Yükle Gelsin!

Oyunlar ve politik söylem konulu tartışma asla tükenmeyecek gibi gözüküyor. Geçtiğimiz aylarda ilk trailer’ı ile tepkileri üzerine çeken Polonya yapımı oyun Hatred, ikinci videosuyla da yeniden gündemde yerini aldı. Üzerine çok konuşmadan önce neyden bahsettiğimizi bilmeyenler için mevzubahis trailer’ları sunuyorum: https://www.youtube.com/watch?v=qV3PhvCf_Jg https://www.youtube.com/watch?v=Pa8sQb9nb7w Özellikle ikinci video nasıl bir bela…

Sidekick dediğimiz karakterler olmadan, ana karakter olur mu? Olmaz. Robin olmasa Batman’in hâli niceydi mesela? Kahraman odaklı hikayelerin vazgeçilmezidir yancı karakterler. İş çok ciddiye bağladığında espriler onlardan patlar. Kahraman zora düştüğünde ipi çözen onlardır. Her şey çok karanlık gözüktüğünde, ufak bir aydınlık saçarlar; kahramanın dayandığı değnek olurlar, korumacı…

Netflix’e ne demek lazım? Hayatımda gördüğüm en akıllı büyüme yaşayan şirketlerden biriler kendileri. Bunu sadece finanssal bir perspektiften söylemiyorum. Anlatmaya çalıştığım etkileyici büyüme kar marjinleriyle açıklanacak türden bir şey değil. Adamlar postayla DVD gönderen bir şirkettiler, oradan stream edilen içerikte öncü oldular; şimdi de sadece internet üzerinden yayınlanan…

Yok efendim. Yok. Biz “Abi yapmayın, bakın Terminatör’ü izlemediniz mi, Battlestar Galactica bilmez misiniz?” dedikçe, millet üzerine üzerine gidiyor bunun. Bill Gates’inden Stephen Hawking’ine herkes ufaktan ufaktan kıllanıyor, ama yok. Bilim insanları yine robot diyor, peygamber demiyor. Geçenlerde YouTube’dan how-to videoları izleyip, anlatılanları öğrenen robotun haberini yapmıştık sizlere, ondan sonra bir de…

Sizi bilmiyorum ama ben bir sanatla uğraşanların yükselme hikayelerine bayılıyorum. Gerçekten. Oyunculuk peşinde yıllarca garsonluk yapanlar; bir teras katında aç acına yaptığı resimlerini beğendirmeye çalışanlar, yazdığı roman müsveddelerini yayıncı kapılarında gezdirenler… Bana çok büyülü bir hikaye gibi geliyor. Bu yüzden de aşağı yukarı aynı yolda olan oyun yapımcılarıyla…

Ay’la ilgili en büyük gizemlerden biri olmuştur her zaman “Ay’ın karanlık yüzü”. Düşünsenize, üzerine şiirler yazılmış, adı albümlere konulmuş; bizim olup olabileceğimizden defalarca daha bilge adamlar komple romanlar çıkartmışlar orada neler olduğuyla ilgili. Çok acayip bir fenomen hakikaten de. Dünyayı daima tavaf eden bir cisim var, ama bu…

Evet, bu sefer son kitaptan bir sırrı ele alacağız. “Hayırsız Ada” hikayesinde Heybeliada’da kahramanlarımızın karşısına çıkan Mehmet Nusret. Bu ufaklığın kim olduğunu dikkatli okuyucularımız hemen farketmişti zaten. Bu sırrı öne almamızın ise önemli bir sebebi var, Mehmet Nusret 100 yaşına giriyor ve yakında adına bir sergi açılacak. Sergiye katılımak serbest, katılmak isteyenler…