayalini kurduğumuz aksiyon, film perdesinde yakalanamıyordu. Ama mutluyduk. Baş karakter üzerinden gerçekten içi dolu bir şey anlatılmıyor; sadece o fantastik güçleri ve melodramatik…
Süper kahraman oyunları, iyi oldular mı bizim aklımızı başımızdan alıyorlar. Arkham serisini salyalar saçarak övdük mesela defalarca, Marvel’ın oyunlarını ayrı övdük. Yalnız kötü oldukları zaman da oturup bir kenarda ağlayasımız geliyor. Çünkü süper kahraman dünyası video oyunlarına doğaları gereği korkunç derecede yatkınlar. Olmayınca anlayamıyoruz neden ve nasıl olmadığını,…
Donald Trump’ın Amerika Birleşik Devletleri Başkanı sıfatıyla diğer liderlerle kurduğu ilişkiler geçtiğimiz gün Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron tarafından Recep Tayyip Erdoğan ve Vladimir Putin’in tarzına benzetildi, okudunuz mu? Çiçeği burnunda lider Macron, “Üçü de ikili ilişkileri bir güç dengesi olarak görüyor, bu benim tarzım değil ama beni rahatsız etmiyor” diye konuştu. Spesifik olarak üzerine…
Tek görevi dünyanın ileri gelen sinema eleştirmenlerinin bir film hakkında belirttikleri görüşü iki kampa (izleyin / izlemeyin) bölüm bu ikiliğin ortalamasını almak olan, fakat her ne hikmetse bu inanılmaz nesnel sisteme rağmen devamlı taraflılıkla suçlanan Rotten Tomatoes diye bir site var, bildiniz değil mi? DCEU’nun emekleme dönemlerinde buralardaysanız…
Şarkı sözlerinin isimlerini ödünç alıp filmlere koymak, son zamanlarda ısrarlı bir biçimde azalan, ancak bir türlü de tam olarak ölmeyen bir şey. Filmin şarkıyla ilgisi olmasa bile seviyor insanlar güzel isimleri, güzel işlerine koymayı. Bu eskiden olduğu gibi “tutan şarkının hemen filmini çekelim” samimiyetsizliğinde değil. Yapanlar da büyük büyük…
“Rızanız hakiki mi?” Keşke bu soru bize, Moffat dizinin başına geçmeden önce bir hatta birkaç kez sorulsaydı. Muhtemelen o zamanki toyluğumuzdan, Blink’den, Silence in the Library’den dolayı yine gönlümüzden gelerek rızamızı gösterirdik Moffat tiranlığına ama en azından şu günlerde, kendimiz edip kendimiz bulduk, diyerek avunurduk da elimizde olmayan kararlar için…
