Bilmiyorum yaşınız tutar mı, ya da internetle ilginiz o dönem yüksek seviyede miydi ama, Daniel Craig’in James Bond rolüne seçilişinin açıklandığı ilk tarih, eğer internetin kolektif hafızası biraz…
Woody Allen’ı Woody Allen yapan şeylerden biri onun alametifarika paniği, endişesi, sinir bozukluğudur değil mi? Biz öyle biliriz en azından. Filmlerinde daima bir şeylerden endişelenen, kafayı bir şeylere…
Çizgi roman evrenlerinde geçmişe göz atmak en başından beri sık rastlanan bir durum. Bu kimi zaman tarihten faydalanarak ilgi çekici hikayeler yazmak amacıyla yapılıyor, kimi zaman karakterlere derinlik…
Bir hayli uzun süredir fırlatılan Infinity War haberleri nedeniyle bedenimizde minik morluklar oluşsa da, biz halimizden memnunduk. Setten sızan görüntüler olsun, oyuncuların röportajları olsun, afişler olsun; her şeyiyle…
Bazı oyuncular vardır; daha tanınmadan etmeden bir projeye dahil olduklarında ağır eleştiriler alırlar. Çünkü ne yapabileceklerinin sınırı belli değildir. Bazıları da öylesine mükemmel işleriyle tanınırlar ki, oynayacakları rol…
Yükle Gelsin!
Her ne kadar Daredevil’i Marvel’ın Batman’i olarak görenler çoğunlukta olsa da, aslında Marvel’ın Kara Şovalye’den rol çalmak için yarattığı çok daha belli olan bir karakter var: Moon Knight. İsminin zaten bu konuda şüphe uyandırıcı olmasının dışında çizgi romandaki genel ton ve anlatım olarak da Batman’e fazlasıyla benzemesiyle bu sıfatı…
Film yapımcılarını anlamakta gerçekten zorlanıyorum. Bazen ellerinde çok süper bir fikir oluyor, o fikre hiç özenmeden ortaya başarısız bir iş çıkartıyorlar. Bazen de eldeki fikir çok başarısız oluyor, ama ne hikmetse o fikre sanki dünyanın sonuymuş gibi sarılıyorlar. İkinci konuya örneğimiz Legendary’nin Warner Bros’la ortak olarak başlatmaya hazırlandığı “Büyük Canavarlar”…
Bu yaz vizyona giren Fantastic Four filminden çıkmazdan evvel umutlarımız vardı; yalnız bu umutlar, filmin tam bir kokuşmuş rezalet olmasıyla baya mutsuz bir tabloya bıraktı yerini. Yönetmeni Josh Trank Hollywood’da istenmeyen adam ilan edilmişti, eski senaristi “benim yazdığım film bu değildi” diye çıkış yapmıştı, yapımcılar umutlu konuşmuyordu, oyuncular da biraz biraz kafasal…
Bruno Heller’ın nereye gittiğini pek de öngöremediği, ‘filler’ bölümlerle ve bir yere varmayan yan hikayeler ile süslediği Gotham’ın ilk sezonunun ardından ikinci sezonun sıkı başladığını ve en azından şimdilik odak noktasını bulduğunu söyleyebiliriz sanırım. Yine de Jerome’un ilk 3 bölümde yarattığı heyecanın ardından gelen Strike Force, vites küçülttükleri,…
Spielberg “Çizgi roman trendi sona erecek” dese de, yapımcılar ve firmaların bu işi kolay kolay bırakacağını en azından yakın zaman için düşünmüyorum. Bir yanda sektörün en baba işleri farklı projelerle devam ederken diğer yandan merkezden uzakta olan işler de incelenmeye ve bunlar arasında dikkat çekenler için yeni projeler filizlenmeye devam ediyor. Vertigo bu…
Bu DC vs Marvel kavgasında insanlar bazen objektifliklerini fazlasıyla yitiriyorlar. Bunun en bariz örneğinin Daredevil konusunda yaşandığına şahit oluyorum hep. Sağda solda Daredevil ve Flash’ın karşılaştırılması ve Flash’ın daha iyi, Daredevil’in çok kötü olduğunu söyleyenleri görüyorum ve “yok artık” diyesim geliyor. Bu Daredevil’i herkes beğenecek demek değil, yanlış olmasın. Diziyi…
Dizilerle ilişki, çoğu zaman romantik ilişkilere benzer. Evet, benim yıllar içerisinde yaptığım evladiyelik tespit budur. İki ilişki de üçe ayrılır. Bir tek seferlik ilişkiler vardır. Bunun dizi versiyonunda, bir dizinin ilk bölümünü açar; bulduğunuzdan tatmin olmaz, kapatır gidersiniz. Bunlar pek uzun süre hatırlanmazlar, ama O’nu ararken seriye bağlanabilirler. Bunların yanında,…
Spor oyunlarına bir şekil hikaye sokmak, daha önce defalarca denendi aslında. Özellikle kaykay oyunlarını sayarsak, yukarıdaki cümleyi kurmamız pek mümkün değil. Tony Hawk serisi, bu işe Underground sonrası dört bir kolla girişmiş; peşinden de Skate gibi örnekleri getirmişti örneğin. Ama iki oyun da, konu aldıkları sporun yarışmacı tarafıyla ilgilenmeyip, işin içerisine bolca fantastik…
Zaman içerisinde her dizide tüm kamuoyunun dayanılmaz bir nefretle izlediği karakterler olmuştur. Breaking Bad’de Skyler, 24’ten Kim Bauer, Saved by the Bell’den Screech… Dürüst olmak gerekirse, kendimi hiçbir zaman bu karakterlere karşı kaynayan bir öfke hissederken bulmadım. Bilakis, kendilerinin temsili figürlerini meydanlarda yakanlara da garip bir gözle bakmıştım hep. Şimdi burada,…
