Yükle Gelsin!

Bugün okumuş olacağınız Ghostbusters incelemesinde söylediğimiz için, samimiyetinize sığınarak kısa geçiyorum: Ghostbusters’ın full kadın kadroyla baştan çekilmesi çok olay oldu. Haddinden fazla olay oldu. 2016’da makul beklenti bunun “Haa öyle miymiş?” ayarında olay olmasıydı, ama o sokağı geçip, sansasyon caddesinden sola sapıp, “Vay babayın kemiği sen beğenenlerden misin”…

Evet evet, farkındayız. Baya oldu Ghostbusters çıkalı. Bu noktada kabahati kendimden başka hiç kimseyle paylaşamayacağım maalesef. Film hayatımın baya ters bir döneminde, koşuşturmalar ve uğraşmalar arasında geldi; kafamı kaldırıp da bir türlü gidemedim. Hep de kafamın bir köşesinde rahatsız etti beni gidememem ama. Kendimi filme gitmek zorundaymış gibi hissediyordum çünkü. Filmle ilgili…

Digiturk geek alemine gerçekten devasa bir amme hizmeti yapıyor ey dostlar, toplanın başımıza, anlatacağız. Geek olmanın mutlak beş şartından biri olan Star Trek’i, yıllar sonra tekrar televizyonlara taşıyor. Yalnız bunu da öyle alelade yapmıyor ha. Bir ay boyunca, efsaneler efsanesi, bilim kurgu tarihinin gurur nişanesi, Gene Roddenberry’nin bir tanesi…

“Doğu’da Alp savaşçı demekti; oysa Batı’da karanlık, uçurumlu dağlar…” sayfa 21 Yazar Murat Başekim’in kitabına biraz vefasızlık suçum var. Mayıs 2016’da yayınlanan eseri ancak Ağustos başı bitirebiliyorum. Araya işler girmeseydi bir solukta bitirecektim oysa. Geç olsun güç olmasın diyor, bu güzel esere elimden gelebilirse hak ettiği eleştiriyi yazıyorum. Bakalım…

Gerçek ortada, şu günlerin en popüler olayı Pokemon GO. Sokakta şöyle bir etrafınıza baksanız en küçük kalabalıkta bile birkaç kişinin olduğu yerde durup dikkatle telefonuyla ilgilendiğini görebilirsiniz. Baştan söyleyeyim ben bu akıma kendini kaptıranlardan değilim. Hatta Pokemon GO çılgınlığının yayıldığı hızda tükeneceği görüşündeyim. Kolay tüketiyoruz. Pokemon Go da…

Hepimiz bir şeyler isteriz. Hatta hayatımız sonu gelmez istekleri karşılamak ya da karşılayamamak üzerinde geçer. Sevmek isteriz, sevilmek. Para isteriz, çok para. Şöhret, seks, tatil, geniş kollar, ince bir bel, yeni bir çift ayakkabı, daha çok çift ayakkabı… Kendimizi bunlarla boğmaktan hiç çekinmeyiz. Üstüne mazoşist bir inatçılık tuttururuz.…

Kendinizi çok sevdiğiniz bir arkadaş ortamında hayal edin; uzun yıllardan bu yana birlikte vakit geçirdiğiniz, dizisinden filmine, kitabından çizgi romanına kadar her şeyi konuşup tartıştığınız ve muhabbetinizden zerre iticilik duymadığınız dostlarınızla oturduğunuz bir kafeyi düşünün mesela. Dışarıdaki bunaltıcı yaz sıcağına iyi gelecek buzlu meşrubatlarınızı yudumlarken içinizden birinin aklına…