Daha önce de söyledik, tekrarlamakta da fayda var. Süper kahraman filmleri şu sıralar herhangi bir oyuncu için büyük bir nimet. Bu yüzden çok farklı profilde insanları çektiğini görebiliyoruz…
Breaking Bad kainatın en iyi dizisidir. Biliyorum, kainatın tüm dizilerini izlememiş bir insan olarak fazlaca iddialıyım. Ama gelin görün ki izledikten sonra başka hiçbir şey düşünmeme imkan vermedi…
Farkında mısınız bilmiyorum, ancak an itibariyle video oyun sektörünün en büyük problemlerinden bir tanesi oyunların satış modeli. Bu küçük oyunların ve onları yapanların yaşadığı bir problem değil, indie…
Yıl 2001. Seksenlerin ikinci yarısı ve doksanların başında doğmuş olan oyuncuların “oyun kültürü” denen olaya yeni yeni ısındığı dönem. Bilgisayarlar evlere çoktan girmiş ama Pentium IV işlemcilere sahip…
3 Mart günü raflardaki yerini alan ve bizim da ağzımızı yüzümüzü sulandırarak bir adet edindiğimiz Nintendo Switch, önümüzdeki hafta itibariyle üç aylık ömrünü dolduracak. Üç ay, bir konsol için…
Yükle Gelsin!
Malumunuz, Marvel şu an kıtlıktan çıkmışçasına yeni Spider-Man’ini arıyor sağda solda. Kevin Feige başkan çıkıp, “bizim Spider’ımız Peter Parker olacak, ergen olacak, temiz yüzlü komik bir çocuk arıyoruz” dediğinden beri, bu tanıma uyan herkes gidip bir seçmeye girdi resmen. En sonunda adaylar yavaş yavaş belirlenmeye başlamış gibi gözüküyordu,…
Türkiye saati ile 21:00’de, sadece güneş enerjisi ile uçan uçak Solar Impulse, Dünya Turu yolunda en büyük uçuşa başlayacak! Geekyapmış, hem de bu sefer bütün insanlık tarihi adına yapmış! Mart ayında size Solar Impulse projesinden bahsetmiştik, bu proje, sadece güneş enerjisi ile dünya etrafında tur atmayı kafaya koymuş…
Independence Day hakkında ne söylerseniz söyleyin, bu çok eğlenceli bir film olduğu gerçeğini değiştirmez. Geçtiğimiz gün televizyonda denk geldim yine ve bütün sahneleri ezbere bilmeme rağmen hala aynı keyifle izleyebildiğimi fark ettim. Evet en baba filmleri, dizileri çok basit hatalarından dolayı yerden yere vuran adamların böylesi büyük mantık…
Yani daha geçen sene şu zamanlarda “oyun dünyasında bir anda yükselip sonra kaybolan trendler” diye bir yazı yazdım. Bu yazıda plastik gitarlı müzik oyunları da vardı haliyle. Çünkü kaybolmuşlardı yani. Yoklardı yahu işte. Piyasayı domine eden iki marka, Guitar Hero ve Rock Band, bir anda ağız birliği edip…
Tron serisi, görselliğiyle, zamanında çığır açan efektleriyle ve bir takım sembolleriyle delicesine ikonik bir seri. Hatta o meşhur motorsikletleri gözü kapalı çizebilecek olan o kadar fazla kişi vardır ki, dışarıdan bakıp tanık olsanız, “vay arkadaş, herhalde seksen sene içerisinde altmış filmi geldi bunun!” dersiniz. Halbuki durum öyle değil.…
Çizgi romanları günce olarak takipe diyorsanız, illa ki etrafınızdaki eşin dostun hunharca övdüğü, internetlerde eleştirmenlerin üzerine çiçek fırlattığı, Eisner’dan üç çizgi roman dükkanı sahibinin bir araya gelip verdikleri küçük kasaba ödüllerine kadar her şeyde en az bir aday gösterilen bazı işleri kafanızın bir kenarına not edersiniz, “ileride okunacak”…
Ay sonu gelip de, kredi kartımdaki limitin yerinde sivrisinekler uçmaya başladığında en büyük korkum baş göstermeye başlıyor. Ya o son hafta sonunda, o son üç günde bir ara bir Flash Sale olursa Steam’de? Ya Humble Bundle reddedemeyeceğim bir teklifle gelirse? Ya Origin’de Dragon Age: Inquisition’ı bir dolardan satarlarsa…
2008’den beri Mayıs sonunda düzenlenen Google’ın yazılım geliştirici odaklı konferansı Google I/O’nun 2015 ayağını kapattık geçtiğimiz gün. Bu tip konferansları hemen hemen her sektörde, her türlü yazılım şirketi bir şekilde düzenlerler. Çok inovatif bir şey illa ki çıkar içinden, illa ki de haber olur ilgili yerlere. Ama işin…
League of Legends turnuva ve maç yorumlarımıza, Avrupa LCS yaz ligiyle devam ediyoruz! 1. Unicorns of Love – Fnatic Avrupa LCS Yaz Ligi karşılaşmalarında ilk maç Unicorns of Love ve Fnatic arasındaydı. Yaz Ligi’nin başlamasıyla Rekkles’ın Fnatic’e geri dönüş haberini almıştık. Birbirleriyle uyum içerisinde olan Yellowstar ve…
Amerika’yla ilgili kültürel olarak anlamanız gereken bir şey var. Bütün bu gördüğünüz politik doğruculuk çağrıları, kurulan sivil inisiyatifler, örgütlenmeler ve bunun sonucunda gelen yaptırımlar temelde Amerika’nın “sen yap” ilkesi üzerine inşa ediliyor. Amerika’lıların devletle ilişkisi, bizimki gibi değil. Yanlış olan bir şeyi devletin değiştirmesini beklemiyorlar, bunu talep etmiyorlar,…
