Dark Souls evreninde, ejderhaların ayrı bir yeri var. Ejderhalar, ihtiraslara sahip olmadıkları için, “sonsuz” varlıklar olarak anlatılırlar.

İnsanlar, zamanla hafızalarını ve amaçlarını kaybettikleri için, güç ve özgürlük gibi konseptleri sürekli olarak ihtiraslı bir şekilde “isterler.” Bu sebeple undead lanetine yakalanırlar. Ejderhalar ise ihtiraslara sahip değillerdir, çünkü onlar zaten “özgür” varlıklardır, bunu istemelerine gerek yoktur.

Bu konsept her ne kadar buram buram Ursula K. Le Guin diye bağırsa da, ben her zaman bunu çok güzel bir sembolizm olarak bulmaya devam edeceğim sanırım.

tumblr_mw25jv2yHX1snbdcwo1_r1_1280İnsanlar, en değerli şeyleri olan anılarını unutmaya mahkumdurlar. Bunları unutmamak, korumak ve kendimizi hayatın boşluğuna karşı savunmasız hissetmemek için güç ve özgürlük gibi zaten sahip olduğumuz şeyleri istemekle geçer yaşamımız. Dark Souls serisinde bu durum, Undead laneti olarak anılıyor. Undead laneti, kişinin zamanla anılarını ve amaçlarını unutup delirip, bomboş, ölümsüz bir beden haline gelmesi anlamına geliyor.

Aslında bu açıdan baktığımız zaman, dünyanın yarısından fazlası Undead lanetinin etkisi altında fakat bu başka bir yazının konusu sanırım.

Neyse, ne diyordum. Aldia, bu lanetin önüne geçmek için insan ruhları ve ejderha ruhlarını birleştirip, çeşitli “kırmalar” yapmaya başlıyor. İlk Dark Souls’da Anor Londo’da Ariamis isimli bir tablonun dünyasına girebiliyordunuz. Burada Crossbreed Priscilla isimli yarı ejder, yarı insan bir karakterle tanışıyordunuz. Priscilla, Seath’in yaratımlarından birisiydi. Seath’te aynı şekilde undead lanetine karşı çözümü ejderha ve insan ruhlarının bir araya getirilmesinde bulmuştu.

Aldia’nın ev yaptığı Brightcove, büyük ihtimalle Seath’in arşivlerinin bulunduğu yerdi. (Zaten kristal madeninden bunu açık ve net bir şekilde anlıyoruz) Ve Aldia yine büyük ihtimalle Seath’in araştırmalarını bir şekilde ele geçirmişti.

Peki Aldia’nın oyun planı neydi? İşte burada Emerald Herald’a bağlanıyoruz. Evet, Emerald Herald bir insan-ejderha kırması. Aynı Crossbreed Priscilla gibi o da bir “üretim hatası”.

Emerald Herald, yani Shanalotte, undead lanetine ne yazık ki çözüm olamamış bir deney. Çünkü içinde ejder ruhu taşımasına rağmen, hala bir şeyleri “istemekten” vazgeçemiyor.

Dragon Aerie’de kendisinden aldığımız kuş tüyünün açıklamasında yazandan bunu anlıyoruz:

“Dünyadan vazgeçmiş ejderin çocuğu, sadece bir kuş tüyünden, sınırsız olasılıklarla dolu bir dünya hayal etti.”

Ve işin en ilginç yanı, Aldia ile oyunda karşılaşıyoruz. Dragon Aerie’de karşılaştığımız “Ancient Dragon” aslında Aldia’nın ta kendisi. Yani bir şekilde, sadece kendini kurtarmayı başarmış.

Peki bütün bunlar ne anlama geliyor? Dark Souls II’de, hikayesel olarak ne başardık? Nashandra’yı “bir kez daha” öldürmek neyi çözdü? Shanalotte neden bizim “Kralı bulmamız” konusunda bu kadar ısrarcıydı?

Ya da daha doğrusu, neyi değiştirebilirdik? Başından beri, bir seçimimiz var mıydı?

1 2 3 4 5 6
Yazar

14 Yaşından beri oyunlarla ilgili yazıyor, Trgamer, Oyungezer, Merlin'in Kazanı ve daha pek çok platformda yazdı. Arada dizi yazar, şu anda bir kitap yazıyor, insanlık onurunun depresif müziği yeneceği günü bekliyor.

3 Yorum

  1. 10 numara yazı yazmışsın okudukça okuyasım geldi. Bu tarz Dark Souls gibi gizem, döngü tarzı içeren şeyleri severim. Gerçekten eline sağlık.

Bir Yorum Yazmak İster Misin?

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.