Popüler kültür haberlerini çok yakından takip etmeyip, arada sırada gelişmelere bakan biri iseniz başlık kafanızı biraz karıştırmış olabilir. Üç ayrı noktadan sizi bir güncele…
Son zamanlarda size Marvel’dan çok fazla haber getiremiyoruz. Getirsek bile bunlar ne yazık ki üzücü haberler oluyor. Özellikle End Game’in ardından sinematik evrenini daha…
2019 yılı, genel anlamda oyun sektörü için geçmiş yıllara kıyasla daha az içerik gördüğümüz bir yıl oldu. Hatta yılın ilk yarısında birkaç oyun dışında pek bir hareketlilik olmadı…
Coğrafya kaderdir. Ama başka ne kaderdir biliyor musunuz? Zamanınız. Doğduğunuz tarih sizin bütün bir yaşamınızı, neyi seveceğinizi, neyi sevmeyeceğinizi, hangi olaya ne tepki vereceğinizi öyle otoriter biçimde belirliyor…
Şu ana kadar sembolizm de sembolizm diye tutturdum, biliyorum, sizi hep eski zamanlara sürükledim. Mitlerden, yaratılıştan bahsettim. Sonra biraz daha ilerledik, Otomatik Portakal ile günümüze yaklaştık. Bu yazıyla…
Pek sevgili yönetmenimiz Christopher Nolan, yakın zamanda Warner Bros’a sinirlenip bu stüdyo ile nispeten gürültülü bir ayrılık yaşamış, sonra da işlerine Universal Studios ile devam edeceğini açıklamıştı. Yönetmenin…
Daha What IF? projesi ilk duyurulduğu andan itibaren bunun iyi bir fikir olduğunu biliyordum. Hatta şimdiye kadar en çok seveceğim Marvel projelerinden biri olacağından da emindim. Bu tahminlerimde…
Daha geçtiğimiz gün Call of Duty: Black Ops IIII duyurulmuşken, bu ne heves, hız, azim ve istikrar diye düşünebilirsiniz; ancak burada Call of Duty serisinden bahsettiğimizi kimse unutmasın. Call of…
Hugh Jackman’ı son kez Wolverine olarak izleyeceğimiz Logan filmine şunun şurasında bir-bir buçuk ay kaldı. E zaman yaklaştıkça heyecan bir artıyor ki, sormayın gitsin. Son günler genelde daha…
Hop, 90’lar nesli, n’abersiniz? Umuyorum ki gününüz güzel geçiyordur ama geçmiyorsa bile üzülmeyin, çünkü moralinizi düzeltecek çok güzel bir şey var elimde. Çocukluk veya gençlik yıllarınızdan kopup bu…
Geekyapar bünyesinde yazmış olduğum ilk dosya konularımdan biri “korku filmleri” idi ve ben de bu türe en uzak insanlardan biri olarak konuyu ne yapıp ne edip kendi alanıma…
Biz geekler için kutsal sayılabilecek eserler vardır; Star Trek, Star Wars veya Yüzüklerin Efendisi gibi. Bunlara dair çıkan her ögeyi tüketmemizin yanı sıra büyük de bir değer veririz. Kitaplıklarımızın en yüksek ve…
Yükle Gelsin!
