John Hurt’ü kaybettik. İngiliz sinema, tiyatro ve televizyonunun en çalışkan, en verimli, en çeşitli ve en klas adamlarından birini kaybettik. Hurt, nesiller ötesi olan aktörlerden biriydi. Dönemler ötesiydi,…
Şu anda çok büyük bir ahlaki ikilemle karşı karşıyayım. Bazen bir şeyi çok ama çok seviyorum ve bunu kimseye anlatmak istemiyorum. Sadece benim küçük sırrım olsun, ben keyfini…
Dungeon Keeper Kart Oyunu Olsaydı… Boss Monster’da oyuncular kendi zindanlarını yaratıyor ve başlarına ne geleceğinden habersiz kahramanları yok ediyor. Kickstarter’ın bizlere kazandırdığı Boss Monster: Master of Dungeon bizi…
YouTube her sene, “Bakınız arkadaşlar platformumuzda neler oldu bu yıl” başlığı altında bir video çıkartıyor; ismi Rewind. Mutlaka daha önceki yıllarda bir tanesine denk gelmişsinizdir. YouTube’un göz bebeği…
Arkadaşlar. Arkadaşlar neler oluyor. Arkadaşlar ben anlamıyorum. Üç gün öncesine kadar Quentin Tarantino kalibresinde bir auteur yönetmenin, Star Trek gibi marka bir hanedana girmesi hayal dahi edilemez bir şeydi. Yani evet, Alfonso Cuaron gitti gençlik…
Jurassic World’ün megasonik başarısını vuku bulurken anlamamıştım. Üzerinden iki yıl geçti, hâlâ da çok anlamıyorum. Herkesin yeni Avengers filmini, Furious 7’yi, yok efendim Star Wars: The Force Awakens’ı beklediği bir senede…
Yükle Gelsin!
Ne kadar az orijinal hikaye kaldığını fark ettiniz mi Hollywood’da? Burada sadece konu anlamında orijinallikten söz etmiyorum. Başkalarının yaptığını yapmaya çalışmayan ne kadar az film kaldı, görebiliyorsunuz, değil mi? Her film ya dünyanın sonunu engellemeye çalışan kahramanları konu alıyor, ya da halihazırda sonu gelmiş dünyada var olmaya çalışan…
True Detective’in ilk sezonu, pek çok kişiye göre, Amerikan televizyon tarihinin en iyi işlerinden biriydi. Cary Fukunaga’nın yönettiği, Nic Pizzolatto’nun yazdığı ve başrollerini Woody Harrelson ile kariyerinde çok acayip bir rönesans yaşamakta olan Matthew McConaughey’nin paylaştığı ilk sezon; özel bir şeydi gerçekten de. Eşsizdi. Hatta o kadar özel…
X-Men: Apocalypse kötü bir film değildi. Ama ne yazık ki muhteşem bir film de değildi. Arafta bir yerde kaldı kendisi. Bu civarlarda genel olarak çok olumlu olmayan bir hava yarattığını söyleyebiliriz. Pek çok şeyi “yeterli” yapsa da hem ortaya yeni bir şey koymaması, hem tam anlamıyla tatmin edici bir kötü…
Size biraz bu işin mutfağından bilgi vereyim: Film stüdyoları, oyun şirketleri, televizyon kanalları, aklınıza ne gelirse; PR departmanları çalıştırırlar. Bu departmanlar da sağa sola basın bültenleri atar. Genel amaç, duyuruyu olabilecek en berrak şekilde basın mensuplarına aktarmak ve onların dikkatini çekip, haber yapmalarını sağlamaktır. Genel olarak beyanlar, demeçler…
Dövüş oyunları hikayeleriyle ön plana çıkan oyunlar değillerdir. Çoğunda karakterlerinin belli hikayeleri vardır ama bütün olarak size bir hikaye anlatmaz, sadece bu birbirinden farklı karakterlerin birbirini yenmesine odaklanırlar. Haliyle benim gibi oyunları hikayelerinden, anlattığı öykülerden dolayı tercih eden birine çok fazla hitap etmezler. Bu durumun istisnası 1992’de başlayan…
Doom geldi Geekyapar semalarına. Baya fiziksel olarak, bir kurye vesilesiyle geldi. İtinayla, ve o esnada sıfıra çok yakın bir beklentiyle kabından çıkartıldı, ele alındı, şöyle bir tartıldı. PS4’ü bir süredir işgal etmekte olan Uncharted 4, geri evine döndü, onun yerine cihaza konuldu Doom. Artık konsollar, konsol olmadıkları için, çat diye diski…
Spider-Man: Homecoming ile küçük küçük haberler düşmeye başladı internet dünyalarına. Filmin 2017 Temmuz’unda çıkacağı, yani çekimlerine yakında başlayacağı düşünülürse; bu hiç de abes bir durum değil elbette. İlk haber Iron Man’in filmde gözükeceği şeklinde geldi. Ardından Michael Keaton’ın, Vulture olarak MCU’ya dahil olacağını öğrendik ki; ilk başta dedikoduydu,…
2015 oyun dünyası için sonradan açılan bir yıldı; sene başında takvimlerimiz boş gözüküyordu ve uzunca bir süre de boş kaldılar. Fakat sonra, bir anda Witcher 3, Fallout 4, Arkham Knight gibi üç devasa oyun çullandı üzerimize. Biz de öptük, başımıza koyduk. 2016 öyle geçmiyor işte. Baya dolu dolu,…
Bilmiyorum katılır mısınız, ama bence 90’lar filmlerinin çok belirgin bir tarzı, stili vardı. Her şeyden önce, karakterizasyon geri plana atılırdı. Niyeyse, bir konu takıntısı vardı o yıllarda. Her film, zorda kalınırsa beş saniye içerisinde özetlenebilinecek acayip durumlar üzerine kurulmak zorundaydı. Bir aile tatile gidiyor, çocuklarını evde unutuyor gibi. Komplo teorileri uyduran bir taksici, yanlışlıkla gerçeği tutturuyor gibi. Bir polis…
Şimdi yalan yok, fragmanlarla bize verilen heyecanın haddi hesabı yoktu filmde. Bildiğiniz gani gani hype kastık filmi beklerken. Hatta öyle ki, çizgi romanlarıyla ve belki de eskiden hepimizin gönlünde bir şekilde yer etmiş olan çizgi filmiyle daha çok ilgili olan hayran kitlesinin beklentisi bir nebze daha yüksekti. Hal…
