Yükle Gelsin!

Az sonra vereceğim haber, sadece kendi başına kıymetli bir şey değil. Yani en azından şöyle diyeyim; haber sadece manşetiyle gelseydi, kesinlikle başlığa Adventure Time hayranlarının çok sevineceği garantisini yazmazdım. Zira biliyorum, Adventure Time hayranları sevdikleri dizinin üzerine çok titriyorlar. Onlara tutup da basit bir şekilde “dostlar, Adventure Time’ın filmi…

Evet evet hayal kırıklığının sesini buradan duyabiliyorum. GDC’de Valve’ın yapacağı sunumla ilgili beklentiler tavan yapmıştı hâliyle. Önce arada bir Valve çalışanının katılım göstereceği konferans 3 Mart’ta saat 3’te olunca ziiller yanmaya başladı; sonra bu konferansın alakasız olduğu öğrenilince ümitler Gabe Newell’ın konuşmasına kaldı. Bir Half-Life 3 çıkar mıydı…

Çok açık konuşayım, Agents of SHIELD’ın bu bölümünü sevmeyeceğime emin çıktım yola. Agent Carter’ı öve öve bitiremedik zaten, biliyorsunuz. O övgülerin arasında bir de korkumuz vardı. Ya Agent Carter’ın samimi kalitesi SHIELD’ı gölgede bırakırsa? Ya SHIELD artık gözümüze daha iyisinin mümkün olduğunu gördükten sonra biraz sönük gelirse? Beklentilerim…

Şimdiden açık ve net bir şekilde konuşalım; bu okuyacağınız haber yüzde yüz doğru; resmi açıklaması yapılmış, basın bültenleri yollanmış bir duyuru değil. Ama resmi açıklamalar dışında geri kalan tüm duyumlar arasında en sağlamlarının çıktığı bir yerden geliyor: Latino Review. Bizim Slashfilm’de gördüğümüz, onların da dedikodu dağıtımının ağa babası Latino Review’dan…

Teknoloji beni şaşırtmaya devam ediyor. Samimi söylüyorum, bazen meselenin tam olarak ne olduğunu çözemiyormuşum gibi hissediyorum. Küçüklüğümden beri bir ihtiyaç olarak tanımladığım bazı şeyler vardı, ve onların başkaları tarafından da bir ihtiyaç olarak görülmesine, bu başkalarının da o konuda atılımlar yapmasına şaşırmıyorum. Mesela bence uzun yıllardır pek çoğumuz otobüs ve…

Yıllardır benim kafamda okunması gereken kitaplar diye bir kategori var. Bunlar yüksek sesle söylediğimde edebiyat bilgimde çok büyük boşluklar olduğuna delalet ediyorlar; bazıları unutulmaz Rus klasikleri (Savaş ve Barış’ı hâlâ okumadım mesela), bazıları modern başyapıtlar (bir Eco’ya dokunmuşluğum yoktur mesela), bazıları da bizim edebiyatımızdan çıkma işler. Ve bu işlerin arasında…

Star Wars çizgi romanlarının hakkı Disney Lucasfilm’i alınca Marvel’a geçti ya? Canon da hazır sıfırlanmıştı ya zaten? Marvel kollarını sıvadı; işin başına oturdu. Önce Luke, Han, Leia, Chewie, Artoo ve Threepio’nun maceralarını anlatan Star Wars serisine başladılar, sonra Vader’a kendi serisini verdiler; şimdi de yarın gönlümüzün havalı kadını Princess Leia kendi serisine başlayacak.…

Ya son zamanlarda bir moda mı oldu okçuluk, nedir? Fantastik edebiyatta yeri her daim bâkiydi; ama artık baya baya bilim-kurgularda; süper kahraman filmlerinde, casus dizilerinde falan da görür olduk. İnsan yavaş yavaş tüfekten sıkılıp, ok ve yayın dayanılmaz şahsiliğine mi kayıyor artık nedir? Bilemiyoruz. Ama şundan eminiz, bizim…