Her seferinde kendimi sakinleştirip, “Zaman Çarkı dizisine daha fazla heyecanlanmayacağım” diyorum fakat diziden gelen en küçük bir habere deliler gibi coşup, yazının başında buluyorum kendimi. Dostlarım galiba benim gözüme perde indi ve ben diziden gelen herhangi bir şeye kötü diyemiyorum. Her şey beklediğim gibi gitmez ve Wheel of…
Marvel Cinematic Universe, şimdiye kadar yirmi dört film sundu bize. Bunların arasında beğendiklerimiz oldu, beğenmediklerimiz oldu, bayıldıklarımız oldu. Bana kalırsa bu haliyle MCU’yu; birbirinden farklı lezzetlerle dolu, dev bir açık büfeye benzetmemiz yanlış olmaz. Belki tüm içerikleri herkese hitap etmiyor fakat herkese hitap edecek bir içeriği mutlaka içerisinde…
Star Wars’ın, şimdiye kadar yaratılan kurgusal evrenler arasında, yeni hikâyeler yaratmak için en uygun evren olduğunu her fırsatta söyledik. Söylemeye de devam edeceğiz. George Lucas’ın yarattığı evren, içerisinde o kadar büyük bir potansiyel barındırıyor ki; herkes küçük bir köşesinde kendi hikâyesini anlatabilir ve birbirinden bağımsız, binlerce güzel öykü…
Bundan daha birkaç yıl önce, biz Geekmuhit’te kendi halimizde konuşurken sitemizin güzide yazarlarından biri, hoşuna giden bu konuşmaları düzenleyip Geekyapar’a yazı çıkartırdı. Biz de kendi aramızda yaptığımız bu muhabbetin, Geekyapar’da paylaşıldığını görünce mutlu olurduk. Şimdi Geekmuhit yok belki ama sosyal medyamız ne güne duruyor, öyle değil mi? Biz…
Siteye ilk girişiniz değilse, The Witcher markasını ne kadar sevdiğimi de, 2019’da Netflix uyarlaması çıkmadan önce milyon tane hype treni yazısı yazdığımı da biliyorsunuzdur. Salgın sebebiyle çıkışı birazcık uzayan The Witcher dizisinin ikinci sezonundan önce de yine hype treni yazılarıma devam etmek, birinci sezonda olmayıp ikinci sezonda merhaba…
Bağımsız oyunlar hakkında düşünceniz nedir bilmiyorum ama ben üzerine emek verildiği belli olan ve insanların etinden tırnağından arttırarak bir şeyler ortaya koyduğu eserlere ekstra bir sempati duyuyorum genelde. Ayrıca başlarında onlara emirler yağdırıp fikirlerini köreltmeyen patronlar da olmadığı için güzel şeyler görebiliyoruz. Siz deyin Hades, ben diyeyim Limbo,…
Bazı markalar o kadar popülerdir ve göz önündedir ki; o markanın içinde bulunduğu medya ile, ortam ile hiçbir alakası olmayan insanlar bile mutlaka bir şekilde adını duymuştur. İç çamaşırları ile alakası olmayana Victoria’s Secret tanıdık gelir, futbolla alakası olmayana Barcelona, oyunlarla alakası olmayana ise Grand Theft Auto ya…
Uyarlamalar biraz lanetli şeyler, bence nefret edeceğimizi bildiklerimizi bile çılgın bir heyecanla bekliyoruz. Bazen gerçekten hoşa gidecek şeyler çıkıyorlar, burası doğru ancak karşısına geçilen ilk an genellikle dehşetli bir önyargı dolu. Sırf nasıl rezil edildiğini görmek, en sevdiğimiz ayrıntıların nasıl dudak büktüğümüz özelliklere dönüştürülebildiğini izlemek için bile inanılmaz…
Marvel’ın dördüncü fazı başladığından beri en çok merak ettiğim yapımlardan biri olan What If…? sonunda geldi çattı. Çünkü hem animasyon olması hem de adı üstünde, peki ya öyle olursa diye daha önce pek düşünmediğimiz senaryoları ve olasılıkları izleyebilecek olmak; beni fazlasıyla heyecanlandırıyordu. Farklı evrenler izlemek, belki WandaVision’da belki…
The Green Knight filmi, benim bu yıl en çok beklediğim filmdi. İki sene önce açıklanan ama sonra şu malum virüs yüzünden ertelene ertelene anca şimdi izleme fırsatı bulabildiğimiz bu film için beklentilerim oldukça yüksekti açıkçası. Diğer bütün eserlerde olduğu gibi, yüksek beklentiye sahip olmak bir miktar riskli tabii…
