Geeklik demek heyecanlanmak demek, bunu bir açıklığa kavuşturmamız gerekiyor. Biz, insanların gayet olağan tepki verdiği film ve dizileri, daha yapım aşamasından itibaren takip etmeye…
Bizi bilirsiniz, bu sitede yeniden çekilen dizi ve filmlere bir şüpheyle bakarız. “Yahu ne gerek vardı şimdi?” diye sorgularız, hele ki ilk yapılan versiyonu…
Bir söz vardır bilir misiniz “Asla kahramanlarınla tanışma” diye. Bu söz her ne kadar son zamanlarda The Boys ile hatırlansa da son yıllarda sosyal…
Disney özellikle son on yıl içerisinde iyice konfor alanına çekilmiş vaziyette. Aslan Kral’dan Aladdin’e, Beauty and The Beast’ten The Jungle Book’a pek çok iki boyutlu Disney animasyon klasiğinin…
Başrolünde Natalie Dormer’ın yer aldığı Showtime’in yeni dizisi Penny Dreadful: City of Angels, geçtiğimiz nisan ayında izleyiciyle buluştu. Hazır dizinin ilk sezonu henüz bitmişken başlayıp başlamamak konusunda tereddütlü…
Ulusal duygularınız, milli gururunuz mu kabarıyor? Bu akşam yemeğinden önce en azından bir Hollanda oyunu bitirmeye kararlı mısınız? Hollanda’nın gösterdiği büyük küstahlığın karşılığı olarak onların oyunlarını bozarak onları süründürmek istiyorsunuz, değil mi?…
Biz de paylaşmıştık, siz de fark etmişsinizdir. DC bir süredir “rebirth” diye bir şeyi tease ediyor. Sağa sola bırakılan resimler, ince ince imalar, gelen dedikodular derken; bu tease’in…
Bilmiyoruz farkında mısınız ama sitemizin ve YouTube kanalımızın bir süredir İthaki Yayınları ile mutlu mesut bir alışverişi var. Bize özel ön okumalar ya da çıkacak kitaplara yönelik incelemeler…
Bütün güzel animeleri live-action olarak yeniden çekelim furyasının son kurbanı Cowboy Bebop oldu ve seyirciyle buluşmak için gün sayıyor şimdiden. İlk duyduğumdan beri bir yandan insanlar ne zaman…
İnsan, yaşadığı ortama adapte olmaya programlanmış bir mekanizmadır. Eğer hayatın koşullarına ve getirdiklerine uyum sağlayamazsa, doğanın kendince belirlediği seçilim yollarıyla mola vermesi istenir. Çünkü son hızda ilerleyen yaşam,…
Yükle Gelsin!
Bir önceki Silmarillion Antolojisi yazısında Valar’ı iki parça olarak ele alacağımı belirtmiştim, hatırladınız mı? İşte bugün nihayet devam ediyoruz bu önemli karakterlerimizi tanımaya. Kim, kiminle, ne zaman, ne yapmış; nerede kaldıysak oradan itibaren anlatmaya devam edelim bakalım. Yeniden minik bir hatırlatma yapayım: toplamda on dört tane Valar’dan bahsediyorum…
Savaşın ne kadar kötü bir şey olduğunu konuşmaya gerek yok sanırım. Sayısız ölüm, yıkım ve dehşet içerisinde bir atmosfer. Kimin tarafından bakarsanız bakın, savaşlar her zaman yürek burkan sonuçlar doğurmuştur. Özellikle insanlık tarihinin en büyük kayıpları verdiği dünya savaşları. Böylesine zor bir ortamda da insan bir şeylere sarılmak,…
Hepimizin hayatının küçük birer paradoksa dönüştüğü şu günlerde paradoks yazı dizimizin ikinci yazısına hepiniz hoş geldiniz sevgili geekler. Bir önceki yazımızda paradoksların en bilindik olanı yani zaman paradoksundan dem vurmuştuk. Jim ve Jane’den başlayan yolculuğumuz önce bizi edebiyata sonra da sinemaya götürmüştü. Bugün ise daha insani bir paradokstan,…
Khaos ile başlıyor bu hikâye. Sonra Rhea’ya, oradan Zeus’a, sonra da insanlara kadar varıyor. Yüzyıllardır tekrar ve tekrar anlatılan, neredeyse bütün sanat dallarına defalarca konu olan bu mitleri biz de hâlâ keyifle okuyor, dinliyoruz. Yunan mitolojisi öylesine kapsamlı ve ilgi çekici ki bir kez araştırmaya başladığınızda duramıyorsunuz, her…
Steve Carell’in yapımcılığını üstlendiği, Netflix’in en yeni ve beklenen dizilerinden Space Force nasıl olmuş, Steve Carell için izlemeye değer mi yoksa hiç bulaşmasam mı dediğinizi duyar gibiyiz. İlk Bölüm Canavarı bu ve benzeri sorularınızı cevaplamaya hazır. İlk Bölüm Canavarı, üstümüze yağan yüzlerce dizi arasından hangisi kime gider, değer…
Sizleri hiç bilmiyorum ama evimize ilk bilgisayar girdiğinde, ortaokulu bitirmek üzereydim. Şanslı da bir evde büyüdüm açıkçası, bilgisayarlar evlere girebilecek kadar yayıldığında bizim evde de bir tane vardı. O zamana dek atari oyunlarıyla haşır neşir olarak geçirdiğim boş günlerime, bilgisayarla birlikte –tabii bir de şu an ismini hatırlayamadığım…
Avrupada yazılmış ve korku edebiyatının baş tacı olmuş kalın bir kitaptan sonra kısa bir hikâyeye atlıyoruz bugün. Aynı zamanda kıta değiştiriyoruz çünkü Shirley Jackson’ın The Lottery adlı kısa hikâyesini ağırlayacağız birazdan. The Lottery -ya da Türkçesi Piyango- Amerikan edebiyatının en ünlü kısa hikâyelerinden biri. Kısa, çarpıcı ve korkutucu.…
Birkaç ay önce yazdığım Atari yazısında eski oyunlara bol bol selam göndermiştim, hatırlarsınız. Yalnız ben o yazıyı yazdığımdan beri ara ara internetten açıp oynuyorum o oyunları, hâlâ atlatamadım. Verdiği o garip melankolik histen dolayı mı yoksa oyunlar gerçekten bağımlılık yapıcı diye mi bilinmez, bırakamıyorum işte! İyi geliyor bana.…
Mutfağa ve mutfağın derinliklerine hoş geldiniz! Bu yazıyla birlikte mutfağa girecek ve mutfakta nasıl daha derine inilir, sınırlar nasıl zorlanır bundan bahsedeceğiz. Farklı tarifleri, teknikleri inceleyecek, geleneksel yöntemlerle modern yöntemleri birleştirecek ve mutfağın derin sularına ineceğiz. İlk bölümümüzde konumuz tostlar. Hepimiz ya da birçoğumuz mutlaka tost yapmışızdır. Sonuçta…
Bazı kitaplarla bir karakterin hayatına, gelişimine ortak oluruz. Bazen bu karakter bir sanatçıya dönüşme çabası içinde de olabilir. Bu da çoğu zaman yazarın kendi yolculuğunun bir yansımasıdır aslında, değil mi? Yazarın kendisi başından neler geçirdi, ne zorluklarla cebelleşti ve ne gibi şeylerde teselli buldu, hepsi üstü örtülü şekilde…
