Bir şey çok açık, Margot Robbie şu an itibariyle Hollywood’un en ciddi çıkış yapan oyuncusu. Birkaç sene önce Jennifer Lawrence’ın Winter’s Bone sonrası elde ettiği ivmeye yakın bir…
Heyecanlı mısınız? “Ne diyorsunuz oğlum, açıkça deyin, germeyin adamı” diye serzenişte bulunuyor musunuz içinizde? Lafı kasten fazla uzattığımın farkında mısınız? Cin gibi Geekyapar okuyucususunuz siz, ön izlemelerde çıkmasın…
Daha damaklarımızdan Star Wars: The Last Jedi’ın müthiş fragmanının tadı eksilmemişken bir ikinci süpersonik fragmanı hak etmek için geek alemi olarak ne yaptık bilemiyorum, ama ne yaptıysak lütfen daha fazla…
Şöyle bir dönüp baktığımızda çoğumuz Avatar’dan etkilenmiştik. Zaten 2009’da neredeyse tamamı görsel efektlerden oluşturulmuş, epik bir konuya sahip bir filmden etkilenmemiz hiç de abartı değildi. Film hala elinde…
Video oyunları 1970’lerde Amerikan bar ve kafelerinde duvara asılı dartla yarışması için tasarlanmış koca kutular olarak hayatımıza girdiklerinden beri pek çok kez şekil değiştirdi. İlk tasarlandıklarında amaçları işsize…
Yükle Gelsin!
Evet, Game of Thrones ve uyarlandığı Buz ve Ateşin Şarkısı kitapları fantastik eserler; buna hiç şüphe yok. İçinde ejderhalar, ölümden dönen insanlar, cadılar, zombiler ve telepatik kargalar var. Peki aslında kitapların hiçbir şeye olmadığı kadar Orta Çağ tarihine sımsıkı bel bağladığını biliyor muydunuz? Serinin yaratıcısı ve yazarı George…
Daredevil dün resmen başladı! E anında takip etmesek, hakkında iki kalem çevirmesek bize hakkaniyetle “Geekyapar” denir mi? Denmez elbette. Fakat on üç bölüm birden fırlattı üzerimize Netflix, bir anda neye uğradığımızı şaşırdık. E House of Cards, Orange is the New Black izlemeyen bir bünyeyiz neticede; bu işin raconunu…
Marvel’ın diğer tüm işlerine bakıyorum. Captain America, Iron Man, Hulk, Guardians of the Galaxy, Agent Carter, Agents of SHIELD… Thor dışında kötü adamıyla tanımlanan tek bir iş bile yok burada. Hatta hepinize Hulk’ın kötü adamının kim olduğunu sorsam, belki hatırlayamazsınız bile. Diğerlerininkiler de çok zayıf. Ronan, Whiplash, Whitehall,…
Daredevil yedinci bölümüne geldiğinde ise çok net bir cümleyi konuşturdu hepimize: “Sadece Netflix’te mümkün”. Netflix’in yaptığı gibi tüm bölümleri bir anda yayınlamayan bir kanalda gösteriliyor olsaydı eğer Korkusuz Adam’ın dizisi, yedinci bölüm gibi işleri görmemiz mümkün olmazdı. Çünkü bu bölümün ne elle tutulur bir başlangıcı, ne tatmin edici…
Bu akrobatik bir Batman. Kafamda altıncı bölümü izlerken zerre bir şüphe kalmadı. Dedim ya daha önce, dizide çok fazla kült işten ödünç alınmış, tonla öge var. Bunlardan başlıcalarından biri de Nolan’ın The Dark Knight üçlemesi. Ama bunu alıp üzerine akrobasi koymuş Drew Goddard ve ekibi. Söyleyince çok basit…
Dizi silme 13 bölüm birden yayınlanınca, biz de hepsine kombo çakma kararı alınca otomatikman bazı bölümlerin arasına uyku, yemek, güneş görmek, hijyen gibi doğal ihtiyaç aralarının gireceği kesindi. Dördüncü ve beşinci bölümler arasında da gayet sakin bir uykuya daldım ben. Uyandım, beşinci bölümü edindim,açtım… Ve inanın, sinematografinin ne…
Daredevil dün resmen başladı! E anında takip etmesek, hakkında iki kalem çevirmesek bize hakkaniyetle “Geekyapar” denir mi? Denmez elbette. Fakat on üç bölüm birden fırlattı üzerimize Netflix, bir anda neye uğradığımızı şaşırdık. E House of Cards, Orange is the New Black izlemeyen bir bünyeyiz neticede; bu işin raconunu…
Artık dördüncü bölüm gelip çattığında; dizinin perdeye Daredevil’ın karşısında duracak, onun yin’ine yang olacak, Batman’ine Joker olacak karakteri sokması gerekiyordu. Geçen bölüm çok kısa bir süre gördüğümüz Kingpin’i soktular devreye. Sokmak ama, o nasıl bir sokmak öyle… Vincent D’Onofrio’yu bu sayfalardan ne kadar övdüysek, sergilediği performans hepsini eksiklikten…
Üçüncü bölüme geldiğimize ise; eh, ne yalan söyleyeyim, benim biraz içim ferahladı. Dizi bu bölümde tonlama olarak çok daha odak noktası kaymış; bazı karakterlerinin bağlamlarını tam oturtamamış ve genel atmosferini yer yer Nolan Batman’ine çok şey borçlu bir şekle sokmuş vaziyetteydi. Bu kesinlikle bölümü kötü yapmıyor, hatta bilakis,…
Dedik ya, Daredevil daha ilk bölümden doğru perdelerden girdi işte. Katoliklik, korku, Matt’in babasıyla olan ilişkisi, hukuk… Karakterin tüm kısımları ihtişamla inceliğin karıştığı yerlerde verildi izleyiciye. İkinci bölüm bundan ne eksik, ne de fazla yaptı. Çok cesur bir anlatım yöntemi tercih etti ve “teşhir” diye kabaca çevirebileceğimiz “exposition”…
