Size çok samimi bir itirafta bulunayım, ellerimizi vicdanlarımızda kavuşturalım ve hep beraber aynı sonuca vardığımızı sakince kabul edelim: Süper kahraman evrenleri tüketti bizi. Gerçekten, bu sene hem DC,…
Baştan bana çok acı veren itirafımı yapayım: True Detective’in ilk sezonu sevdiğim ve saydığım herkesten salyalı sümüklü övgüler aldı, ama ben buna rağmen diziye ısınamadım. İlk bölümünü edinip izlediğimde,…
Belki de yaş almanın getirdiği anlamsız bir şeydir ama yine de zikretmek gerek: İnsan gerçekten kafasında bazı şeyleri başka bir takım şeylerle özdeşleştiriyor ve bunlar zaman içerisinde eşleşme değiştirince…
“Burada, bilinmezin mucizeleri içinde durdukça, doğamızla ilgili kökten bir gerçeğin varlığını fark ediyorum. İnsan keşfetmeli.” Bu sözler, Ay yüzeyinde yürüyen yedinci insan olan Dave Scott tarafından, Apollo 15 görevi…
Eğer internette süper kahraman filmlerinin tarihçeleriyle ilgili bir şeyler okuduysanız, muhtemelen 90’ların sonunda yaşanan Darren Aronofsky – Batman flörtüne denk gelmişsinizdir. Requiem for a Dream, Pi, The Fountain gibi filmlerin usta…
Yükle Gelsin!
Akşam yenen sandviçlerin aranan programı, YouTube’un tüm sunucularının adında Can geçen bir numaralı video serisi, bıçak yarası dizi severlerin yüzindan silinmeyen efsane sohbet Geek Muhabbeti’nin yeni bölümü fit diye, taş gibi, sımsıkı dimdik çıktı! Agents of SHIELD’ın üçüncü sezon, yedinci bölümünü konuştuğumuz bu bölümde; yeri geldi May’e gömdük, yeri geldi Fitz’i…
Her şeyi unutun. Başlığı, Facebook önizlemesini, manşet görselini… Her şeyi çıkarın aklınızdan. Size şöyle bir haber verdiğimi tahayyül edin: DC Comics’in en efsane işlerine imza atmış, yazdığı çizgi romanlardan hit film üstüne hit film çıkmış emektar bir yazar geri dönüyor. Geri dönüş işi, tarihin en övülen Batman çizgi…
Fallout serisine hiç bulaşmamışsanız dahi, oyunun nükleer bir savaştan sonra insanların hayatta kalmalarını sağlamak amacıyla inşa edilmiş vault adı verilen sığınaklar etrafında şekillendiğini az çok biliyorsunuzdur. Ama Fallout’un sıkı takipçileri, dışarıdan sığınma amacıyla kurulmuş gibi gözüken bu yapıların, aslında insanlar üzerinde sosyolojik ve biyolojik deneyler yapılsın diye icat…
Çizerler dörde ayrılır: Kötüler, İyiler ve Efsaneler. Dört dedim değil mi? Hah bir de Alex Ross var. Aslında ona çizer demek biraz hafif kalıyor. Ressam demek daha doğru olur sanırım. Kendisinin eserleriyle ilgili en güzel tanım -bana ait değil ama kimin söylediğini hatırlayamadım- “Her sayfası bir tablo görselliğinde”…
Arrow ne yazık ki yokuş aşağı giden 3. sezondan sonra halen belirli bir seviyeye yükselip o seviyeyi koruyabilen bir diziye evrilemedi. Constantine bölümü pek parlak olmasa da Constantine sayesinde işi götürmeyi becermişlerken ondan bir önceki bölüm hiçbir doğaüstü şeye (meta-human, büyü vs) sırtını dayamadan sadece kirli polisler üzerinden…
Takvimler yavaş yavaş Star Wars: The Force Awakens’ın nihayet güneşi göreceği 17 Aralık’a doğru yaklaşırken, Disney ve Lucasfilm de tarihin en ketum pazarlama kampanyasını biraz daha aydınlatmaya devam ediyorlar. Bakın, biraz daha diyorum sadece. Hâlâ “imparatorluk tam yıkılmamış işte” cümlesinden derin bir konu parçası öğrenebilmiş değiliz. Hâlâ Luke ne halt yemekte…
Şu hayatta bir geek olarak günlük yaşantımda düzeltmeye çalıştığım bir takım yaygın yanılgılar var. Deadpool ve X-Men filmlerinin Iron Man ile aynı evrende olmadıkları gibi. George Lucas’ın Star Wars’ı aslında dokuz parçalık “Journal of the Whills” diye bir destan olarak yazıp, sonradan “bunu bana çektirtmezler, en tekil olana yürüyeyim” diye dördüncü filmi prodüksiyona…
Gün geçmiyor sevgili geekler. Gün geçmiyor. Ben kendi kendim evde otururken, iş yaparken, video çekerken bir anda üzerime bir kara bulut huzmesinin çökmediği gün geçmiyor. İçimden bembeyaz tablet-kolu alıp, televizyonun karşısına geçip, heyecanlı anonsuçunun “SUPPASMASHBRADESU” minvali bir şey bağırmasını dinlemek istemediğim gün geçmiyor. Xenoblade’leri, Mario Kart’ları, Zelda’ları merak…
Burada aşağı yukarı iki senedir bir şeyler yazıyorum. Düzenli takipçimizseniz; benim hakkımda bazı şeyleri çıkartmışsınızdır artık. Bir şeylere kolay kolay heyecanlanacak bir adam değilim. Bir dizi, çizgi roman, oyun ya da filmin beni sandalyemden aşağı uçurup, balkona çıkıp adını haykırma isteği uyandırması çok sık yaşanan bir şey değil.…
Geçen hafta sonu sizlere Geek Muhabbeti’nin çeşnileneceğini, çeşitleneceğini söylemiştik. İşte o uğurda, geçenlerde Spectre sohbetini yaptık, uzun uzun James Bond’un yeni filmi Spectre’ın eksilerini, artılarını konuştuk, tarttık, paylaştık. Şimdi de ikinci dalgayla geliyoruz. 21 Kasım’da bizlerle buluşacak Jessica Jones ile ilgili olan teorilerimiz, beklentilerimiz, fikirlerimiz çok tatlı bir…
