Anlamlı Bir Politik Mesaj Vermek

Hunger Games Mockingjay 3

Şimdi eğer sembolizmin önceki iki filmde zayıf olduğu konusunda mutabıksak; bir şeyi daha aradan çıkartmamız gerekiyor: Hunger Games’in mesajı önceki filmlerde bana saçma sapan bir şeymiş gibi geliyordu. Yani nedir, çok mu televizyon izlediğimizi ima etmek istiyorlardı? Çok mu televizyona kıymet veriyoruz diyordu? Kitle iletişim araçlarına çok mu hipnotik derecede bağlanıyorduk? Bunu bir filmle mi söylüyorlardı gerçekten?

Ama ne zamanki Katniss isyancıların üssüne geçti ve onların çalışma biçimlerini gözlemleme imkânı bulduk; işte o an gerçekten anlamlı bir hâle büründü Hunger Games serisinin mesajı. Mockingjay metaforu birden çok ciddi bir yere oturdu ve dürüst olmak gerekirse, tüm Hunger Games serisi çok da dile getirilmeyen bir şeyi söyleme şerefine erişti. Bir anda sadece oğlunun ekrana çok bakmasından muzdarip bir anne olmaktan çıkıp, liderlerin politik kıymetleriyle değil, etraflarında oluşturdukları kişilik kültleriyle güç kazandıklarına ilişkin konuşmaya başladı. Bu çok güçlü bir söylemdi ve tüm seriyi de retroaktif olarak güçlendiriyordu.

 

Hikayeye Odaklanmak

Hunger Games Mockingjay 4

Son büyük başarısı da bu oldu Hunger Games: Mockingjay Pt. 1’in. Daha önce de söyledim; ilk iki filmde çok da anlamlandıramadığım; kafamda oturaklı bir yere yerleştiremediğim bir “hmm, üzgün kaslıyı mı seçsem yoksa duygusal boduru mu; aman Allah’ım onu seviyorum ama ona da boş değilim” alt konusu vardı. Açık konuşayım, bu filmde de var. Özellikle bir isyan döner ve bir dünyanın kaderi belirlenirken “peki ya Peeta” diye hönküren bir Katniss’e sempati duymak hâlâ pek mümkün değil.

Bu anladığım kadarıyla filmin hitap ettiği Twilight kitlesini ellerinde tutmak için yerleştirdikleri bir şey; ama neyse ki filmin ana odak noktası değil. Bundan çok uzak hatta. Film karakterleri itinayla halının altına süpürmüş. Artık daha önemli şeyler var ve çoğunu yukarıda saydım. Panem, Katniss’ten daha ön planda. Semboller, Peeta vs. Gale’den daha ön planda. Ve filmin anlatmaya çalıştığı mesaj kesinlikle bu karakterlerin iç motivasyonlarından ön sıralarda. Artık en yukarıda akan şey, filmin hikayesi. Ve bu da, Mockingjay Part 1’i iyi yapan şeylerden biri.

 

Velhasıl kelam; ben pek sevdim bu sefer Hunger Games serisini. Catching Fire’dan sonra hâlâ şüphelerim vardı; ama pek yok. Francis Lawrence’ın seriyle yaptıklarına dair güvenim tam. Son filmi de onun çekmiş olması içimi rahatlatıyor. Sanıyorum, arkadaşlar; bu sefer cidden pılı pırtıyı toplayıp, ilk gün sinemada izleyeceğim filmi. Hunger Games: Mockingjay Part 2 bu sene, 20 Kasım’da vizyona girecek. O gün için sözleşelim mi? Siz ne diyorsunuz seriyle ilgili?

1 2
Yazar

Geekyapar'ın yazı işleri şövalyesi. Uluslararası İlişkiler okudu, okula girmeden önce yaptığı işi yapıyor. Küçükken "Büyüyünce ne olmak istiyorsun?" diyenlere yazar diyordu. Tüm internette bulmak için: @acyberexile.

6 Yorum

  1. SPOILER

    işin ilginç yanı şu ki diğer filmleri sevenler bunu pek sevmedi. kendi adıma ikinci filmi daha çok sevdiğimi itiraf etmem gerek (aksiyon olarak biraz geri kaldı sanki), ama şu da bir gerçek ki dünyayı gerçekten de resmî olarak tanıttılar. hatta, bu son filmi sevmememe yol açan şey aslında orada insanlar ölmüşken milletin Katniss’in ağzından laf almaya çalıştığı sahnelerin verdiği rahatsızlık olabilir, ve aslında rahatsız hissetmemiz gerektiğine göre evet, bu film başarılı.

  2. Susanne ablanın kitaplarda yaptığı şeyi, filmler de yapıyor aslında. serinin ilk iki kitabını alın bir yere koyun, Mockingjay’i ayrı bir yere koyun. ilk iki kitap, Mockingjay’deki devrime insanları hazırlamaktan başka bir işe yaramıyor. tüm seriye hakim olan “devrim ateşi” konseptini ilk iki kitap kıvılcım çaka çaka yürütüyor ve seri birden bire alevleniyor son kitapta. hatta okurken “n’oluyo lan?!” olduğumu hatırlıyorum. filmler de aynı hesaptan ilerliyor aslında. bile isteye yapılan şeyler diye düşünüyorum. ilk filmler aşk meşk bilerek çoğaltılmış işler gibi geldi mesela bana. çok küçük kıvılcımlar vardı serinin sonuna hazırlık için. seriyi okumayıp, filmi izleyen tanıdıklarıma zorla filmi izletmiştim, “bakın o oyunlar öyle değil” diyerek. ki evet o işler öyle değildi gerçekten.

    ayrıca son kitabın iki parçaya bölünmüş olması bu film için zarardan çok yarar sağladı diye düşünüyorum. çünkü ilk iki filmde işin devrime hazırlık kısmı bilerek ya da bilmeyerek atlanmıştı. bu fimi ikiye bölerek o atlanılan devrim kıvılcımları geniş geniş insanlara verilebilir. filmlerin seyircisi henüz bir devrime hazır değil çünkü.

  3. yazıya katılıyorum gerçekten yararlı buldum

    Pek çok okurun/hayranın yakalayamadığını düşündüğüm noktalara da değinilmiş

  4. Abdulkerim Eser Cevap ver

    Sinema sitelerinde yerden yere vurmuşlardı bu filmi. O yüzden izlememiştim. Şimdi 2. bölümden önce bi göz atarım :d

Bir Yorum Yazmak İster Misin?

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.