Yükle Gelsin!

Geldik günün en zor listesine. Şarkıları saydık, raid’leri, dungeon’ları saydık. Onlar yine görece kolaylardı. Ama bu, bu başka bir şey. Burada bölgelerden söz ediyoruz. Üşenmedik saydık, WoW’un şu an bir veya öteki şekilde gidebildiğiniz 100 bölgesi var (ya da Gnome’ların başlangıç bölgesi olan Gnomeregan ile Ahn’Qiraj: The Fallen…

Daha önceki yazılarımızda anlattıklarımızla -ya da sadece bu yazıların var oluşlarıyla- işaret etmişizdir muhtemelen, ama biz yine bir daha altını çizelim. World of Warcraft son 10 sene içerisinde sadece başarılı bir oyun imparatorluğu veya bu oyunun etrafında kümelenmiş bir topluluk oluşturmakla kalmadı; WoW aynı zamanda kendine has bir alt…

Zindan, dungeon, instance… Adını ne koyarsanız koyun, WoW’un temel yapı taşlarından biri dungeon sistemidir. Teknik açıdan baktığımızda da öyle. 2004 yılında dungeon ve raid’leri ayrı “instance” lara koymak, pek çok MMO yapımcısı için tabu bir şeydi, onlara göre dünyanın “bağlı olma” hissini fena hâlde köreltiyordu. Şimdi ise normun…

Bazen WoW’un müziklerine bakıp yutkunuyorum, size de oluyor mu? 10 sene içinde 5 ek paket ve onlarca yamanın beraberinde bir ton yeni şarkı getirdiğini kavramam vakit alıyor bazen. Örneğin Cataclysm ile neredeyse bütün Azeroth soundtrack’inin değiştiğini söylemek kolay, ama bunun saatler dolusu yeni müzik anlamına geldiğini düşününce, insan…

Çok tartışma yaratacağının farkındayız bu beyanımızın. Neticede WoW, aktif olduğu 10 sene içerisinde onlarca raid biriktirdi. Pek çoğu farklı dinamiklere sahip, estetik ve mekanik olarak birbirinden kilometrelerce ötede yerlerde duran şeylerdi. E ne de olsa bu bir MMO değil mi? O yüzden kişisel şeyler de girdi işin içine.…

10 yıl. Komiktir, hepimizin WoW macerası böyle başlamıştı aslında. Çoğumuzun WoW’un sayılamayacak kadar çok CD’de gelen dosyalarını bilgisayara attıktan sonra gördüğü ilk cümle buydu: “Ten Years”. Çünkü 23 Kasım 2004, Warcraft serisinin 10. yılıydı. Sonra gelen şey ise, Debi Mae West’in pusulu sesiyle yaptığı, bir daha asla unutulmayacak…

Herkese merhaba! Bir buçuk senelik büyük uğraş, sayısız uykusuz gece ve tam miktarı asla hatırlanmayacak olan litrelerce kahvenin ardından sonunda başladığımız işi bitirdik. Dirençizgiroman, Esen Yayınları çatısı altında okurlarla buluşmaya hazır. Editörlüğü Can Yalçınkaya’nın üstlendiği Dirençizgiroman; yazar,çizer ve akademisyenlerden oluşan 30 kişilik bir grubun ortak çalışması. Temelleri Gezi…

Bu bitmiş bir aşkın ve eski sevgiliye duyulan bir özlemin hikayesidir… 1997 yılında bilgisayar sahibi olduktan sonra ilk oynadığım oyunlardan biri Starcraft olmuştu. Yine yakın tarihlerde geriye dönük olarak Diablo’ya da başlamıştım, bu yüzden Warcraft ve Warcraft 2’yi hiç denemediğimi itiraf etmem gerekir. Yine de, “efsane” dediğim ilk oyunların altında…