Whiplash’i izlemiş miydiniz? İlk filmini 24 yaşında çekmiş, 1985 doğumlu Damien Chazelle’in gerçekten ancak 1955 doğumlu insanlarda görülecek bir olgunluk ve ustalıkla döşediği, çok da övülmüş ve takdir…
Dedik ya, Daredevil daha ilk bölümden doğru perdelerden girdi işte. Katoliklik, korku, Matt’in babasıyla olan ilişkisi, hukuk… Karakterin tüm kısımları ihtişamla inceliğin karıştığı yerlerde verildi izleyiciye. İkinci bölüm…
Malumunuz, Orta Dünya ile ilgili bütün telif ve ticaret haklarını yöneten bir kurum var. Tolkien’in mirasçıları -yani, ailesi ile yakınları- tarafından idame ettirilen bu vakıf Tolkien Estate olarak geçiyor. Orta Dünya’da geçen…
Sanal gerçeklik gözlüklerimizi takıp, dijital stüdyomuzda ellerimizle modellediğimiz sandalyeyi üç boyutlu yazıcıdan çıkartıp üzerine oturabildiğimiz bir çağda yaşıyoruz. Vefat etmiş müzisyenlerin hologram formunda canlı performans vermesi artık cümlemize bayık geliyor.…
İlk önce şu beyanı bir köşeye bırakalım: Creed müthiş bir filmdi. Rocky serisini sevin, sevmeyin; Creed gerçekten hem bu köklü film külliyatının mitolojisine harika uyan, hem de kendi ayakları üstünde…
Yükle Gelsin!
Bunu daha önce bu sayfalarda paylaşmıştım: Ben MOBA trenini zamanında korkunç bir farkla kaçırdım. Dünyada doğru düzgün bir bilgisayara sahip herkes “League of Legends diye bir şey var, çok iyi” derken ben evdeki külüstürle oyun videosu açmaya çalışıyordum. Elime doğru düzgün bir bilgisayar geçince de artık iş işten…
Ya gerçekten şu olayları izlerken inanılmaz eğleniyorum. Koskoca firmalar, dünyayı değiştiren insanlar baya küçük çocuk gibi birbirlerine kağıt topu falan atar kıvama geldiler çok acayip bir şekilde. Disney ve Fox’tan söz ediyorum elbette. Bilmeyenler için, kısa bir özet geçelim. Disney ve Fox’un arasında, uzun süredir bir husumet olduğu…
Bilmiyorum sizin hissiyatınız ne yöndeydi; ama ben şahsen Batman v. Superman: Dawn of Justice’in Comic-Con fragmanında Michael Shannon’ı görünce pek bir şaşırmış, ama üzerine çok da kafa yormamıştım. Belli ki Shannon bir güzellik yapmış, sete uğramış, bir gün kefeni giyip sedye üzerinde uzandıktan sonra terk-i diyar eylemişti. Fragmandan…
Bundan ta 11 yıl önce, zamanın büyük teknolojisi olan 256 MB RAM’li, GeForce MX440’lı makinemde oynadığım bir oyundu FlatOut. Yaş itibariyle oyunları çok derinlikli oynayacak bir kafa yapısında olmadığımdan, bana bir içimlik su gibi gelmişti. Bir araba vardı, bu araba zaten döküntüye benziyordu ve çarpışında çok güzel paralanıyordu.…
Şu fragmanı izleyene kadar 2015’in sonuyla ilgili sinematik bir beklentim yoktu. Gerçekten. Her zamanki gibi Oscar filmleri gelecek, birileri övecek, ben izleyeceğim ve duruma göre “Niye övmüşler lan?” ya da “Haa, bu yüzden övüyorlarmış demek ki” deyip geçeceğim diye düşünüyordum. Gerçekten, 2015 sonu için planlarım bu yöndeydi. Şu ana…
Ben eminim size de hayatınızın belirli dönemlerinde, belirli şeylerle ilgili oluyordur. Bir film mesela, ya da bir dizi, belki de bir oyun. Her neyse tüketmediğiniz; izlemediğiniz, oynamadığınız bir şey. Ama sizin görüşlerine saygı duyduğunuz o kadar çok kişi onu seviyordur ki; siz de bir noktadan sonra uzaktan takdir…
Benim çok acayip bir şekilde Spore adlı oyun vasıtasıyla tanıştığım bir teori vardır Dünya’da yaşamın başlangıcıyla ilgili. Bilmiyorum, o oyunu oynamış mıydınız ama; küçük bir hücreden, uzaya çıkmaya kadar bir türün gelişimini anlatan oyunda, her şey bir meteorun düşmesiyle başlardı o dünyada. Elbette bu teoriyi ilk Spore öne…
Fantastic Four’un yapımı süresinde yaşadığı problemler dillere destan oldu artık zaten, illa ki bir yerde denk gelmişsinizdir. Gelmeyenlere kısa bir hatırlatma geçelim. Josh Trank’in yönettiği filmin ilk müsveddesini Jeremy Slater yazmıştı aslen. Fakat bir noktada, Fox’un Trank ile yaşadığı problemler, filmin bütçeyi aşması ve genel olarak gidişattan memnun…
Şu hayatımda anlayamadığım bazı şeyler var. Mesela Transformers filmleri neden gişeyi her seferinde darmaduman ediyor çözemiyorum. Çizgi roman yayıncıları neden bir karakteri dahi kalıcı olarak ölü bırakmazlar idrak edemiyorum. Oyun yapımcıları yeni fikirlerden niye bu kadar korkar mantığım almıyor. Ama en çok, gerçekten en çok niye hâlâ Resident…
Bizim “geek” konseptini nasıl tanımladığımızı az çok biliyorsunuz artık. Hiçbir zaman kendimizi tanımlarken en göğsümüzü gere gere kullandığımız bu kelimeyi “çizgi roman seven, bilimkurgucu FRP’ci” gibi metaya bağlı tabirlerle anlatmadık. Bizim için geek, herhangi bir mesele için derin bir tutkuya sahip, o meseleyi araştıran, okuyan, eşeleyen; ve ondan…
