Yükle Gelsin!

Oyunların bir sanat dalı olduğuna dair çok ciddi tezlerim var, bunları da her seferinde ısrarla yineliyorum. Ama sanırım her zaman her oyunun sanat olmadığının da farkında olduğumu belirtmem gerekiyor bunu söylerken. Bazen oyunlar sadece ve sadece “oyun” olabiliyorlar. Eğer hikaye anlatmayı ya da size bir şeyler hissettirmeyi amaçlamıyorlarsa…

Çizgi romanların derya dünyasına balıklama atlayıp, size haftalık okuma listeleri çıkartmaya devam ediyoruz. Bu hafta da pek acayip bir liste oluştu elimizde. Dürüst olayım, artık bahar gevşemesi midir, yoksa iki büyük yayıncının dev event’lere hazırlığından kaynaklı mıdır bilmiyorum ama öyle gönül rahatlığıyla önerebileceğim çok fazla iş olmadı. Özellikle…

Baba-oğul hikayelerini her zaman ana-oğul hikayelerinden daha hüzünlü bulduğum için bize başından sonuna nefis birbiriyle paralel birkaç baba-oğul hikayesi izlettikleri Tricksters bölümünü en iyi bölüm dediğim Out of Time’dan çok daha fazla sevdim sanırım. Bir bölümlük aranın ardından Reverse-Flash = Eobard Thawne = Dr. Harrison Wells teorimize geri…

Sevgili Jed Whedon ve Maurissa Tancharoen, Artık bu satırları okuduğunuzdan eminim. Aylardır övgüler döşediğim Agents of SHIELD’ın geçen iki bölümünü beğenmemiştim hatırlayacaksınız. Yani çok büyük sıkıntılar yoktu, ama bir devasa problem vardı ki biraz hızı düşürüyordu. Dizinizin ekseriyetle Inhumans’a odaklanması gerektiği yerde ortaya paralel SHIELD ve saçma sapan…

Aylardır bizim sitedeki yorumlarla, e-postalarla, Facebook ve Twitter mesajlarıyla okurlar aşağı yukarı aynı soruları soruyorlar. “Age of Ultron’da Spider-Man’i görür müyüz?”, “Age of Ultron’da Captian Marvel çıkar mı?”. Ben de hep aynı cevabı veriyorum, şu dakikaya kadar casting listesinde gözükmediyse, zor. Kameralı telefonlar ve Twitter’ın çağında koskoca Disney’nin…

Sağda solda beni bulup bir şekilde “ne olacak bu DC’nin hâli” derseniz önce bir iç çekerim, sonra başlarım anlatmaya. Zack Snyder’ın ne kadar “güvenli” ve yanlış bir tercih olduğundan dem vururum, ufaktan başlayıp büyüğe gitmek yerine büyükten başlamanın sakat olabileceğini anlatırım, casting kararlarının üçte ikisinin silme yanlış olduğunu…

Çok temiz bir itirafla başlayayım; hayatımın hiçbir evresinde, hiçbir tür, janr ve şekildeki dövüş oyununda başarılı olmuşluğum yoktur. Yok yani. Herkesin tuşlara rastgele bastığı o amatör dönemde şansa birkaç maç alırım; fakat millet yanımda takır takır kombo öğrenirken, bitirme hareketlerini çözerken, hangi karakterlerin iyi olduğunu özümserken ben öylece…