Yükle Gelsin!

Daha önce pek çok kez söyledim, ama bir daha altını çizmekte fayda var. J. K. Rowling’in Harry Potter mitolojisine olan post-müdahil yapısından dev rahatsızım. Çünkü bunlar genelde kaliteli müdaheleler olmuyorlar. Ekseriyetle, kitaplar yayınlanırken gösterme cesaretinde bulunmadığı duyarı şimdi uydurmak –“Ben Hermione beyaz mı dedim?” ya da “Dumbledore gay’di,…

Bakın, şu dakikaya kadar Deadpool ile çekincesi olan biri var mı bilmiyorum, varsa da ben görmedim. Ama eminim, bir yerlerde filmle ilgili kaygıları olan kaldıysa, o kaygıların arasında “film yeterince ayıp olmayacak mı acaba?” yoktur. Olamaz yani. Film Amerika’da 17 yaş altına, İngiltere’de 15 yaş altına gösterilmiyor; Çin’de komple yasaklandı. İki “sert” fragmanında da zaten kan…

Hayatta bazı cümlelerin objektif olduğuna inanıyorum. Gerçekten. Bazı şeyler çok ortada, kabul, ama bence bazı cümleleri de budayıp şekillendirerek, baya doğanın kanunu hâline sokmak mümkün. İşte o cümlelerden birinin de, Ubisoft’un 2007’den beri yayınladığı Assassin’s Creed serisiyle ilgili olduğunu düşünüyorum. Hazır mısınız? Geliyor: Assassin’s Creed serisi, Rönesans İtalya’sında geçtiği günlerinden sonra…

YouTube dünyalarının en çiçek dizi muhabbet programı Geek Muhabbeti, Arrow’un dördüncü sezon, on birinci bölümünü aldı karşısına; “bak beyim” dedi, “sana iki çift lafım var” diye başladı. Sonrasında Arrow’un yapımcıları, üzüle üzüle kendilerini derbeder etmişler anlaşılan, yazık üzgün üzgün kaldılar. Üzülmeyin ya üzülmeyin, işte gömmek mömmek için de olsa…

Bana şu dünyada en acayip gelen şeyler listesinin yukarılarında bir yerlerinde Google’ın uç teknolojilere yaptığı yatırım duruyor. Biz çoğunun haberini bile almıyoruz, çünkü çok büyük bir ağırlığı hiçbir zaman kapının dışına çıkmıyor; ama Google devamlı AdSense, Android ve YouTube’dan kazandığı parayı çok acayip, akıl almaz deneysel şeylere harcıyor.…

Bazen, bizim bir meselenin dibine inme konusunda belirgin bir eğilim gösteren insanlar olarak kendi çapımızda bir köpük içinde yaşadığımızı fark ediyorum. Bunları da kendi hâlimde idrak ediyor değilim bu arada, genelde bir araştırma, ya da çok acayip bir rastlantı sonucu çarpılıyor gerçekler yüzüme. Mesela biz Transformers serisinin kötü…

Dünya çizgi romanında dört baskın ekol olduğuna dair yazıp çizmiştik evvelden: Amerika, Franko-Belçika, İtalya ve Japonya. Bu dört ekol, birbirinden olabildiğine bağımsız ve elbette, kendisine has kültürel belirteçleri ve ikonları olduğu gibi kendilerine has gelenekleri, organizasyonları ve ödülleri de var. Ve aynı Fransız sinemasının Amerikan sinemasından ayrılışını sembolize…

Sinema tarihi baştan aşağıya unutulmaz psikopat karakterlerle dolu. Neticede gümüş ekran bize çarpıcı, gerçek hayattan bir tık büyük karakterler sunan bir platform olduğundan; buna yönelmeleri gayet doğal. Aşık bir insan çizdiklerinde de, efendi efendi sevgisini yaşayan bir mazlum koymuyorlar sonuçta önümüze; aşkı için çıldıran, anasını babasını karşısına alan,…

Azılı bir Pokemon hayranı olarak, bugüne kadar gönlümde özel bir yer etmiş şu oyun serisinin binbir farklı şekil aldığına şahit oldum. Yeri geldi fotoğrafçılık yapıldı, yeri geldi zindanlarda at koşturuldu, yeri geldi puzzle çözüldü, yeri geldi Nobunaga ile birlikte taktiksel RYO oynandı. Bunların pek çoğunu da çabuk kabullendim, sevdim ben. Ve açıkçası, son verdiğim…