Geçen sene Cinderella’nın çıkıp, “Bir dakika, biz bu masalları canlı filme hep ebidik gübidik, karanlık karanlık aktarıyoruz da, bir kez de samimiyetle, içtenlikle, masalsı aktarsak ya?” deyişini, nedendir…
Geçen sezonun güzel sürprizlerinden biriydi iZombie. Benim gibi normalde zombi konseptinden çok da haz etmeyen bir adamı bile -Zombieland bu noktada bir diğer istisnadır ama onu başka bir zaman…
Düşünün, bir ünlüsünüz. Hayranların yumruklarını ısırarak bekledikleri bir filminiz var. Özel gösterimine gireceksiniz, girmeden önce de orada olmayan seyircilere küçük küçük mutluluklar atmak istiyorsunuz. Açıyorsunuz Instagram’dan canlı yayını,…
Catan’ı duydunuz mu? Eğer masaüstü oyunlarına herhangi bir noktada merak saldıysanız, muhtemelen duymuşsunuzdur. Almanya menşeli oyun özünde öğrenmesi çok basit, ustalaşması ise görece zor bir yapıya sahiptir. Catan…
Eğer benim gibiyseniz, geçtiğimiz hafta başında Türkiye’nin 2018 Dünya Kupası ümitlerini kaybetmesinin ardından çıkan “Türkiye B Ligi’nde” haberlerini şaşkınlıkla takip etmişsinizdir. UEFA’nın kasti bir stratejisinden mi, yoksa ulusal ve…
Yükle Gelsin!
Geekyapar yazarlarının ortak fikrine göre 2015’in en iyi dizisi olan Daredevil’ın 2. sezonu, takdir edersiniz ki bizim için dev bir arzu nesnesi. Netflix ve Marvel karşımıza çıkıp “Siz çok sevdiniz bunu, biz bir sezon daha Fisk ve Murdock’un kapışmasını çekeceğiz” deselerdi de biz salyalarımızı akıtarak bekliyor olurduk. Ama işin içerisine…
Video oyun dünyası diğer sanat formlarının aksine bir ayağını da teknik inovasyon dünyasında tuttuğu için, bu inovasyonlardan mütevellit sık sık belli başlı trendlerin etkisinde kalır. Video oyunlarının tarihine baktığınızda bu trendleri görürsünüz, 80’lerin ortalarında kısa süren robot oyun arkadaşı eğilimi, akabinde 90’larda gelen anlamsız Full Motion Video dönemi,…
Evet! Sadece sizin için. Bu video aslında YouTube’da, kitleler için çekilmedi. Sadece size özel. Sana. Evet sen. Sen, o Sherlock izleyen, ardından bunun geyiğini yapmak isteyen, ama etrafında kaliteli Sherlock hayranı olmayan o güzel insan. Geyiğimizle, göbeğimizle, masanın üzerindeki figürlerimizle sana geldik. Bak buyur, çiçek gibi Sherlock konuştuk,…
Bir ayağımız Türkiye’de, bir ayağımız da internet üzerinden Kaliforniya civarlarında yaşayan insanlar olarak ne zaman bir dizi izlesek, sıradan Amerikalıların çektiği YouTube videolarını, Vine’ları seyretsek her zaman bir laf duyup üzülüyorduk yıllardır: Netflix. Artık Amerika’da kocaman bir fenomen hâline gelmiş olan, eskiden kiralık DVD satan, şimdi ise HBO…
Bilmiyorsanız, bu kutlu haberi sizlere hatırlatalım: 90’larda büyümüş olan aşağı yukarı herkesin bir noktasından ucuna tutunduğu nostaljik dizi Full House, yani Türkçe ismiyle Bizim Ev’in yakında devam dizisi gelecek. Netflix’in yayınlacağı ve adının da Fuller House olarak konulduğu dizi, karakterlerimizin yıllar sonraki hâl ve vaziyetlerini gösterecek bizlere. Orijinal…
Netflix’in özgün program işine girmesiyle genel dizi kalitesinin yükseldiği bir gerçek. Klasik kanalların cesaret edemediği işlere yatırım yapması ayrı, üretici personeline inanılmaz özgürlük tanıması ayrı, reklam derdi olmadığı için anlatımda, bölüm sayısında, süresinde zorlamaya kaçmaması apayrı. Haliyle bu kanal yeni duyurular yaptığında -her ne kadar izlediğim son işlerini o kadar beğenmesem ve bir kısmını da izleyemediysem de-…
Yerli sinema olarak korku türüyle ilişkimiz Metin Erksan’ın Şeytan uyarlaması, daha doğrusu uyarlayamamasından beri epey sorunlu. Batıdan devşirme iş yapmaya kalktığınızda özellikle korku türünde pek çok şey tutmuyor, çünkü kültürel hiçbir şeye dokunmamış oluyorsunuz. Batı kültürüne, mitolojilerine ve Hristiyanlık dinine ait geleneklerle korku filmi denemelerine giriştiğinizde yerel bir…
Gezmenin artık geleneği olduğu bazı eserler vardır; illa ki denk gelmişsinizdir. James Bond bunlardan biridir mesela; vakti zamanında Tenten’in de öyle bir havaya sahip olduğu söylenebilir. Bu seriler her yeni hikayelerinde başka bir yere gidip, orada farklı şeyler gösterir ve anlatırlar. Siz de düzenli bir takipçi olarak bir…
Şimdi evveliyatla, yazıya dev bir itirafla başlayayım. Ben Instagram’ımı inanılmaz kete kullanıyorum. Takip ettiğim kişilerin tamamı Amerikan pop kültür dünyasının uçsuz bucaksız dağları ve bayırlarında koşturan insanlardan ibaret. Ve bu skala çok geniş. Kim Kardashian’a kadar düşüp, Smithsonian müzesine kadar uzanan bir takip listem var. Eş dosttan soran olursa, “pazar araştırması yapıyorum”…
Şimdiden söyleyeyim, dile getireyim: yazının şu aşağıda gördüğünüz resimden sonrası tümden spoiler. Eğer “yahu bu bir Sherlock bölümü, davayı çözecek işte, ne spoiler’ı?” diyorsanız, demeyin. Ben ikazımı yapayım, spoiler dile getirmeden söyleyebileceğim pek bir şey olmadığını belirteyim. Sonradan demedi demeyin. Bu uyarıyı yaptım, zira ne söyleyeceksem en baştan…
