Yükle Gelsin!

Woddy Allen, hiç şüphesiz sinemaya her başarılı yönetmenin yaptığı gibi kendi imzasını atabilmiş, sıklıkla ikili ilişkilerin ve dramaların işlendiği, iç ısıtan jazz müziklerle dolu nostaljik ve sarkastik filmleriyle seyircilere kendi tarzıyla ve yorumuyla farklı bir deneyim sunabilmişti. Annie Hall, Paris’te Gece Yarısı, Match Point ve Blue Jasmine gibi…

Düzenlenmeye başladığı günden beri hemen hemen her Gaming İstanbul etkinliğine katılmaya çalışıyorum. Türkiye’de az gerçekleşen, gerçekleşse bile bir parçası olmaktan utanmayacağız nadir oyun etkinliklerinden biri olan GİST, bir yıllık bir pandemi arasından sonra nihayet yeniden organize edildi. Her ne kadar evde oturup oyun oynama fikri aklıma çelmeye çalışsa…

House of the Dragon müstehcenliği ölçütünce ortalığı birbirine katan dördüncü bölümü ile yine hepimizi ekranların başına toplayadursun, dizi ilerledikçe kitap ile arasındaki farklar da daha fazla belirginleşiyor. Bunun en büyük sebeplerinden biri, bu sayfalarda da daha önce dile getirdiğimiz üzere diziye kaynaklık eden Ateş ve Kan’ın serim, düğüm,…

DC’nin en karizmatik karakterlerinden Constantine’in live-action serüveni için en basitinden bahtsız diyebiliriz. Yıllar önce başrolünde Keanu Reeves’in olduğu ama çizgi romanlara çok da sıkı bağlı olmayan film fena değildi. Sonrasında ise Matt Lawrence’ın televizyonda canlandırdığı karakterimiz kendi serisine sahip olmuştu ama bu olay kısa sürdü ve dizi iptal…

Bu yüzyılda artık Tutunamayanlar konuşmakta bir abes görebilirsiniz. Doğrusu çok fazla karşı da çıkmam: Calvino’nun da dediği gibi bu kitap muhtemelen ilk kez okunacak kitap değil, hep yeniden okunacak kitaptır. Klasikleri okusak bile Tutunamayanlar’ı okumayız. O kadar bayağılaşmış, sıradanlaşmış, bir klasikten öte bir kitaptır artık: popüler kültürün en…