Ant-Man’den bahsederken “en net” Marvel filmi olduğunda ısrarcı davranmıştık. Ne yamak istediğini çok iyi biliyordu bu film. En çok da eğlendirmek, güldürmek istiyordu. Bu isteğini de aslında filmin…
Filmler ve diziler, bazen fark etmesek de gerçek hayatta iz bırakırlar. Bazen bu iz, gerçekten inşa edilmiş bir şey olur. Efsane filmlerin stüdyolara inşa edilmiş setleri, bir müddet…
Geçtiğimiz hafta; Bitter End, Without You I’m Nothing, Pure Morning, Meds gibi unutulmaz şarkıların efsane grubu Placebo cephesinden garip bir haber gelmişti. O dönem ıskaladık bu haberi ama…
Geçtiğimiz gün Ozan, müthiş bir yazı kaleme aldı site için. Yazı genel olarak sibernetik üzerineydi, bu kavram gittikçe daha ulaşılabilir oldukça sorulması gereken ama cevaplanması elzem olmayan sorular vardı orada. Bir…
Öyle bir sevmek düşünün. Bir vurulmuşluk düşünün. Kimsenin ölmediği, ama ölüm gibi olan bir şey. Öyle bir sevmek ki, ihanet ise yapılır, ahlaksızlık ise evet, yapılır. En yakın arkadaşını ihbar ettirecek, altınlarını çaldıracak,…
Yükle Gelsin!
Size oyun dünyasıyla ilgili çok net olarak gözlemlediğim bir şeyi paylaşayım: Eğer bir eğilim, her ne şekildeyse, her neyi ilgilendiriyorsa ilgilendirsin; PlayStation tarafından benimsendiği gün gerçekten de ana akım olmuş demektir. Video oyun sektöründe öncünün hemen arkasında saf tutmayı PlayStation markası kadar iyi yapabilen bir firma daha yok.…
Arrow ve Flash’i izlemediğimi, o iki dizinin de beni açmadığını zaten biliyorsunuzdur. Fakat ne hikmetse, ilk bölümü sızınca bir göz atmak adına şöyle bir incelediğim Supergirl’den daha umutluyum. Umutlu olmak için zerre sebebim yok, ilk bölümde gördüğüm herhangi bir şey bana bu yönde bir pozitif emare göstermiş değil;…
Ben bir zamanlar Amerikan sitcomlarını severdim. Gerçekten. Seinfeld ve Friends gibi iki örnekten sonra, cidden türün ne kadar iyi olabileceğine şahit olduktan sonra bir çoğunu hunharca izledim. Bir dönem hiç fena da değillerdi zaten. The Office ve Two and a Half Men’in ilk sezonları, 30 Rock gibi örneklerle…
Benim zerre anlamlandıramadığım bir şekilde, Star Wars hayranlarının, hatta iyice anlamlandırması zor olarak yaşı tutmayanların dahi en çok istediği şeylerden biri, orijinal Star Wars üçlemesinin, George Lucas’ın sonraki 1997, 2004 ve 2011 yılında yaptığı değişikliklerden arınmış, saf hâlleriyle tekrar vizyona sürülmesi. Bu konuda dişin kovuğunu doldurmayacak meseleler, hayat…
Sitemize, Twitter’a, Facebook’a, Muhit’e, gruba en çok gelen soru, “Şu şu karakteri çok seviyorum, peki nereden başlayayım, hangilerini okuyayım?” Biz Batman için bu sorunun cevabını hazırladık, YouTube kanalımıza attık. Benzer video listeleri Geek10 ismiyle gelmeye devam edecek. https://www.youtube.com/watch?v=SuIy0F0A3OI Geekyapar YouTube kanalı için özel içeriklerimiz devam ediyor, skeç tipi…
Bana Vin Diesel kadar karışık duygular yaşatan az adam vardır. Kendisini kafamda çok önemsemediğim eski tip kas yığını, kafası çok çalışmayan aksiyon oyuncusu sınıfına sokuyorum, sonra ilginç işlerine denk geliyorum, bir kaç röportajını dinliyorum, katıksız bir geek olduğunu farkedip sempati duyasım geliyor. Guardians of the Galaxy zaten ayrı bir yerde, Riddick filmleri…
Konu bilim kurgu olunca hep kenardan bakıp imrendim ama bir türlü de istediğim düzeyde içine giremedim. Böyle popüler Star Wars, Star Trek, Alien falan demiyorum, hakikaten geek düzeyinde bilim kurgudan bahsediyorum. Böyle okumalı, takip etmeli, tartışmalı olanları. Büyük ihtimalle akıl düzeyim yeterli olmadığından bir türlü şöyle doya doya bir bilim kurgu hayranı…
Bryan Singer 50 yaşına girmiş sevgili okur. Tipine bakıp “Ergen bu” diyeceğimiz ama “Usual Suspects” gibi efsane bir filmi özgeçmişinde bulunduran yönetmenimiz şaka maka yarım asrı devirmiş. X-Men filmleriyle ilgili genel olarak karışık duygulara sahip olsam da, ilk X-Men filmiyle çizgi roman filmlerinin iş yapabildiğini dünyaya göstererek geeklerin altın çağını…
İlk “Taken” son derece güzeldi. Yurt dışına çıkmasını istemediğiniz sevgilinize izletip, “Bak güzelim, bende bu yetenekler yok. Kaçırılırsan orada kalırsın, hiç kurtaramam seni.” diyerek vazgeçirebilmeniz için müthiş bir zemin hazırlayan, bu amme hizmetinin dışında da türünün güzel örneklerinden biri olarak yerini alan, Liam Neeson’ı da bir kez daha takdir ettiğimiz bir…
Tomb Raider’ın ilk çıktığı zamanı hatırlıyorum. Şimdi kare kare görünüyor olsa da o zaman için hepimizin aşık olacağı kadar güzeldi. Hele ara videolardaki güzelliği, çapkın bakırları, muzur mimikleriyle falan aklımızı başından almıştı. Bir de bunun üzerine Indiana Jones sosu dökünce artık bir geek için mükemmel kadın standardı belirlenmişti. Böylesi bir markanın…
