Öncelikle, teşekkür etmek lazım. Her zaman DC çizgiromanları ve kahramanlarını Marvel imzalı işlere göre daha çok seven benim için, Warner Bros’un DC filmleri bir sıkıntı ve bir kalp…
Dünya geek aleminden haberdar olmak istiyorsanız, Flipboard gibi bir çeşit içerik kümeleyici kullanmanızı tavsiye ederim. Atarsanız RSS feed’leri içeriye, kategorilere ayırırsınız, sonra da sabah işe giderken örneğin, bir bakışta geek…
Geri dönüyor dediysek, yanlış anlamayın, Tony Hawk’ın kendisi bizzat geri dönmüyor. Zaten bir yere de gitmemişti kendisi. Hayır, biz burada şahıstan bahsetmiyoruz. Biz burada 2000’lerin başından ortalarına kadar…
Evet, inanması güç fakat hayatımıza Rocky ve Rambo gibi ölümsüz karakterleri kazandıran Amerikalı aktör Sylvester Stallone 6 Temmuz 1946 doğumlu. Bir bakın şu tarihe. İyice bakın. Senenin İkinci Dünya Savaşı bitiminden bir yıl sonra olduğunu bir…
7 Mayıs 2018 itibariyle Game Freak’in geliştirip Nintendo’nun kendi platformlarında dağıttığı Pokémon serisinde toplam 802 Pokémon var. Sekiz yüz iki. İlk başladığımızda elimizde sadece yüz elli bir Pokémon vardı, bu Pokémonlar 001…
gkyMUSIC hayatına dur durak demeksizin devam ederken, bir yandan insandaki kıpraşma isteği de her geçen gün artıyor. Sadece kafa sallamak ya da ayak tapırdatmak yeterli değil artık. İnsan…
Yükle Gelsin!
Malumunuz, 7 Temmuz günü Spider-Man: Homecoming vizyona girecek. Çok karışık ve burada anlatamayacağımız kadar saçma hukuki meseleler yüzünden ekstra bir önemi var Homecoming’in; kendisi Marvel’ın kendi evinde pişirdiği ve kendi sinematik evreninde geçen ilk Spider-Man filmi olacak. Bu heyecan verici bir durum olmakla beraber bugüne kadar filmin otomatikman MCU’nun gölgesi altına girmesine de sebep…
Mitoloji geekleriyle mi irtibattayım acaba? Güzel! O halde size çok yeni bir video serimiz üzerine birkaç kelam etme isteğiyle bu yazıyı yazıyor olduğumu belirtmek isterim. Geekyapar YouTube kanalının biriciği, güzel kelebeği Aybike’nin şahsi kanalını da takip ediyorsunuzdur umarım? Zira bizim Geekyapar kanalında American Gods incelemelerimiz üzerine, kendisinin mitolojik konulara fazlaca…
Öncelikle belirtmeliyim ki, bu inceleme diğerleri kadar detaylı olmayacak zannımca. Zira bu bölüm, düşüncelerimin bir sağa bir sola devamlı olarak fırlatılarak işkence gördüğü bir bölümdü. Resmen söyleyeceğim şeyler ya bir konuda toparlanıyor ya da kendini anlatmaya yetiyor bir şekilde. Üstelik sürekli değişen düşünceler nedeniyle yerime çakılmış gibi de hissetmedim…
Şu dizi ve film sektörü o kadar harika bir şey ki… Özellikle yeni filmlerde, görmeye doyamadığımız birçok oyuncu sevdiğimiz rollere geliyor ya, iyice tadından yenmez bir hale geliyor! Daha bir ay evvel falan Albus Dumbledore rolü için coştuğumuz Jude Law sonrası, bir de çizgi roman evreninden gelen haberle…
Bu haber, birebir yukarıda gördüğünüz başlıkla bizim mail kutumuza bir basın bülteni olarak düştü. Durum, bize iletildiği kadarıyla, şu şekilde vuku bulmuş: “Ülkemizde 8 Eylül’de vizyona girecek EMOJİ FİLMİ’nin ilk fragmanı 70. Cannes Film Festivali’nin açılışında, filmin orijinal versiyonunda baş karakter Gene’i seslendiren T.J. Miller’ın katılımıyla yayınlandı.” Şimdi,…
Hatırlıyorsunuz, bizim öve öve bitiremediğimiz Mad Max: Fury Road’ı bir o muhteşem turuncu-turkuvaz tonlarıyla izlemiş, ardından George Miller’ın “Ya aslında en iyi versiyonu siyah beyazdı da satmaz diye yapamadık” deyişiyle yerimizden sarsılmıştık. İlk başta inanılmaz gelen bu cümle, siyah beyaz versiyondan kesitler izleyince bir anda mana kazanmıştı. Siyah beyaz…
Öncelikle söyleyelim, bu haberin hiçbir tarafı yalan, şişirmece, abartı ya da parodi değil. Zaytung’dan ya da The Onion’dan almadık başlığı. Bu olay, aynen başlıkta tasvir edildiği gibi, geçtiğimiz hafta Texas’ta yaşandı. Önceki Perşembe günü internetten tanıştığı bir kadınla buluşan Brandon Vezmar, iyi bir ilk randevu olacağını düşünmüş olacak ki…
Star Trek: Discovery’nin bugüne yolculuğu kolay olmadı. Her şeyden önce, Abrams’ın 2009’da Star Trek evrenini ana akıma taşımasından dahi önce Star Trek’i doğduğu yere, televizyon ekranlarına taşımak için projeler yapılıyor ama bir türlü nihayete eremiyordu. Film geldi, popülerlik diz boyu oldu, yine uygun bir proje bulunamadı. En sonunda…
Eminim başlıkta ciddi bir abartı payı olduğunu düşünüyorsunuz, ama hayır. Bu yönetmene efsaneler efsanesi derken bile aslında azaltarak konuşuyor olabiliriz. Gelin, inanmıyorsanız özgeçmişinden birkaç satırbaşı sayalım. Bir kere baştan kayda geçilsin; adamın En İyi Yönetmen Oscar’ı var. İlk uzun metrajını 1978 yılında çekti. Büyük patlamasını ondan yedi sene sonra, Back to the Future isimli…
Geçen gün bir promosyonda The Witcher serisinin yazarı Andzrej Sapkowski hakkında “İngiltere için Tolkien, Amerika için Martin neyse, Polonya için de Sapkowski odur” gibi; ya bunun aynısı ya da buna çok benzeyen bir beyana denk geldim. Bu kısmen doğru, ama bir yandan da Sapkowski ve Witcher için epey indirgemeci bir yaklaşım. Fantastik edebiyatın liderlerini…
