Infinity War fragmanını yapısökmeye geldik. Buyurun. 1. “Başlangıcı olan her şeyin bir de sonu vardır Neo…” Marvel’ın fragmanı direkt olarak paramparça bir Tony Stark ile açması tesadüf…
Gönlümüzce Legion konuşmaya başlamadan önce çıkarmamız gereken bir günah var: YouTube sularında Geekyapar ekibi olarak Legion’a coşum coşum coşarken, bu sayfalar Legion’a karşı biraz suskun kaldı. Buna sebep…
Sinema dünyasında suikastçiler ne kadar önemli bir yer tutuyorsa; muhtemelen video oyunları dünyasında sahip olduklarının yarısı kadar bile değildir. Video oyunları, muhtemelen doğaları gereği suikatçilere çok daha açık…
Evet evet. Kanye West narsist, egosantrik, dengesiz ve gerçeklikten birkaç derece kopuk, inatçı ve bencil bir adam. Aynı zamanda karısı aklı başında insanlar tarafından uzun süredir küresel toplumda ahlaki erozyon…
13 Reasons Why enteresan bir diziydi. Her şeyden önce, konusu ve konusunu anlatış biçimi çok ilgi çekici gelmişti bana. Bir genç kızın intiharıyla başlıyoruz, bu intiharda pay sahibi olan…
İnanılmaz. Terry Gilliam’ın yönettiği The Man Who Killed Don Quixote filmi an itibariyle yine akıl almaz sektelerin ve kösteklerin içerisinde. Öncelikli olarak, eski Python ve efsanevi sinemacı Gilliam’a inme indi.…
Yükle Gelsin!
Arkadaşlar bir gün var. Bunun ne kadar önemli bir gün olduğunu kavramamız lazım. 4 Haziran. Bu günü yazın bir kenara. Sinema tarihinin açık ara başına en çok saçma sapan şey gelmiş filmi olan ve bu konuda halihazırda epey absürt bir süreç geçirmiş Star Wars’ı bile utandıracak kadar şey geçirmiş…
Hatırlar mısınız bilmem, ancak bir ara The Interview’a kızan Kuzey Koreli hackerlar Sony’nin yazışmalarını internete koymuş, onların arasından da Sony patronu ile pek acayip adam, Marvel CEO’su Ike Perlmutter’in muhabbetleri dikkat çekmişti. Perlmutter o mailde, “kadın süper kahramanlar tutmuyor abim gişede, bak Catwoman’a Elektra’ya” gibi bir beylik laf atmıştı…
Boşluklar dolmaya, olaylar anlam kazanmaya devam ediyor. American Gods’ın her geçen bölümüyle daha da netleşen detaylar, bizleri kalan son iki bölümü merak etmeye feci şekilde çekiyor. Hiçbir şeyin anlamsız olmadığı ve her şeyin bir sebebinin olduğu özgürlükler ülkesi Amerika’ya hoş geldiniz! Burada tüm tanrılar aramızda dolaşıyor millet! Hepsine…
Eskiden, Doctor Who’nun iyi bölümleri birer porsiyon kuru fasülyeydi. Şimdilerde ise iyi dediğimiz bölümler aynı masada ancak bir cacık tadı verebiliyor. Ramazan vakti yemekten bahsedince çok mu hadsiz oldu? İzah edelim: Kuru fasulye ulaşılması kolay, yiyenini tatmin eden ama bir kere iyisini tattıktan sonra da sevenini kendisinin gurmesine…
Dikkat: Bu yazı Twin Peaks isimli dizi hakkında spoiler içermektedir. Diziyi izlemeyen ve izlemek isteyenlerin uzak durması tavsiye edilir. Ajan Cooper Kara Loca’dadır . Fiziksel dünyada cinayete kurban gitmiş olan Laura Palmer karşısındaki koltukta oturmaktadır. “Merhaba Ajan Cooper” der Laura, “25 yıl sonra tekrar görüşeceğiz.” Cooper tepkisizce oturur.…
Yakın dönem yerli dizilerden ve yerli dizi sektöründen bahsederken genellikle olumlu cümleler kurmuyoruz. Sadece görünüşe odaklanan oyuncu seçimleri, yapay replikler ve özensiz çekimler yüzünden hoşnutsuzluğumuz kendini çok gizleyemiyor. Fakat bazen, bozuk saatin günde iki kereye doğruyu gösterdiği o anlarda karşımıza bizi sımsıkı saracak yerli diziler çıkabiliyor. Bunlar nadir görünen…
Virtual Reality, ya da daha samimi ismiyle Sanal Gerçeklik üzerine Geekyapar sayfalarında, YouTube platformunda, yetmedi Twitch üzerinde sayısız kelam ettik. Hepsine bakmak zorsa, şu özetidir: Biz genel olarak sanal gerçekliğin sadece bildiğimiz sınırlarıyla video oyunları ile etkileşme konusunda değil, genel olarak dijital dünya ile bir münasebete girme hususunda büyük devrim…
Jamie Follis diye bir adam var. Bu güzel insan, bir yandan bir tarihçi olarak öğretmenlik yapıyor. Bir yandan da hobi olarak kendi oyuncaklarını inşa ediyor. Muhtemelen hocalığı da iyidir ama, Sillof adı altında yapıp paylaştığı oyuncakları bugün kendisinden bahsetme sebebimiz. Zira Follis, 2000’lerin başında yaptığı oyuncak serilerini internete koymaya başlayınca…
Geçen haftanın “filler” bölümü sonrası, nihayet asıl zaman çizgisinde ilerleyen hikayeye dönmek gerçekten çok iyi oldu. Bütün bir bölümü flashbackler ile Luke’un neler yaşadığına ayırmaları kötü değildi elbette; tek problem üzerine yapacak yorum olmamasıydı. Yoksa her geçen bölümüyle beni bir kez daha kendine hayran bırakmayı başarıyor The Handmaid’s…
Ceza. Malum. Pek çoğumuzun hayatına 2004 tarihli Rapstar albümüyle girdi. Onunla birlikte Türkçe rap ilk defa ana akıma taşındı. Albümle aynı adlı taşıyan şarkı ülkenin abartıyoruz, yüzde doksan ikisi için rap’le ilk tanışmasıydı. Çok uzun süre boyunca Sagopa Kajmer ile birlikte Türkçe rap’in lider isimleri oldular. Biz de yıllardır biliyoruz işte…
