Yükle Gelsin!

Eğer Japon popüler kültürüyle çok ilişkili değilseniz muhtemelen farkında değilsiniz ama şu an manga tarihinin en büyük isimlerinden biriyle aynı zaman aralığında yaşamaktasınız. Naoki Urasawa ile tanışmam bundan birkaç sene öncesinde okuma fırsatı edindiğim polisiye gerilim Monster ile olmuştu. Monster’ı bitiremedim, ancak eldeki materyalin özgünlüğü manga kültürüne bakış…

Dürüst olmak gerekirse süper kahraman filmlerini yapan insanlar tarafından bu janraya mensup işlerin doğal gelişiminin “daha karanlık olmalı” cümlesine indirgenmesi bana acayip geliyor. Sanki maskeli kahraman filmi çeken herkes söz birliği etmişçesine, devam işlerini tamamen bu cümlelerle anlatıyorlar. “Bu sefer daha karanlık olacağız”, “Daha karanlık”, “Önünüzü göremeyeceksiniz, öyle…

İnternet mecralarının genelde kalitesine çok kefil olacak bir insan değilim; mesleki deformasyon yüzünden, rafine içeriğin azınlıkta olduğuna dair bir inancım var. Bardağın boş tarafını görüyorum anlayacağınız. Bu yüzden, bir yerden gerçekten de çok orijinal, keyifli, bambaşka bir içerik gelince, kendimi şaşırırken buluyorum. Gizmodo’nun en son ortaya çıkardığı mesele de…

Deadpool filmiyle ilgili görüşlerimin geldiği radde gerçekten de inanılmaz. Dürüst olmak gerekirse Deadpool’un sosyal medyada Vasfiye Teyze gibi capsleriyle yayılması esnasında kendi kendine “ya bu kadar komik mi gerçekten, yoksa ben mi bir şeyi ıskalıyorum?” diye soran bir insan olarak, kendimi filmin başarısız çıkma ihtimaline çok hazırlamıştım. Deadpool’un gerçekten de işlediğine…

Önce olayı netleştirelim. Marvel Entertainment’ın CEO’su Isaac “Ike” Perlmutter, Donald Trump’ın Amerikan savaş gazileri için düzenlediği bir hayır işine 1 milyon dolar gibi yüklü bir rakamda bağış yaptı. Kağıt üzerinde ne kadar naif duruyor, değil mi? Ama aslında işin esası öyle değil. Amerika’da bireylerin politikacılara yapabilecekleri bağışın maddi bir sınırı var ve bu sınır,…

Gerek yoğunluğum sebebiyle gerekse yazıları takip edenlerin uzun yazılardan içleri bayılmasın diye, The Flash ve Arrow yazılarında biraz sadeleşmeye gitmeye karar verdik. Her hafta neresi iyiydi neresi kötüydü kısa kısa bahsedip geçeceğiz. Zaten Geek Muhabbet ekibi her hafta güzelce verip veriştiriyor. The Reverse-Flash Returns ile ilgili spoiler’lı düşüncelerim…

Animasyon dendi mi akla gelen markanın Disney, hemen peşinden zikredilecek ismin de Pixar olduğu aşikar bir durum. İki firma güçlerini birleştirdiğinden, daha doğrusu Disney Pixar’ı aldığından beri animasyon arenasında dev bir tek taraflı üstünlük var. Oscar listelerinde, senenin en iyi animasyonları seçkilerinde, Annie ödülleri adayları arasında Pixar ya da Disney filmi olmayan bir iş…

Marvel Cinematic Universe’in tartışmasız en katmanlı ve anlamlı film serisi olan Captain America 1 ve 2’yi arka arkaya izlediyseniz, aradaki geçişle ilgili kafanızda bir takım şeyler kalmış olabilir. İlk filmde ülkesi için sınanmamış, güvenilmez, tehlikeli bir deneyi kabul edip, tek başına bombanın üstüne atlayan Steve Rogers, ikinci filmde ülkesinin en büyük istihbarat ajansını…

Siteyi takip edenler başlığı Yiğitcan’ın Nolan sıralamasından apardığımı fark etmiştir. Ancak konu Tarantino olduğunda yapılan sıralamanın fena halde sübjektif olmaktan başka şansı yok. Aykırı bir jenerasyon olmasıyla bilinen Kayıp Kuşak yönetmenlerinin arasında bile çıkıntı görünebilen Tarantino’nun filmlerini ya tümden seversiniz ya da hiç sevmezsiniz. Ben de bu adamın filmlerini çılgıncasına beğenerek izlediğimden…