Yükle Gelsin!

Malumunuz, 7 Temmuz günü Spider-Man: Homecoming vizyona girecek. Çok karışık ve burada anlatamayacağımız kadar saçma hukuki meseleler yüzünden ekstra bir önemi var Homecoming’in; kendisi Marvel’ın kendi evinde pişirdiği ve kendi sinematik evreninde geçen ilk Spider-Man filmi olacak. Bu heyecan verici bir durum olmakla beraber bugüne kadar filmin otomatikman MCU’nun gölgesi altına girmesine de sebep…

Mitoloji geekleriyle mi irtibattayım acaba? Güzel! O halde size çok yeni bir video serimiz üzerine birkaç kelam etme isteğiyle bu yazıyı yazıyor olduğumu belirtmek isterim. Geekyapar YouTube kanalının biriciği, güzel kelebeği Aybike’nin şahsi kanalını da takip ediyorsunuzdur umarım? Zira bizim Geekyapar kanalında American Gods incelemelerimiz üzerine, kendisinin mitolojik konulara fazlaca…

Öncelikle belirtmeliyim ki, bu inceleme diğerleri kadar detaylı olmayacak zannımca. Zira bu bölüm, düşüncelerimin bir sağa bir sola devamlı olarak fırlatılarak işkence gördüğü bir bölümdü. Resmen söyleyeceğim şeyler ya bir konuda toparlanıyor ya da kendini anlatmaya yetiyor bir şekilde. Üstelik sürekli değişen düşünceler nedeniyle yerime çakılmış gibi de hissetmedim…

Bu haber, birebir yukarıda gördüğünüz başlıkla bizim mail kutumuza bir basın bülteni olarak düştü. Durum, bize iletildiği kadarıyla, şu şekilde vuku bulmuş: “Ülkemizde 8 Eylül’de vizyona girecek EMOJİ FİLMİ’nin ilk fragmanı 70. Cannes Film Festivali’nin açılışında, filmin orijinal versiyonunda baş karakter Gene’i seslendiren T.J. Miller’ın katılımıyla yayınlandı.” Şimdi,…

Hatırlıyorsunuz, bizim öve öve bitiremediğimiz Mad Max: Fury Road’ı bir o muhteşem turuncu-turkuvaz tonlarıyla izlemiş, ardından George Miller’ın “Ya aslında en iyi versiyonu siyah beyazdı da satmaz diye yapamadık” deyişiyle yerimizden sarsılmıştık. İlk başta inanılmaz gelen bu cümle, siyah beyaz versiyondan kesitler izleyince bir anda mana kazanmıştı. Siyah beyaz…

Öncelikle söyleyelim, bu haberin hiçbir tarafı yalan, şişirmece, abartı ya da parodi değil. Zaytung’dan ya da The Onion’dan almadık başlığı. Bu olay, aynen başlıkta tasvir edildiği gibi, geçtiğimiz hafta Texas’ta yaşandı. Önceki Perşembe günü internetten tanıştığı bir kadınla buluşan Brandon Vezmar, iyi bir ilk randevu olacağını düşünmüş olacak ki…

Eminim başlıkta ciddi bir abartı payı olduğunu düşünüyorsunuz, ama hayır. Bu yönetmene efsaneler efsanesi derken bile aslında azaltarak konuşuyor olabiliriz. Gelin, inanmıyorsanız özgeçmişinden birkaç satırbaşı sayalım. Bir kere baştan kayda geçilsin; adamın En İyi Yönetmen Oscar’ı var. İlk uzun metrajını 1978 yılında çekti. Büyük patlamasını ondan yedi sene sonra, Back to the Future isimli…

Geçen gün bir promosyonda The Witcher serisinin yazarı Andzrej Sapkowski hakkında “İngiltere için Tolkien, Amerika için Martin neyse, Polonya için de Sapkowski odur” gibi; ya bunun aynısı ya da buna çok benzeyen bir beyana denk geldim. Bu kısmen doğru, ama bir yandan da Sapkowski ve Witcher için epey indirgemeci bir yaklaşım. Fantastik edebiyatın liderlerini…