Yükle Gelsin!

Marvel Cinematic Universe, şimdiye kadar yirmi dört film sundu bize. Bunların arasında beğendiklerimiz oldu, beğenmediklerimiz oldu, bayıldıklarımız oldu. Bana kalırsa bu haliyle MCU’yu; birbirinden farklı lezzetlerle dolu, dev bir açık büfeye benzetmemiz yanlış olmaz. Belki tüm içerikleri herkese hitap etmiyor fakat herkese hitap edecek bir içeriği mutlaka içerisinde…

Star Wars’ın, şimdiye kadar yaratılan kurgusal evrenler arasında, yeni hikâyeler yaratmak için en uygun evren olduğunu her fırsatta söyledik. Söylemeye de devam edeceğiz. George Lucas’ın yarattığı evren, içerisinde o kadar büyük bir potansiyel barındırıyor ki; herkes küçük bir köşesinde kendi hikâyesini anlatabilir ve birbirinden bağımsız, binlerce güzel öykü…

Bundan daha birkaç yıl önce, biz Geekmuhit’te kendi halimizde konuşurken sitemizin güzide yazarlarından biri, hoşuna giden bu konuşmaları düzenleyip Geekyapar’a yazı çıkartırdı. Biz de kendi aramızda yaptığımız bu muhabbetin, Geekyapar’da paylaşıldığını görünce mutlu olurduk. Şimdi Geekmuhit yok belki ama sosyal medyamız ne güne duruyor, öyle değil mi? Biz…

Siteye ilk girişiniz değilse, The Witcher markasını ne kadar sevdiğimi de, 2019’da Netflix uyarlaması çıkmadan önce milyon tane hype treni yazısı yazdığımı da biliyorsunuzdur. Salgın sebebiyle çıkışı birazcık uzayan The Witcher dizisinin ikinci sezonundan önce de yine hype treni yazılarıma devam etmek, birinci sezonda olmayıp ikinci sezonda merhaba…

Bağımsız oyunlar hakkında düşünceniz nedir bilmiyorum ama ben üzerine emek verildiği belli olan ve insanların etinden tırnağından arttırarak bir şeyler ortaya koyduğu eserlere ekstra bir sempati duyuyorum genelde. Ayrıca başlarında onlara emirler yağdırıp fikirlerini köreltmeyen patronlar da olmadığı için güzel şeyler görebiliyoruz. Siz deyin Hades, ben diyeyim Limbo,…

Uyarlamalar biraz lanetli şeyler, bence nefret edeceğimizi bildiklerimizi bile çılgın bir heyecanla bekliyoruz. Bazen gerçekten hoşa gidecek şeyler çıkıyorlar, burası doğru ancak karşısına geçilen ilk an genellikle dehşetli bir önyargı dolu. Sırf nasıl rezil edildiğini görmek, en sevdiğimiz ayrıntıların nasıl dudak büktüğümüz özelliklere dönüştürülebildiğini izlemek için bile inanılmaz…

Marvel’ın dördüncü fazı başladığından beri en çok merak ettiğim yapımlardan biri olan What If…? sonunda geldi çattı. Çünkü hem animasyon olması hem de adı üstünde, peki ya öyle olursa diye daha önce pek düşünmediğimiz senaryoları ve olasılıkları izleyebilecek olmak; beni fazlasıyla heyecanlandırıyordu. Farklı evrenler izlemek, belki WandaVision’da belki…