Robin Williams’ın Türkiye’deki bir nesle olan etkisini hesaplarken ortaya rahatça koyduğumuz birkaç film var. Jumanji mesela. Mrs. Doubtfire. Patch Adams. Hook. Ölü Ozanlar Derneği. Belirli bir yaş aralığına tekabül eden insanların çocukluğunda Robin…
Daredevil’ın ikinci sezonu daha henüz galasını dahi yapmadan fısıltıları dönmeye başlayan, aylardır resmiyete kazandırılmasını beklediğimiz şey gerçekleşti: Marvel’ın acımasız kahramanı kendi Netflix dizisine kavuştu. Bu, Marvel-Netflix ortaklığının ilk etapta siparişi…
Daha öncesinde Tzar ve Imperium Romanum serilerinden tanıdığımız ve üçüncü oyundan beri Tropico serisini de geliştirien Haemimont Games’in yeni şehir kurma ve iş yönetme oyunu Tropico 5, en…
Disney’nin Fox’u satın almasının Amerikan Rekabet Kurulu tarafından onaylanması muhtemelen daha bir, bir buçuk sene sürecek; bunu biliyoruz. Ortada elli iki milyar dolarlık bir alışveriş var. Bu alışveriş de fabrika…
Kung Fury’yi hatırlıyor musunuz? Kendisi internette de özgürce bulunabilen 30 dakikalık bir kısa film olduğu için, eğer hatırlamıyorsanız çok zorlamanıza gerek yok. Her şeyin birbirine bağlı olduğu şu…
Dirtmusic’le tanışmış mıydınız daha önceden? Bundan takriben on küsur yıl kadar önce Chris Eckman, Hugo Race ve Chris Brokaw’dan ibaret olarak hayatına başlayan, şu sıralar da Eckman ve Race ile devam…
Yükle Gelsin!
Bunu daha önce konuşmuştuk, muhtemelen de bilirsiniz zaten, 90’larda Disney’nin Beauty and the Beast ile başlayan ve ardı ardına Lion King, Hercules, Alaaddin, Pocahontas, Mulan gibi efsaneleri getiren döneme Disney Rönesansı denir sinema literatüründe. Disney’nin animasyon departmanı bu yıllarda 50’lerdeki damga kalitesine tekrar kavuşmuştur, nesillerce sinemaseveri kendisine hayran…
Geçtiğimiz gün Every Frame a Painting isimli kanalın bir videosunu paylaşırken, o kanalın dikkat çektiği bir pratiği de aktarmıştık sizlere; anımsıyor musunuz? Temp Music adı altında icra edilen bir işlemdi bu. Özetle, sinemacıların filmin kaba bir kopyasını müzisyene teslim edene dek arkaya rastgele bir müzik seçip koymalarını, filmleri…
Agents of SHIELD’ın 3. sezonu muhteşemdi. Aksini iddia edenin gerçekten samimiyetinden şüphe edecek kadar içten söylüyorum bunu. Başından sonuna kadar, işlediği konuları ucundan tutuşundan; MCU’ya bağlandığı ince noktalara kadar, tek kusuru Daredevil ve Jessica Jones ile hiç paslaşmamak olan bir sezondu. Ve biz zaten bu harika sezondan kopup, dördüncüsüne doğru…
Şimdi size muhtemelen üzerine hiç düşünmediğiniz, ancak kuvvetle muhtemel ben söyleyince “Lan harbi” dedirtecek bir şey söyleyeceğim: Stan Lee’nin hayatı hiçbir şekilde filme çekilmedi. Anlıyorum, adam sonuçta uçağı suya indirip 150 kişinin hayatını kurtarmadı, vicdani retçi sıhhiye hâliyle teker teker 75 adamı yaylım ateşinden almadı, trenle Holocaust’tan adam…
Rick and Morty’nin yaratılış hikayesine aşina mısınız? Esasında bir Back to the Future parodisi olarak başlar hayatına. Justin Roiland, Community’nin yaratıcısı Dan Harmon’un düzenlediği aylık kısa film festivali Channel 101’e bu parodiyle katılır, sonradan Harmon ile kankitoş olur, beraber Adult Swim’e dizi fikrini götürürler. Roiland izinin iki ana…
Batman mitosunun en önemli parçalarından biridir kostüm. Tartışmasız. Her çizer, yönetmen, yapımcı ya da animatör; kendi dönemine mühür vurabilmek için işe önce kostüm tasarlayarak başlar. Tarihin gördüğü en büyük sinemacılar ve sanatçılardan bir bölümü bizzatihi imza atmışlardır Batman kostümlerine. Ve her biri bir başkadır. İster klasik mavi-gri kostüme…
Bizim Geekyapar bünyesinde çok bahsini açtığımız bir şeydir Rockstar’ın oluşturduğu muhteşem sanal dünyalar. Birbirimize saatlerce Los Santos’un plajlarını, Red Dead Redemption’ın Meksika’sını, Liberty City’nin ara sokaklarını övmüşlüğümüz vardır. Hep de muhabbet dönüp dolaşıp aynı yere gelir: “Ya bu dünyaları yaratıyorlar muazzam bir özenle, sonra bir iki sene içerik…
Bakın, şimdi size kuvvetle muhtemel çok acayip gelecek bir şey söyleyeceğim: Fifty Shades of Grey’i okudum ve izledim. Okudum, çünkü bu tip evrensel olarak gömülen eserleri tüketmeyi iki sebepten seviyorum. Birincisi, iyi şeyin kıymetini daha çok bilmeme sebep oluyorlar. İkincisi de gömüşe ağız dolusu katılabiliyorum böylece. İzledim, çünkü gördüğüm şeyin okuduğum…
On altı ay. Mad Max: Fury Road sinemalarda vizyona gireli tam on altı ay oldu. 2015 yılının Mayıs ayında çıktı Mad Max. Neredeyse hiçbir şey beklemiyorduk fragmanların bize hissettirdiği o gaz havasından başka, ancak başından sonuna kadar dolu dolu, hiç bırakmayan, roller coaster gibi inince bir daha binme ihtiyacı yaşatan bir film gördük…
2016’ya veda edip, çetelesini tutmamıza daha temiz bir üç buçuk ay var, bunun farkındayız. Yani merak etmeyin, erkenden gaza gelmiş falan değiliz. Ancak, malumunuz, Hollywood’un ekmeği balı yaz aylarının da sonuna gelmiş vaziyetteyiz. Amerikan mantığına göre Nisan – Mayıs gibi başlayıp, Eylül gibi son bulan yaz sezonunun sonucunda,…
