DİZİ

Agents of SHIELD’ı ilk duyduğumda inanılmaz süper bir fikir olduğunu düşünmüştüm. Filmlerde yeterince değinilmediğini düşündüğüm SHIELD’ın gündelik sorunlarla mücadelesinin anlatılacağı, ortaya yeni çıkmış süper güçler mevzusuna derinlemesine gireceklerini…

Yükle Gelsin!

Serde Sherlock hayranlığı olunca; Sherlock da nazlı sevgili gibi hiçbir zaman tam olarak düzenli bir ilişkiye baş koymaz hâlde, iki senede bir gönlü istediğinde gelip kapımızı çalan bir dizi olunca insan ister istemez yoksunluk sendromları çekmeye başlıyor. Bu noktalarda da alternatif çıkış yolları arıyorsunuz istemsizce. Bazı benzerliklerden tutunup,…

GamerGate meselesiyle ilgili bizim duruşumuz belli. Daha önce de konuyla ilgili zaten görüşlerimizi aktarmıştık. Biz GamerGate’in ve pratiklerinin, baya ayıplanası ve iğrenç bir hareketler bütünü olduğu kanaatindeyiz. Yanlış olmasın, video oyununun kendine basın diyen mecraları hakkında çok da iyi şeyler düşünüyor değiliz; bunları da zaten pek çok kez…

Fallout’un tartışmasız en eşsiz yönlerinden biri; özellikle kolumuzdaki Pip Boy vasıtasıyla haşır neşir olduğumuz, tüm dünyayı saran infografik posterlere hükmeden, oyunun hemen hemen tüm pazarlama görsellerinde kendine ciddi yer bulan Vault Boy maskotu ve onunla beraber gelen 1950’ler çizgisi. Bugün biri “Fallout” dediğinde, aklımıza gelen ilk imza görsel…

Arrow’un kendisine geleceğim ama bir süre Constantine’i konuşmam gerekiyor öncesinde, çünkü vakti zamanında diziyle ilgili burada yorum yapma fırsatım olmadı. Constantine’nin dizisiyle ilgili en büyük hatanın daha en başından Daniel Cerone ve David S. Goyer’in projeyi NBC gibi bir kanala götürmeleri olduğunu düşünmüştüm. İptal edildiğinde hiç ağlamamaları da lazımdı…

Bu hafta yine kanepeye oturduk, Arrow’da Constantine dedik, Flash’ta “Barry niye kör olduğunu söylemedi lan?!” dedik, Agents of SHIELD’da “vay babam Andrew!” dedik. Yine çok güldük, çok eğlendik, çok kızdık, çok sinirlendik. Hiç lafı uzatmadan, sizlere Geek Muhabbeti’nin yepisyeni bölümlerini sunuyoruz. Bu arada “yetmiyor, daha, daha fazla!” diyorsanız,…

Şimdi bize son raddesinde geliyor, biz takriben iki saat içerisinde izleyip, butona basıp hayatımıza dönüyoruz diye çok kolaymış gibi hissettiriyor ama; film yapmak zor iş. Filmin kendisini çekmekten bahsetmiyorum, onun da mutlaka zorlukları var. Ama bana öncesindeki dev bürokrasi bir acayip geliyor. Senaryoların gidip gelişi, revizyon istekleri, sinemadan…

Dostlarım, yoldaşlarım! Biliyorum ki çok fazla değiliz. Biz The Hateful Eight’i bekleyen Tarantino hayranları olarak geek camiasının diğer toplulukları kadar sesimizi çıkaramıyoruz. Warcaft fragmanı yayınlanmış, Star Wars ikinci fragmanıyla ışın kılıcını iyiden iyiye çekmişken, 2016’da sinemaya yumruğunu ilk koyacak filmin fragmanı arada kaynadı, konuşulmadı. Bakın, bu büyük bir ayıptır. Koskoca…