Yükle Gelsin!

Müzikal seven bir insansanız ve bu memlekette yaşıyorsanız, muhtemelen biraz garip bir pozisyondasınız. Ülkemizde müzikal üretimi doyurucu bir yerde değil, zira bu janrı tiyatroda ön plana çıkartmıyoruz, sinemada ise hiç umursamıyoruz zaten. O yüzden, müzikal seven bir insan için tek bir opsiyon kalıyor: Anglo-Sakson müzikalleri. Ama işte onları…

İnanın, şu raddeden sonra dünya üzerindeki kimsenin “Arrow nasıl kurtulur?” sorusuna bir cevabı yok. The CW’nın tüm günahlarına rağmen eğlenceli, aksiyon dozu yüksek, izlemesi keyifli başlayan dizisi, son iki sezonunda yokuştan aşağı yuvarlana yuvarlana en sonunda pembe dizi buhranları durağında sert bir fren yapmış vaziyette. İşin kötüsü, çöke…

Geçtiğimiz günlerde Avengers: Infinity War’ı da yönetecek olan, Civil War direktörleri Anthony ve Joe Russo çıkıp, “elimizde Sinematik Evren’den zaten çok karakter var, bir de Televizyon Evreni’nden almaya başlarsak, vay halimize” dediler. Sonra araya bir “ya hiçbir şey imkansız değil tabi, keh keh” sıkıştırdılar da, mesaj açık ve…

Çocukluğunuza damga vurmuş filmleri yetişkin hâlinizle dönüp izlemek iyi bir fikir değildir genel olarak, zira çok yüksek ihtimalle bulduğunuz şey, eskiden hayalini kurduğunuz şeye benzemeyecekir. O yüzden, asırlardır Space Jam’e dokunmuyorum. Küçükken sabah saat altıda çizgi film izlemek için açtığı televizyonda, spikerin telefon bağlantısıyla anlattığı bir “en-bi-ey” maçına…

FPS’lerle genel olarak aranız olsun, olmasın; Call of Duty serisiyle ilgili ister pozitif düşünün, ister negatif. Bence bir şeyde mutabık olabiliriz: Call of Duty 4: Modern Warfare muhteşem bir oyundu. Half-Life 1’in ortaya attığı, Half-Life 2’nin cilaladığı “scripted set pieces” denilen, “planlanmış aksiyon sekansları” mefhumunu mükemmel kullanıyordu Modern…