Yükle Gelsin!

Oscar ödüllerini seviyorsanız, illa ki etrafındaki tahmin oyunlarını seviyorsunuzdur. En büyük çekim noktası odur yani. Fısıltıları toparlamayı seviyorsunuzdur, lobilere kulak kabartmayı seviyorsunuzdur, trend takibinden hoşlanıyorsunuzdur. Yoksa gerçekten, kimse oturup dünya üzerinde adını hiçbir insanın bilmediği Alman bir kısa film yönetmenin gururla annesini teşekkür etmesini izlemek için Ekim ayından…

Belki denk gelmişsinizdir, Harvard Business Review’da geçtiğimiz aylarda Steve Blank imzalı muhteşem bir makale yayınlanmıştı. Makale, esasında ticarette neden vizyoner liderlerin arkalarında vizyoner halefler bırakamadığı üzerine eğiliyor; bunu da iki örnek üzerinden yapıyordu: Bill Gates’in görevi teslim ettiği Steve Ballmer ve Steve Jobs’ın görevi teslim ettiği Tim Cook.…

Atari salonları video oyun dünyasının en büyük hükümdarıyken, hepimizin birbirine sorduğu bazı sorular vardı. Oyunların hemen hemen hepsi birilerinin birini dövmesi üzerine olduğu; yurtdışında birisinin birisini dövmesi üzerine olmayan oyunlar da nedense memlekete girizgah yapmadığı için genelde oynanan oyunlar vurdulu kırdılıydı; hepsi de aklımıza aynı soruyu getiriyordu. Hagar mı…

Bazı şeyler ilk karşınıza çıktığı an, etrafındaki etkilerinin büyüklükleri ve etkiledikleri kişilerin hüviyetleri sebebiyle kıymetini bilemezsiniz bazen. Hiç başınıza geldi mi? Bu farklı şekillerde gösterebilir kendini. Bir şeyi çok popüler olduğu için sevmemek gibi mesela. Seven kişilere bakıp aynı grupta olmak istememek gibi mesela. Veyahut da, çok basit bir şekilde, tek seslilikten…