İşbu okuduğunuz satırlar, 23 Mart Çarşamba gecesini, 24 Mart Perşembe sabahına bağlayan saatlerde yazıldılar. Ama siz bunları 25 Mart Cuma gününden itibaren okuyacaksınız. Bunun iki sebebi var. Hemen şu…
Emmy ödüllerinin adayları geçtiğimiz günlerce açıklandı, biz de Geekyapar olarak detaylıca önemli dalları sizlerle paylaştık. Az çok tablo beklediğimiz gibiydi, fakat birkaç sürpriz vardı. Aşağıda bizce bu sene…
Son yıllarda Disney’in kendine fazlaca görev bellediği “animasyonları live-action olarak yeniden çekme” olayının suyu çıktı mı, çıkıyor mu ya da çıkacak mı bilemiyoruz ama şimdiye kadar gördüğümüz sonuçlardan…
Marvel Cinematic Universe’in patronu, bugün geldiği yere ulaşmasındaki en önemli sebep Kevin Feige’yi açık anında yakalamak çok zor iş. Dünyanın en didik didik incelenen film serisiyle ilgili konuşmaya alışık…
İşin DC tarafında çok değil, ancak Marvel Comics dünyalarında süper kahramanlar ara ara kötü olurlar. Çünkü altmış beş sene boyunca aynı karakterlerle hikaye yazıyorsanız bir noktadan sonra kafanız yanmaya başlıyor…
Yükle Gelsin!
Valla ne yalan söyleyeyim, kendimi biraz diken üzerinde hissediyorum. Eğer söylediklerim her zamankinin aksine biraz fazla temkin kokarsa bilin ki bundandır. Malumunuz, Batman v. Superman: Dawn of Justice fragmanı yayınlandı, bizden de ilk olarak Can görüp, çok etkilenerek (adam çocukluğundan beri bu filmi bekliyor) girince, alttaki yorumlar elimi…
Marvel’ın sinematik evreniyle ilgili söyleyebilecek çok da şey yok şu dakikadan sonra. Artık adamlar evlerini kurmuşlar, on film, üç tane de dizi çıkartmışlar, sevmeyeni de parmakla gösterilecek kadar az. Ama bu noktada bir eleştiri getirmem gerekiyor, o da şu: TV departmanı sinemaya çok da bağlı hissetmiyor. Evet, filmlerden…
Buradan oyun yapımcılarına resmi talebimdir; video oyunlarında kullanılabilinecek en eğlenceli tema ve mekaniklerden biri zaman yolculuğu. Gerçekten. Tutun da on birinci yüzyıldan itibaren her seneyi tek tek oyuna programlayın demiyorum. Kast ettiğim şey “aa ne güzel Assassin’s Creed” gibi bir yere bizi bırakıp, “keşfet bakalım” tipi bir oyun da…
Türkiye’de son beş yıldır adım adım büyüyen, çok emek isteyen, meraklılarının tutkuyla başladıkları, kolay kolay da bırakamadıkları bir hobiye bakıyoruz. Cosplayer’lar, sevdikleri ve sevilen hayali karakterleri fiziksel olarak ortaya koyuyorlar, kostümleriyle, ekipmanlarıyla, enerjileriyle, bol bol da alın teriyle. Spellfair ekibi ile birlikte bu hobiye emek veren isimleri sizlerle…
Yorumlarda bir yerlerde “Geek Kültürü”nün yükselişinden ve dünyayı ele geçirişinden bahsetmiştim. Bunun sonucu olarak sadece geeklerin sevdiği yapımlarda değil direk geeklerin hayatlarını, yaşam tarzlarını anlatan yapımlarda da artış olması kaçınılmazdı. Her ne kadar son sezonlarında biraz düşüş gözlemlense de “The Big Bang Theory”yi bu sürecin en başarılı örneklerinden…
Bunun bir Arrow eleştirisi olduğunu biliyorum ama başka bir yazıda bahsetme şansım olmadığından azıcık da olsa Daredevil’ın adını zikretmek istiyorum. Hiçbir zaman Marvel, DC kıyaslamasına girenlerden olmadım. Burada da derdim o değil. Her zaman bu konuda karakter odaklı yaklaşan birisi oldum. Marvel’dan sevdiğim karakterler olduğu kadar sevmediklerim de var. DC…
[Güncelleme: Bugün Warner Bros da kendi kanalları üzerinden resmi olarak fragmanı yayınladı. Sızmış olan videoyu aslıyla değiştirdik biz de.] Dawn of Justice, Batman v Superman fragmanı İspanyolca altyazıları ile sızıvermiş. Hay allah, tam da Star Wars fragmanı düşmüşken, Age of Ultron’a beş kalmışken Dawn of Justice fragmanı nasıl…
Ben Star Wars’u video kasette izlemiş biriyim. Han Solo, Chewie, R2D2, C3PO, Skywalker sülalesi, Obi-Wan ve Vader ailem gibidir. Işın kılıcı replikam evin bir köşesinde durur. Star Wars, asla bırakmayacağım, ne kadar büyürsem büyüyeyim, benimle birlikte gelecek bir şey. Fakat, dürüst olmam gerekirse Abrams’ın yönettiği bir Star Wars…
Guitar Hero serisi, hatta bir uzantısı olarak tüm plastik enstrümanlı müzik oyunları bir hışımla gelip domine ettikleri oyun endüstrisinden çok garip bir şekilde azalarak bitmek suretiyle değil, geldikleri hışımla giderek ayrıldılar. Sanki bir anda bu işe en çok para yatıran stüdyolar geldi, kafa kafaya verdi, “abi biz bu…
Daha önce Amerikan TV mantığının nasıl çalıştığını size detaylarıyla anlatmıştık, ama her seferinde kısa bir özet geçme ihtiyacı hissediyorum; zira dünyanın muhtemelen en saçma TV sistemlerinden birine sahipler. Olay şöyle işliyor, dizi yaratıcıları kafalarındaki fikirle stüdyolara gidiyorlar. Stüdyolar, fikri beğenirse haklarını satın alıyor. Ondan sonra bunları kanallara satmaya…
