Yükle Gelsin!

Yazan: Dize Devrim Simülasyon kavramı 1980’lerde Jean Baudrillard sayesinde konuşulmaya ve tartışılmaya başlansa da özellikle 1990’lı yıllarda popüler kültürde kendine yer edinmeye başladı. Basitçe, gerçek hayattaki süreçlerin işlemsel olarak belli bir süre için taklit edilmesi olarak tanımlanabilen[*] bu kavram önce bazı filmlerde kendine yer bulmaya başladı. Kavramın kullanılışının erken…

Yazan: Egemen Yalçın Peter Jackson’ının sinema tarihine adını altın harflerle yazdırdığı efsane üçlemesinde birçok unutulmaz sahne gördük, filmleri izlemiş birine favori sahnesini sorsanız birçok farklı cevap alabilirsiniz. Gandalf’ın Barlog ile mücadelesi, Pelenor Çayırları Savaşı, Miğferdibi yardımı, Andurill’in haklı sahibine dönüşü, Theodred’in cenazesi, Frodo’nun Gri Limanlar’dan ayrılışı bunlardan bazıları…

Son yıllarda yaşattığı hayal kırıklıkları sebebiyle kitlesinin büyük bir çoğunluğunun heyecanını baltalayan Star Wars cephesi, son bir şans umuduyla elinde ne varsa Episode 9 için hazırlıyor sanki. Vefatından sonra, Carrie Fisher’ın Force Awakens’tan kalma görüntüleriyle Episode 9’a tat katacaklarını açıklayan Lucasfilm, şimdilerde de tanıdık yüzlerle göz boyamaya çalışıyor…

Yazan: İsmail Demirkan Fantastik veya bilim-kurgu eserlere önyargıyla bakan insanların genelde ortak yorumu bu eserlerin “inandırıcı olmayan ögelerinin” komik olduğu ve bu durumun hikâyeyi benimseme konusunda zorluklar yarattığı yönündedir. Ancak, toplumun belirli bir kesiminde hâkim paradigma haline gelmiş bu tutumun esasında yüzeysel olduğu ve bu eserlere yanlış noktadan bakmanın…

Yazan: İdil Topal Merhaba Alem-i Geek’in güzel insanı, umarım iyisindir. Yazıya bu büyük puntolarla bir çatı dikmem ve bacasına iliştirdiğim ipucu görselden ötürü şimdiden birbirimizden uzaklaşmaya başlamışsak dahi iyisindir, umarım. Ve belki önceki cümlenin seni ikinci tekille yazıya buyur etmesine veyahut malum bir romana üstünkörü yapılmış bir göndermeye…

Yazan: Ali Mert Gürbüz Sanal gerçeklik, 1980’lerde ilk örneklerini vermeye başlayan Siberpunk türü eserlerin hikaye örgüsünde mühim bir yer tutmaktadır. Bu türde verilen eserlerde genellikle birbirine zıt olmakla beraber, paralel olarak işleyen iki tür dünya tasvir edilir. Bunlardan ilki, karanlığa gömülmüş post-endüstriyel distopik kent manzaralarıyken, diğeri bu ‘gerçekliğin’…

Yazan: Bunn-y İki Dünya Savaşı atlatıldıktan sonra, mülteci bir ailenin fakir bir çocuğu olarak büyüyen ve dünyadaki en zengin insanların arasına bileğinin hakkıyla çok çalışarak çıkan Andrew Ryan adlı bir girişimci; Hiroşima ve Nagazaki’ye atılan atom bombalarından gözü korkmuş, bu dünyanın sonunu getireceği Nükleer Savaş’ın başladığını söyleyerek bundan…