OYUN

Dungeon Keeper Kart Oyunu Olsaydı… Boss Monster’da oyuncular kendi zindanlarını yaratıyor ve başlarına ne geleceğinden habersiz kahramanları yok ediyor. Kickstarter’ın bizlere kazandırdığı Boss Monster: Master of Dungeon bizi…

Yükle Gelsin!

Doom geldi Geekyapar semalarına. Baya fiziksel olarak, bir kurye vesilesiyle geldi. İtinayla, ve o esnada sıfıra çok yakın bir beklentiyle kabından çıkartıldı, ele alındı, şöyle bir tartıldı. PS4’ü bir süredir işgal etmekte olan Uncharted 4, geri evine döndü, onun yerine cihaza konuldu Doom. Artık konsollar, konsol olmadıkları için, çat diye diski…

Spider-Man: Homecoming ile küçük küçük haberler düşmeye başladı internet dünyalarına. Filmin 2017 Temmuz’unda çıkacağı, yani çekimlerine yakında başlayacağı düşünülürse; bu hiç de abes bir durum değil elbette. İlk haber Iron Man’in filmde gözükeceği şeklinde geldi. Ardından Michael Keaton’ın, Vulture olarak MCU’ya dahil olacağını öğrendik ki; ilk başta dedikoduydu,…

Bilmiyorum katılır mısınız, ama bence 90’lar filmlerinin çok belirgin bir tarzı, stili vardı. Her şeyden önce, karakterizasyon geri plana atılırdı. Niyeyse, bir konu takıntısı vardı o yıllarda. Her film, zorda kalınırsa beş saniye içerisinde özetlenebilinecek acayip durumlar üzerine kurulmak zorundaydı. Bir aile tatile gidiyor, çocuklarını evde unutuyor gibi. Komplo teorileri uyduran bir taksici, yanlışlıkla gerçeği tutturuyor gibi. Bir polis…

Gün geçmiyor ki yeni bir çizgi roman uyarlamasıyla tanışmayalım. The Flash’lar, iZombie’ler, Lucifer’lar… Televizyon sektörü itinayla janrın kanını emiyor. Lakin Preacher’ı başka bir kenara ayırabiliriz. Çünkü çizgi roman janrından kopup gelen bu fikri mülk ilk bölümüyle kanı emilecek olanın bu sefer dizi sektörü olacağı potansiyelini yarattı bile. Preacher…

Harry Potter filmleri bittiği an, “bu çocuklar beş yıl sonra ne yaparlar?” diye bir bahis açsak, herhalde bir tek Tom Felton’a “birkaç tane daha Draco-vari rol oynar, azalarak biter” diyerek tutturabilirdik. Onun haricinde, Potter kadrosunun hangi birinin kariyeri, beklediğimiz şekilde ilerledi? Rupert Grint’in nefesi tükendi. Daniel Radcliffe Sundance çocuğu oldu. Emma Watson ise tuttu, okulunu…

Bu satırlarda söyleyeceğimi pek düşünmüyordum, ama bir kere söylemiş bulundum; bir defa daha altını çizmekte de bir beis görmüyorum: Angry Birds’ün filmi, şaşırtıcı derecede iyiydi. Öyle dünyayı değiştirdiğinden değil, çok orijinal olduğundan da değil. Sadece komik olabildiği için iyiydi. Beklenti, odun gibi, ruhsuz, duygusuz bir şey olmasıydı zira.…