Yükle Gelsin!

Malum, FIFA 16’nın demosu çıktı geçtiğimiz günlerde. Biz de bir süredir başında vakit geçiriyoruz. Önümüzde defter, karşımızda ekran, elde olan minik sayıda takımlarla maç döndürüyor, kadın futbolunun ne kadar yakıştığını konuşuyor, bir farklılık sezdik mi de not alıyoruz. Şimdiden söyleyelim, burada sadece oynanış değişikliklerinden söz ediyoruz. Yani FUT puanları değişmiş, grafikler abarmış, üç…

The Divergent serisiyle garip bir ilişkim var. Kalbimin derinliklerinde gerçekten bugüne kadar çıkan iki Divergent filmine de ayırdığım vakte üzülen küçük bir Yiğitcan olduğunun farkındayım. Beynim bir yandan “Ya Allah aşkına bu ne saçma sapan bir iş” diye haykırıyor. Böğrümden kuvvetli bir şekilde “Sabri bey ne yapıyorsunuz?” deme…

Facebook büyüyen, gelişen bir organizma. Bunu bazen unutuyoruz gibime geliyor. Facebook’un ilk dönemlerinde altı ayda bir arayüz değiştiğinden, daha sık farkına varırdık bu mefhumun. Ama uzun süredir pek çok şey sağlam bir temele oturmuş vaziyette olduğundan, Facebook’un değişkenliğini garanti görmeye başladık. Halbuki gerçek bundan baya uzak. Bir sene…

Çok açık konuşayım, Jungle Book tüm Disney animasyon filmleri arasında muhtemelen en unutulabilir olanı. Filmi çocukken izledim, fakat çocukken izlediğim diğer tüm Disney filmlerinin aksine bu 1967 tarihli filme dair hiçbir şey hatırlamıyorum. Ama bu sefer, işler değişecek gibi gözüküyor. Jon Favreau’nun yeni filminden sonra, uzun bir süre…

Filmlerde Rocky Balboa’nın hikayesi ilham verici bir Amerikan rüyası. Filmlerin dışında ise, aynı şey daha da büyük bir oranda Sylvester Stallone için geçerli. Meseleyi biliyorsunuzdur. Stallone doğru düzgün roller alamamaktan yakınır ve kendisi için bir senaryo yazmaya başlar. Senaryo beğenilir, ama her stüdyo şunu demektedir: “Filmi yaparız, ama…

Bildiğiniz gibi geçtiğimiz günlerde sızdırılan ve Jeremy Renner’ın tweetleyerek belki de yanlışlıka doğruladığı konsept çizimler vasıtasıyla Marvel’ın dev sinematik muharebesi Civil War’da kim kiminle kimin tarafında kapışacak belli olmuştu. O zaman biz üzerine çok bir yorum koymamıştık, ama siz hâliyle bizim de aklımızdan geçeni yorumlara dizdiniz. Tony’nin tarafı…

Büyük ikilemdeyim, bunu söylemekle bir tutam cinsiyetçilik mi ediyorum bilmiyorum ama sanki kadınlara ajanlık çok yakışmıyor mu? Yo yo, Schopenhauer-vari bir tutumla “Doğal hâlleri yalan söylemektir de ondan” gibi bir rezalete imza atacak değilim, gerçekten. Benim kafamda bu yakıştırma daha ziyade zarafetle ilgili. Bir kadını çok ince hareketlerle süper…

Hatırlarsınız, bir aralar bir oturuşta izlenmeye müsait dizileri yazmıştık sizler için. Burada kastımız, ecnebinin “binge-watch” dediği aktiviteydi. Tek bir oturuşta, bir lokmada yutulmaya müsait, bir bölümün bir sonrakini açtırttığı; ya sürükleyici ya da tüketimi kolay olan dizileri derlemiştik. Şimdi bunun biraz ters tarafındayız. Fark ettik ki, dizilerin üç…