Captain America: Civil War dev bir densizlik yapıp memleketimizden -ve ilginç bir şekilde, kendi memleketinden- bir hafta önce on dört farklı ülkede açılış yapınca, bunun bize iki yansıması…
Doctor Who seyircilerinin çoğu bilmez, AHA vardı zamanında, çizgiroman sayfalarına kare kare çizilmiş klibi ile sözlerini anlamamıza rağmen etkilemişti bizi. YouTube kullanıcısı TheFlixx, kısa süre önce yayınlanan kare…
Her insanın hayatında iz bırakan birkaç albüm vardır. Bu albümler bazen sinsidir, gizliden ikrar alırlar ruhunuzdan. Bazen de etki bırakacakları daha ilk notalarından bellidir. Belki bir dönüm noktasıyla…
Eminim başlıkta ciddi bir abartı payı olduğunu düşünüyorsunuz, ama hayır. Bu yönetmene efsaneler efsanesi derken bile aslında azaltarak konuşuyor olabiliriz. Gelin, inanmıyorsanız özgeçmişinden birkaç satırbaşı sayalım. Bir kere baştan…
Geçen gün bir promosyonda The Witcher serisinin yazarı Andzrej Sapkowski hakkında “İngiltere için Tolkien, Amerika için Martin neyse, Polonya için de Sapkowski odur” gibi; ya bunun aynısı ya da buna…
Yükle Gelsin!
Bugün bir şey fark ettim. Disney bir döngü firması. Gerçekten. Bakın, adamlar yeni bir fikir ortaya atıyorlar, bunun filmini yapıyorlar, çok tutuyor. Ondan sonra devamını çekiyorlar, yan filmini yapıyorlar, oyunu çıkıyor, minderi satılıyor, donunu giyiyoruz derken her sene yeni bir ürünü çıkıyor bu markanın. Bir noktadan sonra o…
Genel olarak çok sevilmeyen bazı filmler var şu dünyada. Ne zaman bahsi açılsa herkes önceden ağız birliği etmişçesine “ya hakikaten ne kötüydü be!” diye giriyor söze, başlıyor gömmeye. Ben de bu filmlerin pek çoğuna gömerken hunharca muhabbete katılıyorum elbette. Pek çoğunda benim de söyleyecek bir şeylerim, edecek bir…
Küçükken çok detay içermeyen, masalsı hikayeler pek çekici gelmezdi bana. İlla ki tüm detaylarıyla şekillenmiş, ayakları sapasağlam yere basan hikayeleri severdim. Büyüdükçe, artık yorduğundan mıdır nedir, daha hafif, çocuk masallarındaki tam olarak ne olduğu belirsiz dünyaları merak eder oldum. Tabi çocuk masalları derken basit ve klişe hikayelerden ziyade…
Televizyonun ilk dönemlerine dönüp bakmak hakikaten delicesine acayip, çılgıncasına garip bir iş. Amerikan kanalları bir bir kurulur, bu yeni medyumun ne işe yaradığı hafiften çözülmeye başlanırken orada olanlara pek bir imreniyorum doğrusunu söylemek gerekirse. Bugün izlediğimiz çoğu -sadece dizi değil, film, oyun, çizgi roman dahil- şey o zamanın…
Bir internet sitesi var, belki duymuşsunuzdur, “DC Bugün Aptalca Bir Şey Yaptı Mı?” diye. Belki size çok taraflı gelecektir, ama dünyanın en hakkaniyetli sitesi olabilir kendisi. Zira bizim çoğu zaman geek geek tartıştığımız “Batman mi Iron Man mi?” gibi sorulara takılmıyor bu site. Daha ziyade yönetimsel problemleri anlatıyor.…
Ne Batman v. Superman: Dawn of Justice, ne Suicide Squad, ne DC’nin çıkartıp çıkartabileceği herhangi bir animasyon Batman filmi önemli değil. Hiç değil hem de. Zira bu senenin en güzel Batman filmi 26 Haziran’da çıkacak ve başrolünde de Bruce Wayne yok. Miles Scott var. Nam-ı diğer, Batkid. Gotham…
Video oyunlarının 1980’li ve 90’lı yıllarda olduğu gibi erkek egemen bir mefhum olmadığının farkındayız, değil mi? Zaten tüm bu GamerGate ve türevi sıkıntılar da buradan çıkıyor. Video oyunları artık bir zümreye ait, niş bir hobi değil. Video oyunları bir sanat dalıyla bir eğlence aracı olma arasında gidip geliyor…
“Essential the Amazing Spider-Man”i karıştırırken bir reklam gözüme çarptı: Magic Art Reproducer! Tabii bu reklamın o yıllarda sıkça yapılan (ülkemizde hala yapılmaktan çekinilmeyen) kandırmaca bir reklam mı yoksa gerçek bir alet mi olduğunu kurcalamak gerekti. Biraz araştırınca bu aletin Kamera Lucida olduğu ortaya çıktı, 1600’lerde Kepler tarafından tarif edilmesine…
Geçen hafta benim için biraz tuhaf geçtiğinden bu haberi kaçırmışım. Çocukluğumda iz bırakan şovlardan biridir Muppets. Hafta boyu yayın saatini beklediğimiz, ailecek televizyon başına toplanıp seyrettiğimiz şovlardan biriydi. Muppets Show, Susam Sokağı gibi, Saturday Night Live gibi adını televizyon tarihinin efsaneleri arasına yazdırmıştır. Her biri birbirinden farklı ama hepsi…
Film yapımının en acayip, en destansı kısmı bana “set inşası” gibi geliyor. Diğer her şeyi gözüm kesiyor az çok. Hulk için birileri saatlerini, günlerini, aylarını bilgisayar başında iki büklüm harcıyor mesela, gözümde canlandırabiliyorum. Oyuncular rollerine haftalarca hazırlanıyorlar, kabul ediyorum. Senaristler araştırma için neler neler yapıyorlar, tahayyül edebiliyorum. Hepsi…
