Başka insanların başarılarına bakıp kendine yüklenme durumu vardır ya, hah, bende uzun bir süredir başka ülkelerin başarılarına bakıp kendi ülkeme yüklenme durumu var. Çünkü…
2020 yılı, bütün insanlık için kriz ve felaketlerle dolu bir yıl olmasına rağmen bu durumdan kârlı çıkan bir sektör oldu: oyun dünyası. Evet, buna…
2015 yılında George Miller’ın yönetmenliğinde yıla bomba gibi düşen; yönetmenlik, tasarım, müzik, kostüm alanlarında Oscar’lardan Oscar, ödüllerden ödül beğenen Mad Max: Fury Road’ın Charlize…
Daha bundan birkaç gün önce Star Wars serisinin en yeni filmi olan Rise of Skywalker fragmanını paylaşmış ve sormuştuk; her şey çok mu sıradan yoksa biz mi soğuduk?…
Komedi söz konusu olduğunda, herkes için değişen birtakım şeylerden söz edebiliyoruz. Bazılarımız materyalini gündelik hayattan alan esprilere gülüyor, bazılarımız absürt durumların yarattığı çelişkileri tercih ediyor; bazılarımız ise her…
Sinemada oturmuş, Rogue One’ın başlamasını bekliyordum kendi kendime. Salon, fragmanlar yayınlandığı zaman büründüğü o tedbirli sessizliğe gömüldü. Herkes “Yoksa film mi?” diye bekleyecek, ekranda fragman karesi olduğu her…
Hani bütün dünya umut dolu limanlara giden bir vapurdaymış da siz ters koltuğa oturmuşsunuz, ne yaparsanız yapın hep aynı şeyleri görüyormuşsunuz gibi bir his vardır. Bunu bilen bilir.…
İllüstrasyonlarla ilgili yazı serimizde nihayet son durağa geldik sevgili geekler. Önceki yazılarımda, işin biraz hikaye kısmını anlatıp sonra da teknik kısımlarına şöyle bir göz atmıştık hatırlarsanız. İllüstrasyon tekniklerinden…
Sanki daha önceden hiç olmamışçasına (!) DC Sinematik Evreni’nde işler yine sallantıda sevgili geekler. Evet, yine. Zaten ite kaka kurulan DCEU, yeni bir darbe yedi; hem de ekibin en umulmadık…
İnanıyor muyuz gençler?! American Gods, ikinci sezonuyla geçtiğimiz hafta, her zamanki gibi, krallara layık bir şekilde tekrardan girişini yaptı. Görselliklere ağzımızın suyu akadursun, biz hala hikayenin ilerleyişinde inanılmaz…
Yükle Gelsin!
Westworld üçüncü sezonunu bölüm bölüm incelediğimiz artık malumunuzdur sanıyorum. Bu yüzden sizleri giriş cümleleriyle daha fazla oyalamak istemiyorum. Yine de bu sezonun, geçtiğimiz sezonlarla karşılaştırılınca bir kontrast oluşturduğunu söylemem gerekiyor. En azından izlediğim üç bölüm için söylüyorum tabii. Bunu der demez hemen Westworld’ün üçüncü sezonunun üçüncü bölüm spoilerlı…
Bu yıl bizlere çok iyi davranmıyor, hepimiz de şu sıralar azami ölçüde her yaptığımıza dikkat etmek zorunda olduğumuzun bilinciyle yaşamaya çalışıyoruz. Fakat bugün, hangi yılda ve hangi koşulda olursak olalım daha da dikkat etmemiz gereken bir gün, bunda hemfikir olabiliriz değil mi? Zira şakacıların şakaladıkları, muzırlık yapanların muzırlık…
Yasaklar insana tatlı gelir, en az sulu bir elma kadar hem de. Yasaklanınca bir şey, o şeye ulaşması, tüketmesi, gözlemlenmesi daha önemli bir şeye dönüşür. Değere biner bir kere. Hiç umurumuzda olmayacak bir şey, bir anda yakıcı bir arzuyla yanıp tutuşturur bizi. Hatta normal koşullar altında ilgimizi çekmeyeceğinden…
Sahneye adımınızı atar atmaz üstünüze bir ışık dökülüyor. Işık, ipek bir elbise gibi soğuk ve çarpıcı, sizi çepeçevre kuşatıyor. Gözlerinizi bu yoğun parlaklığa alıştırmaya çalışırken bir yandan da kulağınıza dolan davetsiz fısıltıları yakalıyorsunuz. Başlangıçta oldukça temkinliler ancak algınız açılıp keskinleştikçe serpilerek ışığınıza doluyorlar. Heyecanlı yüz ifadelerini ve rekabetle…
İnovasyon, insanlığın her zaman ihtiyaç duyduğu bir kavram ve bu ihtiyacımıza ne yazık ki birçok kez savaşlar sayesinde kavuşabilmiş durumdayız. Günümüze kadar aklınıza bile gelmeyecek birçok icadın, yeniliğin ve teknolojik gelişmenin çıkış noktası, savaşlara dayanıyor. Hayatımızda kullandığımız ve bazıları gerçekten kendi kendimize “Çok iyi fikirmiş, nasıl akla gelmiş…
Aşk, hayatımıza farklı şekillerde girer; bazen dostluktan, bazen düşmanlıktan, bazen minik bir ortak noktadan, bazen ise ortada hiçbir şey yokken doğar. İnsan âşık olacağı insanı seçemez sonuçta. Böylesine klişe bir girişten sonra kabul etmeliyim ki aşk temasının üzerine yüzyıllardır romanlar, şarkılar, oyunlar, makaleler, savunmalar, tezler yazıldı; artık bahsedecek…
Geçtiğimiz günlerde Netflix’in Avusturya menşeli dizisi Freud, izleyiciyle buluştu. İlgilisi olduğum için dizinin üzerine abartısız çullandım ve bir oturuşta bitirdim; bu açıdan teşekkürler, tüm sezonu bir anda yayınlayan Netflix’e gidiyor. Malum evden çıkmamamız gereken günlerdeyiz o yüzden sizlerin arasında da Freud ismini duyunca bir meraklananlar veya izleyecek bir…
Bu sitede birçok diziye yer verdik. Gerek övdük, gerekse gömdük. Hep güncel kalmaya çalıştık, her geçen gün artan dizi okyanusunda kıyıda kalmayalım dedik. Fakat eğri oturup doğru konuşalım; yılda hatta günde kaç dizi çıkarsa çıksın hepimizin vazgeçemediği diziler var. Yeni bir diziye başlama kararından bizi vazgeçiren, beşinci kez…
Bildiğiniz gibi Westworld dizisi üçüncü sezonuna başladı biz de hem çok çok sevdiğimiz bir dizi olmasından hem de itiraf etmek gerekirse dizi ve filmler için çok kısır bir döneme denk geldiğinden adeta görmemiş gibi saldırdık, ilk bölüme uzun bir inceleme de yazdık. Ama ikinci bölümü izlerken sanki biraz…
Dün, eğer Netflix ile anlaşılmasaydı haberimin bile olmayacağı bir film izledim. Filmin adı The Platform, özgün adıyla El hoyo. (Eğer izlemediyseniz hemen izleyip bu yazıya geri dönün, eğer hâlâ izlemediyseniz Parasite’ı da izleyin lütfen.) Film, çok katlı bir hapishanede geçiyor, can alıcı nokta ise şu: Tek bir masa,…
