Yükle Gelsin!

Daredevil’a şunun şurasında üç gün kalmış ey geek ahalisi, siz sabredebiliyor musunuz? Şahsen ben her gün kalkıp takvimin ayın 10’unu gösterip göstermediğini kontrol ediyorum. Bazı bölümler önceden bir takım basın odaklarına gönderildiğinden ve bu basın odakları diziy övmekten bitap düştüklerinden beri “Hadi inşallah” gazıyla bekliyorum Daredevil’ı. Marvel’ın Batman’lik…

Niye bilmiyorum, ama insan sevdiği ünlülerin kanka olmasından ayrı bir haz alıyor. Yani gerçekten, artık kendimizi onlara daha yakın mı hissediyoruz; onların ayrı bir insani tarafını görmekten mi keyif alıyoruz, yoksa Hollywood’da herkesin içten pazarlıklı olduğunu düşündüğümüzden dost kalanlar “vay be, direnmişler” intibası mı veriyor, nedir? İstisnasız herkes…

Yapay zeka ve geek ilişkisini açıklamaya çalışmam biraz malumun ilamı olur heralde. Bilim kurguda (hatta zaman zaman fantastik kurguda bile) sıkça kullanılan elementlerden bir tanesi. Özellikle benim gibi bilgisayar ve yazılım teknolojileri üzerine mesleğe/eğitime sahip biriyseniz gerçek hayatta da kafanızı kurcalıyor olmalı bu tip mevzular. Aslında bakarsanız muhtemelen…

“Crossover” dediğimiz şey çok makbuldür, vaciptir geek dünyasında. Birbirine ucundan kıyısından benzeyen iki evren bulunur; itinayla bir araya getirilir. Özellikle de çizgi romanlar çok yapar bunu; neticede sinemada iki evreni bir araya getirmesi daha teferruatlıdır; aktörleri bulması vardır işin içinde, herkesi ikna etmesi vardır. Nedir yani çizgi romanda…

Oliver’ın Ra’s al Ghul ile yüzleştiği The Climb bölümünden beri ironik olarak düşüşe geçen Arrow, son bölüm Public Enemy ile toparlanma belirtileri göstermeye başladı. En azından üstlerindeki ölü toprağını aksiyon sahneleriyle biraz olsun atmayı başardılar. Herkesin sürekli tartışıp hiçbir icraat yapmadığı son birkaç bölümden sonra iyi de geldi.…