Gelin, hep beraber bir analiz yapalım. Bir elde geçtiğimiz Haziran ayında çıkan Wonder Woman dursun. Öteki elde ise iki hafta önce tanıştığımız Justice League. Kıyaslamadan sübjektif tüm değerleri…
Az sonra okuyacağınız yazıyı, dün kaleme aldığım ön-incelemenin bir devamı olarak alabilirsiniz; aşağı yukarı niyeti o zaten. Rick and Morty bizim kafamızda uzun süredir Flash gibi, Agents of SHIELD gibi…
Rust, bundan yaklaşık bir yıl kadar önce çıktı Early Access’e. O haliyle bile çok ciddi bir “hayatta kalma mücadelesi” sunacağının izlerine sahipti; hatta öyle ki, biz bu uğurda…
Quentin Tarantino’nun heyecan verici ve nefes kesici külliyatına hayran olanlar bir süredir nefeslerini tuttular, üstadın dokuzuncu filmini bekliyorlar. İlk olarak önümüze “Charles Manson ile ilgili olacak” diye düşen Tarantino…
Jordan Peele’i Comedy Central’daki muhteşem Key and Peele şovundan tanıyanlar için geçtiğimiz senenin büyük hiti Get Out ciddi bir sürprizdi. Peele her zaman akıllı komediden hoşlanan bir adam olmuştu, bu yüzden belki de…
Turing Testi çok basit bir prensiple çalışıyor. Üç kişi var. Bu üç kişiden bir tanesi bir yapay zeka. Diğerleri ise organik canlılar. Üçüncü C kişisi, A ve B kişilerine sorular soruyor. Sorular yazılı olarak aktarılıyor ve…
Yükle Gelsin!
Yakın dönem yerli dizilerden ve yerli dizi sektöründen bahsederken genellikle olumlu cümleler kurmuyoruz. Sadece görünüşe odaklanan oyuncu seçimleri, yapay replikler ve özensiz çekimler yüzünden hoşnutsuzluğumuz kendini çok gizleyemiyor. Fakat bazen, bozuk saatin günde iki kereye doğruyu gösterdiği o anlarda karşımıza bizi sımsıkı saracak yerli diziler çıkabiliyor. Bunlar nadir görünen…
Virtual Reality, ya da daha samimi ismiyle Sanal Gerçeklik üzerine Geekyapar sayfalarında, YouTube platformunda, yetmedi Twitch üzerinde sayısız kelam ettik. Hepsine bakmak zorsa, şu özetidir: Biz genel olarak sanal gerçekliğin sadece bildiğimiz sınırlarıyla video oyunları ile etkileşme konusunda değil, genel olarak dijital dünya ile bir münasebete girme hususunda büyük devrim…
Jamie Follis diye bir adam var. Bu güzel insan, bir yandan bir tarihçi olarak öğretmenlik yapıyor. Bir yandan da hobi olarak kendi oyuncaklarını inşa ediyor. Muhtemelen hocalığı da iyidir ama, Sillof adı altında yapıp paylaştığı oyuncakları bugün kendisinden bahsetme sebebimiz. Zira Follis, 2000’lerin başında yaptığı oyuncak serilerini internete koymaya başlayınca…
Geçen haftanın “filler” bölümü sonrası, nihayet asıl zaman çizgisinde ilerleyen hikayeye dönmek gerçekten çok iyi oldu. Bütün bir bölümü flashbackler ile Luke’un neler yaşadığına ayırmaları kötü değildi elbette; tek problem üzerine yapacak yorum olmamasıydı. Yoksa her geçen bölümüyle beni bir kez daha kendine hayran bırakmayı başarıyor The Handmaid’s…
Ceza. Malum. Pek çoğumuzun hayatına 2004 tarihli Rapstar albümüyle girdi. Onunla birlikte Türkçe rap ilk defa ana akıma taşındı. Albümle aynı adlı taşıyan şarkı ülkenin abartıyoruz, yüzde doksan ikisi için rap’le ilk tanışmasıydı. Çok uzun süre boyunca Sagopa Kajmer ile birlikte Türkçe rap’in lider isimleri oldular. Biz de yıllardır biliyoruz işte…
Netflix’in başı şu sıralar epey yoğun. Dünyanın en büyük dijital içerik dağıtım platformu, bir yandan filmlerini fiziksel olarak vizyona sokma mecburiyeti olmadan Cannes’da gösterme hakkına sahip olmak için köklü festivalle kavga ediyor, bir yandan global üretimini arttırıyor, bir yandan da sağlı sollu dizilerini iptal ediyor. Geçtiğimiz gün The Get Down’ı…
Hatırlayacaksınız, Batman v. Superman dönemi korkunç popüler bir retorikti “Rotten Tomatoes’a para yedirmiş Disney” beyanı. Filmin eleştirmenlerce korkunç bir muamele görmesini yediremeyen ve anlamlandıramayan hayranlar, bir hareketi yediremeyen ve anlamlandıramayan her insan gibi bunu bir komploya yormuş ve Disney’nin rüşvetle kısmen BvS’yi çıkartmış firmaya ait Rotten Tomatoes’u telkin…
Jessica Jones’un ilk sezonu, üzerine uzun uzun konuştuğumuz gibi, hatta dürüst olmak gerekirse epey de gömdüğümüz gibi dalgalı bir yapımdı. Netflix – Marvel ortaklığının sonradan gelecek iki işi Luke Cage ve Iron Fist kadar kötü değildi kesinlikle, hatta muhtemelen Cage ve Fist’ten sonra izlesek laf edecek cüreti bile bulamazdık. Ama muhteşem…
Üçüncü sezonunu geçtiğimiz haftalarda sonlandırıp, kötü gidişatının bir mükafatı olarak The CW kanalından dördüncü sezon onayını alan The Flash’in önümüzdeki Ekim ayında başlaması beklenen yeni sezonundan enteresan bir haber geldi bugün. Bu arada enteresan diyorsak hürmetten, zira The Flash’ın üçüncü sezonunu izleme gafletinde bulunmuş herkese malum olan bir açıklama…
Ben 30 yaşındayım. Yani süper kahraman filmlerinin 5 senede bir geldiği zamanları dün gibi hatırlıyorum. Özel efekt teknolojisinin henüz yeteri kadar gelişmemiş olmasından ötürü çizgi roman sayfalarında hayalini kurduğumuz aksiyon, film perdesinde yakalanamıyordu. Ama mutluyduk. Baş karakter üzerinden gerçekten içi dolu bir şey anlatılmıyor; sadece o fantastik güçleri ve melodramatik…
